"Lübnan Kürt Yardım Derneği" Başkanı Zekeriya Fahro, Türkiye'de son 10 yılda Kürtlerin refaha kavuştuğunu, ancak bu durumun kendileriyle uyuşmayan bazı kesimleri rahatsız ettiğini söyledi.
Suriye Kürtleri ile Irak Kürtlerinin konumunun değiştiğinin altını çizen Fahro, "Suriye'de Kürtlerin özerklik talebi, Irak Kürtleri gibi başarılı olamaz. Çünkü Irak Kürt bölgesinde petrol var, Suriye'de ise yoksullukla boğuşuyorlar. Türkiye Kürtlerine gelince onların durumu ise ne Suriye ne de Irak Kürtlerin durumuna benziyor. Türkiye'deki olumlu havayı bozmaya yönelik çabaları kabul etmiyoruz" ifadelerini kullandı.
- "Türkiye'de çatışmaların alevlenmesi kabul edilemez"
"Lübnan Kürt Yardım Derneği" Başkan Yardımcısı Muhammed İbrahim de Türkiye'nin çeşitli yerlerinde gerçekleştirilen ve PKK'nin üstlendiği bombalı saldırıları kınayarak, "Türkiye'de çatışmaların alevlenmesi kabul edilemez. Bizler de barış, kalkınma ve gelişmeden yanayız" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, PKK ile yaşanan çatışmaların son bulması için elinden geleni yaptığını ve bu konuda başarılı olduğunu söyleyen İbrahim, "Barıştan zarar görenlerin dışında herkesi sevindiren çözüm süreci, biz Lübnan Kürtlerini de sevindirdi" diye konuştu.
- "Çözüm sürecini bu noktaya getiren batı"
"Çözüm süreci'nin durgunluk noktasına gelmesinin arkasında Ortadoğu'yu yıkmaya çalışan batının olduğunu" ifade eden İbrahim, şunları söyledi:
"Bizler, Türkiye ve dünyanın her yerinde meydana gelen şiddet olaylarına karşıyız. Haklar, savaş ve kan dökmekle değil, siyasi çalışmalarla elde edilir. Son seçimde Kürtlerin Türkiye parlamentosuna girmesi, olumlu yönde ciddi bir adım ve büyük bir demokratik gelişmedir. Bu dönemde ırklar arasında savaş olmadığı gibi Kürtler ile Türkler arasında da yoktur. Bu nedenle Türkiye ve bölgenin iyiliğini istemeyen dış seslere kulak verilmemelidir."
- "AK Parti'den önce 'Kürt' ismi yasaktı"
Dünyadaki tüm Kürtlere, kan dökme ve savaştan uzak bir siyasi metod üzerine yoğunlaşmaları çağrısında bulunan İbrahim, Lübnan'daki Kürtlerin yaklaşık 100 yıl önce ayrıldıkları Türkiye ile bağlarının hala güçlü olduğunu belirtti.
İbrahim ayrıca, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani'nin, 27 Temmuz'da "şahsi düşünceleri" olarak nitelendirdiği yazılı açıklamasındaki, "AK Parti iktidarından önce 'Kürt ve Kürdistan' ismi yasaktı. Bununla birlikte Kürtlere ait bütün işaretler de bu yasak kapsamındaydı. Türkiye'de barışçıl bir sürecin oluşması için her türlü çabayı ortaya koyduk. Uzun diyalog ve müzakerelerden sonra AK Parti ve Sayın Erdoğan'ın, Türkiye'de Kürtlerle ilgili önceki partilerden farklı bir düşünce ile siyaset tarzına sahip olduğunu gördük. Yaptığımız uzun uğraşlar sonucu Sayın Öcalan'ın da barış görüşmelerinin ana taraflarından birisi olmasını sağladık. Bu, büyük bir ilerlemeydi. Çünkü AK Parti'den önceki hükümetlerin Sayın Öcalan'la nasıl muamele ettiklerine ve ne gibi hakaretlerde bulunduklarına şahit olmuştuk" ifadelerini övgüyle zikretti.
Lübnan Kürt Yardım Derneği Genel Sekreteri Mustafa Fahro ise Türkiye'de yaşanan son terör olaylarına ilişkin, "Ortadoğu'da yaşananların devamı olarak batının, Türkiye'yi zarara uğratma çabalarıdır" değerlendirmesini yaptı.
Kürt asıllı Semir Semo Mustafa da PKK'nın, tüm Kürtleri temsil etmediğini savunarak, "Bizim ana vatanımız Türkiyedir. Türkler ile Kürtler arasındaki birliği yok edecek bir tehlike de yoktur. Türkiye için refah, saadet, güven ve kalkınmayı diliyorum" diye konuştu.