BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ermenilerin Bakü, Gence-Hocalı, Karabağ katliamları

Ermenilerin Bakü, Gence-Hocalı, Karabağ katliamları

Haydar Aliyev’in Paris temasları sonucu yaptığı açıklamalardan ben ikna olmadım. Türkiye’deki kamuoyu da rahatsız olunca, Ankara’daki Azerbaycan Büyükelçiliği bir açıklama yaparak gerilimin büyümesine mani olmak istedi.



Haydar Aliyev’in Paris temasları sonucu yaptığı açıklamalardan ben ikna olmadım. Türkiye’deki kamuoyu da rahatsız olunca, Ankara’daki Azerbaycan Büyükelçiliği bir açıklama yaparak gerilimin büyümesine mani olmak istedi. 10 gün sonra Azerbaycan Parlamentosu hem Türkiye’yi kuşatmaya çalışan ve Sözde Ermeni Soykırımı’na destek olan batılı ülkelere çağrıda bulundu, hem de Azerbaycan’daki Ermeni işgalini dünya kamuoyuna aktarmaya çalıştı. Bu ne sür’at, şaşmamak kabil değil politikaya. Ankara’daki Azerbaycanlı Gençler daha hızlı çıktı. Diplomasiyi değil de soydaşlığı, dindaşlığı, tarihi hakikatleri, insanlığı dostluğu öne koydular. Azerbaycan Genç Aydınlar Harekatı Ankara Şubesi’ne mensup bir grup üniversiteli Fransa Büyükelçiliği’ne giderek “Tarihi tarihçilere bırakmayan” Fransa’yı kınadılar. Bildiriyi de Başkan Üzeyir Salmanoğlu okudu. Fransa’daki gelişmeyi gerçek dışı, utanmaz, haysiyetsiz bir saldırı olarak değerlendirdi Salmanoğlu. Sonra şöyle dedi: - Ermeni sorunu, Dünya Türklüğü’nün Ortak Meselesidir. Ermeni konusunda Ankara ile Bakü’nün stratejik ortaklığını kimse bozamaz. Unutulmamalıdır ki, Ermenistan Rusya ve Batılı ülkelerin desteğiyle Azerbaycan’ın %20’sini hâlâ işgal altında tutmaktadır. Bir milyon insan göçmen durumundadır. Ve 10 yıldır çadırlarda yaşamaktadır. Büyük Ermenistan rüyası Sonra Ermeni katliamlarından örnek veriyorlar Bakülü Gençler: - 1905 Bakü Katliamı, 1918 Güney Azerbaycan ve Gence Katliamı, 1992 Hocalı Katliamı. Karabağ’da Ermeniler 45 bin Azerbaycanlıyı şehit ettiler. 110 bin insanımız sakat kaldı. Karabağ savaşında Ermenilerin gerçek soykırımcı oldukları tescil edilmiştir. Katili destekleyenler onlardan daha çirkindir, iğrençtir. Sonra sordum gençlere, “Ermeniler ne istiyor peki?” Cevap netti, iddialı ve belgeliydi: - Büyük Ermenistan hayalini gerçekleştirmek. Ermeni lobisi asılsız iddialarını belli başlı devletlerde yasal teminat altına alıyor. Konu dünya siyasetine yön veren devletlerce kabul gördükten sonra, Ankara’nın kabul edip etmemesi etkili olmayacaktır. Sözde soykırım iddiasının asgari yaptırımı Almanya’nın Yahudilere ödedikleri soykırım tazminatı emsal teşkil edecektir. Türkiye’den toprak istemeye kadar varacaktır bunun sonu. Türkiye parçalanmak isteniyor. Büyük Ermenistan da kurulmak. Araştırmacı-Tarihçi Cezmi Yurtsever’den öğrendiğime göre de, AB sürecinde ülkemizden toprak talebine hazırlanan Ermeniler, ajanları vasıtasıyla Adana Kozan’dan tapu bilgilerini çalmışlar. Nalbantyan Ailesi gerçekleştirmiş bunu. Hakkı Dağdeviren’i avukat tutmuşlar. Kozan’daki kendilerine ait olduklarını iddia ettikleri arazilerini istiyorlarmış! Gençler haklı. Ermeniler rüya görmeyi sürdürüyorlar. Süper güçler de onları bölgenin jandarması yapmaya kararlı. Ama Türk ise zor günlerin insanı. Dinamik birikimleri siyasete taşımak Birinci Lig gibi, Meclis’imizi de özlemişim. Dün parti grupları vardı, genel kurul vardı. Daha da önemlisi arayışlar vardı, uzlaşma girişimleri vardı. Vardı ama gruplarda da ciddi sorun vardı. DSP hâlâ ser verip sır vermiyor. Her şey Ecevitlerin iki dudağının ucunda. MHP ketumiyetini koruyor. Artık az konuşmuyor ama, yeterli de konuşmuyor. Fevzi Şıhanlıoğlu’nun olaylı ölümü belli bir gerginliği koruyor. Bu ara DYP de MHP’yi açıktan hedef aldı. ANAP bu gelişmeden memnun. Ancak kendi tabanındaki çözülmeyi de göremiyor veya arka plân’a attı. Prof. Halil Cin, Uğur Aksöz, Barlas Doğu ve Tevfik Diker ile İlhan Kesici’ye kanca atıldığı duyumları bile ANAP’ı hareketlendiremiyor. Fazilet kendi derdinde. Yargıtay’ın kapatılması için 2. iddianamesi de gitti. Sorun yenilikçi-gelenekçi falan değil. FP can derdinde. DYP bütün hatlarıyla atakta. Cesur geliyor. Mehmet Ağar bile DYP kuşatmasının sıcaklığında. Çiller ve arkadaşları da form tutuyor. En atak partiler ise parlamento dışı. BBP her gün bir ilde program uyguluyor. Bütün kurmaylar taşrada, Anadolu karış karış dolaşılıyor. Başkent’i boşalttılar. İlk seçimde MHP patlamasına benzer bir potansiyelle parlamentoda olacaklarına inanıyor yöneticiler. Halkla örtüşmelerini de buna referans veriyorlar. Atak’ta medyatik olan ise CHP Deniz Baykal ile her gün tartışılır oldu. CHP Edebali’nin Osman Gazi’ye vasiyeti değil sadece odasına asılan Sayın Baykal’ın, Kırım Türkleri ziyaret ediliyor, kımızlar içiliyor. Bir başka tekel de kırılıyor. Fikri Sağlar, Murat Karayalçın, Ercan Karakaş, Altan Öymen, Aydın Güven Gürkan ve Seyfi Oktay CHP’nin bilim-yönetim ve kültür platformuna ve organizatör Bülent Tanla’ya karşı olsa da; kendini yenileyen, yıpranmamış, eskiden yenilmemiş, dinamik, liberal ekonomiyle uzlaşan, eşitlik ve sosyal adalete yeniden programlarında yer veren, koşullara uygun solun yeniden yapılanmasını dikkatle izlemekten de geri değiller. Birikimli insanların katkılarını siyasete taşımak isteyen CHP, bunu yıllar önce uygulayan DSP ile tartışıyor. Uluç Gürkan karşı çıkıyor Ziya Aktaş, Rıdvan Budak ve Tahir Köse ise dinliyor ve gözlüyor. Siyasette arayış ve atılım hızlandı kim ne derse desin. Hatice’den önce netice 1960’lı yıllarda daha ihtilâlin her kesim üzerinde etkisi kalkmamış iken Gaziantep Ağır Ceza Başkanı Abdülmecid Belli’nin düşünce özgürlüğü suçu üzerine verdiği karar “Türkiye’de Hakimler Var” diye kitaplaşmış, elden ele dolaşmıştı. Şimdi de “Türkiye’de Savcılar Var” demek istiyorum bütün içtenliğimle. En başta da Talat Şalk. Mavi Enerji Vurgunu’nun üzerine gitmek mangal gibi yürek ister. İnşallah emekleri zayi olmaz. Ve hakeza kasırga, paraşüt gibi bütün operasyonlarda katkısı olan savcılar. Ah bir de neticesini görebilsek. Birkaç nesil ertelenmese noktalama.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT