BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > HIRKA-i SAÂDET

HIRKA-i SAÂDET

Resulullah Efendimizin Kaside-i Bürde sahibi Ka’b bin Züheyr hazretlerine hediye ettiği Hırka-i Saâdet, ramazan ayının 15. günü ziyaret edilirdi



Ramazan Günlüğü 20 RAMAZAN 1432 Derd ve belâ, günâhların çok afv edildiğini gösterir. Günâhların çok olduğunu göstermez. [Se’âdet-i Ebediyye] > Abdülhakim Arvas Züheyr bin Ebû Sülma’nın oğlu Ka’b, babası gibi ünlü bir şairdir. Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) İslamiyet’i tebliğ etmeye başladığı günlerde Ka’b, kendisine sormadan Müslüman olan kardeşine çok kızmış ve sert bir mektup yazmıştır. Mektupta hem kardeşine hem de Müslümanlara sataşan beyitler yer alır. Uzun bir murakabeden sonra Müslüman olmaya karar veren Ka’b, Medine’ye gider. Fahr-i âleme hitaben yazdığı “Bâ-net Suâdü” [sevgili uzaklaştı] mısrası ile başlayan kasideyi okur. Server-i kainat efendimiz kasideyi çok beğenirler, üzerlerindeki hırkalarını (bürde) çıkarır ve Ka’b’ın omzuna bırakırlar. İşte bu yüzden zikrolunan şiir, “Kaside-i Bürde” olarak anılagelir. YILLARCA MUHAFAZA EDİLİR Peygamberimizin hediye ettiği bu hırka, Hazret-i. Muaviye tarafından Kâ’b bin Züheyr hazretlerinin vârislerinden satın alınır. Zamanla Emevilere, Abbasîlere geçer. Mısır’ın fethinde Mekke Şerifi tarafından diğer kutsal emanetler ile birlikte Yavuz Sultan Selim Han’a teslim edilir. Yavuz Sultan Selim Han, İstanbul’a getirdiği mübarek emanetleri, Topkapı Sarayı’nın Enderun denilen iç avlusundaki has odaya yerleştirir. Fatih devrinde inşa edilen has oda, padişahların makam odasıdır; devlet işleri burada görülür, ibadetler burada yapılır. Has odada padişahın yanı sıra maiyeti de bulunur. Kırk kişiden oluşan has odalı ağalar sarayın en üst düzey görevlileridir. Enderundaki çeşitli koğuşlarda yetişen ağaların en kabiliyetlileri has odaya alınırdı. Osmanlı hükümdarları, resmi protokol olarak her ramazan ayının on beşinde Hırka-i Saâdet Dairesine gelir, özel merasimle bu hırkayı ziyaret eder. Ardından saray kadınları ve halk ziyarette bulunur. Pâdişahların Hırka-i Şerifi ziyaretleri dolayısıyla Hırka-i Saâdet Alayı düzenlenirdi. Saray teşkilatına göre; Hırka-i Saâdet’in baş muhafızı ve hizmetkârı hükümdardır. Bu uygulama 3 Nisan 1924’e kadar devam eder. SARAY MÜZE OLUNCA... Hırka-i Saâdet Dâiresinde 1518’den 1924 tarihine kadar dört yüz altı seneden fazla aralıksız Kur’ân-ı kerîm okunur. Saltanatın kaldırılmasından sonra 1924’te Topkapı Sarayı’nın müze olarak halkın ziyaretine açılmasına karar verilir. Emanetlerin anahtarları Hasoda Başeskisi Rasim Efendi’nin elinde bulunmaktadır. 1927’de Rasim Efendi anahtarları Müze Müdürüne teslim eder ve emanetler envantere kaydedilir. Emânetler, 1962 yılında halkın ziyaretine açılır 1980 yılında odada Kur’an-ı kerim okunmasına karar verilir. Bir müddet sonra bu uygulamaya son verilir, ancak 1991’de yeniden başlar. 1996’dan beri de 24 saat kesintisiz Kur’an-ı kerim okunmaktadır. Sultan Vahideddin’den Abdülhakim Efendi’ye mendil Sultan Vahideddin Han, ramazanda Hırka-i Saâdet ziyareti için Seyyid Abdülhakim Efendi’yi davet eder. Bu vakanın devamını hizmetlerini gören Şakir Efendi şöyle nakletmektedir: “Sultan, tam Hırka-i Saâdet’in bulunduğu odanın kapısına gelince, “Abdülhakim Efendi nerede?” diye sordu. Oradaki kalabalık birbirlerine bakıştı. O isimde birisini tanımıyorlardı. Arkaya doğru haber verdiler. Abdülhakim Efendi, “Benim ismim Abdülhakim” deyince, “Sultan sizi istiyor” deyip, hemen yol açtılar. Sultan kendilerini bekleyip yan yana Hırka-i Saâdet’in bulunduğu odaya girdiler. Beraberce ziyaret ettiler. Çıkışta Sultan bereket sayarak orada olanlara birer mendil, ona ise iki mendil hediye etti. Ben dış kapıda Efendi’yi bekliyordum. Geldiler, “Sultan herkese bir mendil verdi, bana iki tane... Birisi senindir” dediler. Hırkanın olduğu odayı BiZZAT padişah yıkardı Padişah, ramazanın 15. gecesi Topkapı Sara-yı’ndaki Hırka-i Saâdet dairesine gelir. Tülbent ağası, altmış kadar tülbent, sünger ve gülsuyu dolu gümüş kapları buraya getirir. Padişah, sandukanın bulunduğu gümüş şebekeyi bizzat silerek temizler. Her yer pırıl pırıl temizlenerek ödağacı yakılmak suretiyle ıtırlanır. Padişah, sadece kendinde bulunan altın anahtarla sandukayı açar, işlemeli atlas bohçadan Hırka-i Saâdet’i çıkarır. Başta padişah olmak üzere, davetliler, sağ omuzlarına koydukları tülbent üzerinden hırkayı öperler. Hem hırka zedelenmez, hem de tülbentler hatıra kalır. Has oda ağaları da yüksek sesle Kur’an-ı kerim okurlar. Merasim bitince, padişah, Hırka-i Saâdet’i tekrar sandukaya yerleştirir. Her güne bir dua SU İÇERKEN okunacak duâ Suyu Besmele ile üç nefeste içmeli, her nefeste ağzını bardaktan çekmelidir. Peygamber efendimiz de böyle yaparlardı. Birinci nefeste Rabbine, verdiği nimet sebebiyle şükretmeli, ikinci nefeste, kendisine ortak olmaması için Allahü teâlâ’ya şeytandan sığınmalı, üçüncü nefeste içtiği suyun şifâ olması için Allahü teâlâ’ya niyazda bulunmalıdır. Her nefesin sonunda da Allahü teâlâ’ya hamd ederse, “Elhamdülillah” derse içtiği su, diğer su içmesine kadar karnında tesbîh eder. Hadîs-i şerîfde: “Günahı çok olan, çok su dağıtsın” buyurulmuştur. Peygamberimiz buyurdu ki: “Su içeceğiniz vakit, ayakta içmeyiniz! Vücudunuza zararlıdır. Yalnız abdestten artan su ve zemzem-i şerif ayakta içilir.” Beytullah’ta ramazan bir başkadır Ramazan-ı şerîf ayı en güzel mukaddes topraklarda, yani Kâbe-i Muazzama veya Mescid-i Nebî’de yaşanır. Bunun farkında olan çok sayıdaki mü’mîn, her yıl bu keyfi çıkarmak için kutsal toprakların yolunu tutar. Akşam ezanıyla birlikte Kâbe-i Muazzama ve Mescid-i Nebî’nin avlusunda inanılmaz bir heyecan ve hareketlilik başlar ki bu, “Ne olur benim ikramımla orucunu aç” koşturmasıdır. Hurmayı memleketinde yemek şöyle dursun, teravihi Kabe-i Muazzama’nın yanı başında kılmanın keyfini ancak yaşayanlar bilir. İstanbul Pilavı Malzemeler > 280 gr pirinç > 40 gr sıvı yağ > 1 tatlı kaşığı tuz > 2 su bardağı et suyu > 1 fincan dolusu haşlanıp kabuğu soyulmuş badem > 1 adet haşlanmış tavuk göğüsü > 1 çay kaşığı safran > 1 fincan haşlanıp kabuğu soyulmuş yeşil fıstık Hazırlanışı: Et suyuna safranı ilave edip kaynamaya bırakın. Badem ve fıstığı kaynar suya atıp 5 dakika bekletin. Kabuklarını soyun, az bir yağla bademi, fıstığı ve tavuğu soteleyip bir kenara koyun. Ayrı bir tencereye yağı koyup kızdırın. Pirinci ıslayıp, yıkayıp sızdırın ve tencereye koyun. 5 dakika kavurun, tuzunu atın, sotelenmiş malzemeyi ilave edin ve et suyunu verin. 10 dakika demlendirin, karıştırıp servis yapın. > Mantar Çorbası, İstanbul Pilavı, Zeytinyağlı Biber Dolması, Un Helvası
Reklamı Geç
KAPAT