BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ermeni meselesinden gına geldi!

Ermeni meselesinden gına geldi!

Fransız Milli Meclisi'nin, 1915'te, Osmanlı İmparatorluğu'nda, Ermenilere, güya "soykırımı" yapıldığını, mevcut 52 milletvekilinin tümünün ittifakı ile, resmen ve kanunen, tanıması, doğrusu benim için hiç de sürpriz olmadı.



Fransız Milli Meclisi'nin, 1915'te, Osmanlı İmparatorluğu'nda, Ermenilere, güya "soykırımı" yapıldığını, mevcut 52 milletvekilinin tümünün ittifakı ile, resmen ve kanunen, tanıması, doğrusu benim için hiç de sürpriz olmadı. Şimdi iyi niyetli, daha doğrusu, budala isek, bazıları gibi, bu konudaki kanunun, bir tek cümleden "Fransa 1915'te Ermenilerin maruz kaldığı soykırımını tanır" ibaresinden, ibaret olmasına şükredebilir veya "Aman ne iyi, 19. yüzyılın sonundaki Ermeni olaylarına atıf yok" diye memnun olabilir, "bu kanunda yaptırım yok" diye de rahat edebiliriz... Kaldı ki bu kanunun, gerçekte bir yaptırımı da olacak: Özgürlükler ülkesi Fransa'da, dostumuz, dostum, Profesör Bernard Lewis, iki yıl önce Ermeni olayları konusunda "soykırım yoktur" diye yazdığı için cezalandırılmıştı. Çıkarılmasına muhakkak gözü ile bakılan bir yan kanunla akademik ve tarihi gerçekleri iddia etmek de cezayı gerektiren bir suç olacak. Osmanlı'yı inkâr Kendi asıllarını inkâr edecek, babalarının, dedelerinin Osmanlı olduklarını, Osmanlı devletinde, Osmanlı ordusunda hizmet ettiklerini unutacak kadar gafil olanlar gibi, "Osmanlı devletinin, Osmanlıların suçunu neden üzerimize alıyoruz, alınganlık ediyoruz" diyenlerimiz de var... Bunlar, Osmanlıların aslımız olduğunu biz unutsak da, yabancıların, Avrupalıların, ne şimdi, ne de hiçbir zaman, bunu unutmadıklarını da anlamıyorlar. Türk düşmanlığı onlarda, bazılarımızın Türklük duygularının her nedense, pek köklü olmamasına karşılık çok köklü ve ataerkil; Avrupa Birliği konusunda da, bizi asla içlerine sindirememelerine amil olan -bizim de Avrupa tutkumuzda dikkate almamız gereken- faktör de bu! Fransa ve İtalya ve ilerde belki de gene ABD böyle tasarıları kabul ettikçe, haklı olarak gösterdiğimiz tepkilere ve bizim uygulamamız gereken "yaptırımlara" karşı da, içimizden çatlak sesler çıkıyor: "Aman gâvura kızıp Oruç bozmayalım".. Yani aşırı reaksiyonlar göstermeyelim, "yarabbi şükür" diyelim, hatta bir tokat daha yemek için öteki yanağımızı da uzatalım" diyenlerimiz de var. Ama CUMHURİYET gazetesinin başyazısında ifade edildiği gibi "Bugün papaza kızan Türkiye'nin oruç moruç tuttuğu da yoktur... Oruç tutmayı göze alabilsek ondan sonra, papaza kızıp kızmamak iradesini kazanabiliriz!" Ancak bizde bu aymazlık oldukça, Fransa'nın son haltına karşı kızgınlığımız da saman alevi gibi çabuk söner... Tarihe bırakmak Bir de "bu olayları tarihe bırakalım" gibi, Fransa'nın Başbakanı Jospin'in, Fransızların çok daha yakın geçmişte, Cezayir'de işledikleri cinayetler için söylediklerini tekrarlamak var. Galiba bizim yeni Cumhurbaşkanımız da ABD'deki Ermeni tasarısı konusunda, aynı şeyleri ,"tarihçilere bırakalım" şeklinde söylemişti. Ermeni konusunda ömrümün elli yılını çoğunlukla Amerika'da, tarihi gerçekleri ortaya koyarak mücadeleyle geçirdikten ve bu yüzden de Ermenilerin sözlü, bombalı tehditlerine hedef olduktan sonra, bu iddialara karşı tarihle ve gerçeklerle mücadele edilemeyeceğini ve ne söylersek söyleyelim, arşivlerimizi sonuna kadar açalım, Avrupalıları asla ikna edemeyeceğimizi idrak etmiş bulunuyorum. Fransa'daki netice üzerine, diplomatlarımızı da görevlerini yapmadılar diye suçlamanın yeri yok. En az bir yüzyıldır, beyinleri Ermeni iddiaları ile yıkanmış olan Avrupalıları, Amerikalıları ikna etmenin ve hele siyasi oy amaçları olan parlamenterlerine gerçeklerı anlatmanın imkanı ve faydası yoktur. Biz bu konuda birlik olalım ve suçluluk kompleksine girmeyelim yeter. "Avrupalılar niçin bizi bölmek istesinler" diye bizleri Sevr paranoyağı olmakla suçlayanlar mümkünse ders alsınlar -tabii alabilirlerse- yeter! İçimizden "Birlik olalım" diyorum çünkü önce yukarıda sözünü ettiğim, bu konudaki çatlak ve acayip seslerden başka bugünlerde internet ve email kanallarında ortaya çıkan tehlikeli bir eğilimden endişeleniyorum: Bizi şuurlu, kasıtlı olarak bölmek isteyenlerden başka, bazı gençlerimiz, iyi niyetle bir saf ırk modasına kapılmışlar, "O Türk değil, bu Türk değil, şu devşirme kökenli, mesela Lazlar Rum ve Ermeni kökenli" gibi tartışmalar yapıyorlar... Bu gençlerin Türklük ve Türkçülük heyecanlarını anlıyor ve takdir de ediyorum; ben de gençliğimde bu heveslere kapılmıştım, ta ki gerçekleri anlayana kadar! Tarihte, Türklüğe bazı devşirmelerin ve başka kökenlerden gelen kişilerin ihanet ettikleri de gerçek ama saf Türk olanlar da ihanet etmemişler midir? Bunlar karşısında başka kökenlerden gelip Türk vatanperverleri ve milliyetçileri olarak hizmet edenlerin, hayatlarını feda edenlerin, Cumhuriyetin temelinde taşları olanların yanında kaç kişi kalırlar? En önemlisi , "O Türk değil, bu Türk değil" tasfiye hareketine girişirsek, bu ülkede beş on göbek ötesine kadar saflık iddia edebilen kaç kişi kalır? O zaman ülkeyi asıl biz kendimiz bölmüş ve bu vatanın sahipliğinden kendi kendimize feragat etmiş oluruz. Rahmetli Alparslan Türkeş de bunun için ırkçılığı en büyük tehlike addederdi; "mozaik " kelimesine de kızar, Türklüğün bütün renklerin mezcedildiği ve fakat TÜRK renginin ve "mayasının" en asıl ve egemen rengi oluşturduğu, muhteşem bir tablo olduğunu hep söylerdi. En önemlisi Atatürk de "Ne mutlu Türküm diyene" sözleri ile bu vatanda, kendilerini Türk addeden herkesi kucaklamıştı. Bizi bölmek isteyenler bu kadar çok iken bu kendi kendimizi bölmek çabaları son zamanlarda nereden çıktı anlamıyorum. Günün incileri Bu yazılanın altına yakışır diye Serdar Turgut'un 12 Ocak tarihli köşesinden bir alıntı; "Geçenlerde Yalıkavak'tan Bodrum'a doğru gidiyorduk. Rana (herhalde eşi) bana 'Gel bak şurada bir Türkmen köyü var, gidip gezelim' dedi. Ben de ona bunu kat'iyen yapmayacağımı, Türklerden fazla hoşlanmazken, bir de sonunda 'men' taşıyan Türklerden hoşlanabilmem için hayatta bir neden olmadığını söyledim" (aynen) Özbek yetkililer THY'nin sis yüzünden Taşkent'e inmek zorunda kalan 96 yolcusuna -vizeleri olmadığı için uçaktan inmelerine izin vermemişler. 1- Bişkek de neresi? 2- Oraya gitmek isteyen neden 96 adet insan var? Bu insanlar rasyonel mi, yoksa ruhsal bir hastalık mı geçirmekteler? 3- Özbekistan da neresi? 4- Özbekler de oradaki başka abuk ülkeler gibi Türk mü?" Şimdi bu sözler latife ve şaka ise, latife latif gerek ve anlaşılır olması gerek. Yok değil de yarı ciddi ise, başka diyeceğim yok; kem sözler sahibine aittir. Ancak bu ciddi veya espri sözlerin, başlığında "Türkiye Türklerindir" sloganı bulunan HÜRRİYET gazetesinde yer alması ve pek de tepki görmemesi de çok düşündürücüdür. Aslında, içimizde bu kadar çatlak ve çatlak ses varken, düşmanlara da pek ihtiyaç yok ya!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT