BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Köye gelen yabancı...

Köye gelen yabancı...

Adam bir iki tereddüt etti ama demek ki çok yorgunmuş. İtiraz etmeden kalktı. Eve doğru yürüdü. Bizim orada şilte dedikleri kalın yer minderlerinden koyup, yaslanması için yastık verdim. Ayaklarını uzatıp dinlenmeye başladı. Gözü ise dört dönüyor...



Onca sıkıntı yetmezmiş gibi şimdi bir de sözde Ermeni soykırımı yapılmadığını dünyaya anlatmamız kaldı. Yüzyıllarca, “kavm-i sadıka” olarak iç içe yaşadığımız Ermeni vatandaşlarımızla önce aramızı bozdular. Bizi birbirimize düşürdüler. Sonra da kendi menfaatleri uğruna soykırım iddiaları ortaya atıyorlar. “Kars’ın ilçelerinden birinde yaşanan hadisedir bu. Bizzat ninemin ağzından naklediyorum” diyerek anlattı bir okurumuz. Belki aramızı kimlerin nasıl niçin bozduğunu anlamaya katkısı olur. “Bir yaz mevsimi... Taa 1940’lı yıllar. Öğle sıcağı ki ortalığı yakıp kavuruyor. Köyün erkeklerinin tamamına yakını tarlada çalışıyor. Köyde muhtar, birkaç yaşlı erkek var o kadar. Bir ara avluya çıkmıştım... Baktım bana doğru, bir yabancı geliyor. İri yarı izbandut gibi biri. Sırtında heybesi, elbisesi yırtık pırtık. Deli desen değil. Dilenciye de benzemiyor. Ben böyle düşünürken, adam ta yanıma kadar gelmişti bile. Düşünün bir kere, etrafta kimseler yok. İri kıyım, üstelik ne olduğu bilinmeyen bir adam. Korktum ama belli etmeden hafifce kenara çekildim. Sesime ciddiyet kazandırarak sordum: -Buyur kardeşim ne istiyorsun? Adam, başı öne eğik halde, değişik bir şive ile yalvarır şekilde konuştu: -Çok uzak yoldan geliyorum. Karnım aç. Yorgun haldeyim. Ne olur bana biraz yiyecek ver! Bizim civarda, bir ricada bulunurken genelde Allahın adı zikredilir. Bu adamın hem konuşması bozuk Türkçe idi, hem Allahın adını anmıyordu. İçten içe şüphelendim adamdan. Sırtında kocaman bir heybe var ama içi dolu. Ne olduğunu da bilmiyorum. Reddetmedim. Eve yönelirken cevap verdim: -Şöyle avluda bir ağacın dibine otur da yiyecek birşeyler getireyim. Adam hiç itiraz etmeden, avluda bulunan koca dut ağacının dibine kıvrılıverdi. İçeri girerken düşünüyorum.Ya ben içerdeyken fikrini değiştirirse. O zaman ben bağırıp çağırsam da kimseye duyuramam. Civarda kimseler yok. İçeri girerken o değilden ardıma baktım. Adam hiç yerinden kıpırdamamış. Hemen kapıyı içerden sürgüleyip, evde ne varsa yavan yaşık birşeyler götürmeye niyetlendim. Fakat sonradan aklıma geldi. Dedim ki kendi kendime: “Ya bu adam kötü niyetli ise? Ya arsız ya hırsız ise? Yahut ne malum bir ajan olmadığı?!.” Yiyeceklerin hepsini birden vermekten vazgeçtim. Önce ekmek götürdüm bıraktım önüne. Ardından yoğurt almaya gittim. Mahsustan oyalanıyorum ki vakit geçsin... Belki o zamana kadar köyün içinde bir erkek denk gelir de hadiseye el koyar. Su istiyor, yarım saatte getiriyorum. Ekmek istiyor yine bir o kadar geç getiriyorum. Fakat adam benim ağırdan almama aldırış etmiyor. Öyle de acıkmış ki, tarif edemem. Bu arada yanıbaşında bulunan heybesine gözüm ilişti. Heybenin içinde önemli birşeyler vardı galiba. Çünkü heybeyi yanıbaşından hiç ayırmıyordu. Eskiden ne cesaret varmış bizde. Şimdi olsa asla cesaret edemem. Heybenin içinde ne bulunduğunu, bu adamın kim olduğunu merak ettim. Öğrenmem lazımdı. Ama az sonra kalkıp gidecekti. En son birşeyler götürdüğümde, gayet saf bir şekilde dedim ki: -Misafir odası müsait, yorgun olduğunuz belli. İsterseniz biraz dinlenin! Adam bir iki tereddüt etti ama demek ki çok yorgunmuş. İtiraz etmedten kalktı. Eve doğru yürüdü. Bizim orada şilte dedikleri kalın yer minderlerinden koyup, yaslanması için yastık verdim. Ayaklarını uzatıp dinlenmeye başladı. Gözü ise dört dönüyor. Heybesini yanından hiç ayırmıyor. İçimden “İnşallah birazdan dalıp gider de, kapıyı üzerinden kilitlerim” dedim. Pek uykusu yoktu veya uyumak istemiyordu. Ama bir ara gözlerini uğurlayıp kapıyı hızla çektim. Ben kapıyı çekerken farkına varıp yerinden bir ok gibi fırladı ama anahtar kapının üzerindeydi. Hemen kilitledim. İçeride öyle bir haykırıyordu ki tarif edemem. Kapıyı kırması mümkün olsa kıracak. Şimdi ne yapmalıydım. Kapıdan ayrılıp kara kara düşünmeye başladım... ¥ Devamı yarın
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT