Irak İslam Partisi'nin eski başkanlarından ve Irak'taki Müslüman Kardeşlerin (İhvan) önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Muhsin Abdülhamit, "Irak'taki gelişmelerin arkasında İran vardır. Irak'a Kasım Süleymani (İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü 'IRGC' Komutanı) ve İran hükmediyor" dedi. 
Irak'taki siyasi durumu AA muhabirine değerlendiren Abdülhamit, ülkede her şeyin mezhepçilik üzerinden yürüdüğünü, herkesin ırkçılık peşinde olduğunu, İslam hakikatinin unutulduğunu savundu. 
- "Irak'ta ne oluyorsa müsebbibi İran'dır"
İran'ın, Irak üzerindeki etkisine değinen Abdülhamit, "Irak'taki gelişmelerin arkasında İran vardır. Irak'a Kasım Süleymani ve İran hükmediyor. Bu benim iddiam değildir, bütün dünya biliyor. Herkes çok iyi biliyor ki Irak'ta ne oluyorsa müsebbibi İran'dır. Bu çok açık ve seçik ortada. İran'ın kendisi de inkar etmiyor" diye konuştu. 
Ülkedeki Sünnilerin dini ve siyasi mercileri olmadığına ve bu nedenle birlik olamadıklarına dikkati çeken Abdulhamit, şunları söyledi: "Irak'taki Sünniler paramparça. Çok ihtilaf var aralarında. Ne dini bir mercileri var ne de siyasi. El Kaide ortaya çıktı ve ABD'ye karşı savaştı, sonra da Irak'ta Baas yeniden dirildi. Sünniler dışarıdan bir müdahaleye de izin vermedi, kendileri de bir şey yapamadı. Bu şekilde kendilerine zulmettiler. Biz zamanında Sünnilerin çatışmalara ve terör olaylarına bulaşmaması gerektiğini savunduk. Siyasi süreci işletelim ve demokratik yollarla hareket edelim dedik. ABD'ye karşı mücadele yanlıştı. Çünkü Iraklıların ekseriyeti Saddam'ın devrilmesi için ABD'nin gelişine olumlu baktı ve bunu destekledi. Sünni kesimden bazılarının ona karşı savaşması ABD'nin farklı bir yol izlemesine neden oldu."
Abdulhamit, Şiilerin hem siyasi hem de dini mercilere sahip olmaları nedeniyle vaziyete kolayca hükmettiğine işaret ederek, "Bu avantajı kullanarak her şeyi ellerine aldılar. Şiiler, ABD ile müttefikti ve bu nedenle Irak'a girmesini istedi. İran da bunu destekledi ve arkasında yer aldı" ifadelerini kullandı. 
Abdülhamit, Sünnilerin Irak'ta azınlık olmadığına değinerek şunları kaydetti: "Eğer Kürtler, Türkmenler ve diğer unsurları da sayarsak Sünniler Irak'ta çoğunluk olur. Irak'ın 5 büyük vilayeti Sünnidir. Irak'taki Sünniler genel olarak Abdunnasır ve Baas'ın da etkisiyle İhvan'dan nefret eder duruma geldi. Özellikle Baas rejimi, bütün gücüyle, kurmuş olduğumuz İslami Parti'ye saldırdı. Çünkü Sünni halk arasında başından bu yana iki örgütlenme var: Baas Partisi ile İhvan mensuplarının kurduğu İslam Partisi. Baas, İslam inancına düşman bir partidir. Özellikle de İhvan'ı kendisi için büyük bir düşman olarak görmüştür. Baas'ın, iktidarda kaldığı 35 yılda Sünni camiaya büyük katkıları oldu. Sünniler de kendilerine yapılan zulümler nedeniyle Baas'a sığındı."
- "DAEŞ'in kurulmasının esas nedeni Kürtlere ve Sünnilere düşmanlıktır"
DAEŞ'in Kürtlere ve Sünnilere karşı kurulduğunu iddia eden Abdulhamit, "DAEŞ'in İslam'la hiçbir alakası yok. DAEŞ'in kurulmasının esas nedeni Kürtlere ve Sünnilere düşmanlıktır. Bu örgütün Irak ve Suriye'de hiçbir geleceği yoktur. Fakat DAEŞ'le savaş uzun sürecektir. Çünkü arkasında büyük güçler var. İsim veremem fakat DAEŞ büyük güçler tarafından destekleniyor. Ancak DAEŞ'in kalıcı olması mümkün değildir" görüşünü dile getirdi. 
Molla Mustafa Barzani'nin, Seyyid Kutub'un asılmaması için dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır'a mektup gönderdiğini ileri süren Abdulhamit, "Barzani, Seyyid Kutub'u yakından takip eden biriydi. Fizılal-il Kur'an tefsirini nasıl temin edebileceğini sordu. Biz de size bulur getiririz dedik. Barzani'nin Kutub'a olan ilgisi Irak'taki İhvan üyeleri tarafından takdirle karşılanmıştır" şeklinde konuştu. 
Prof. Dr. Muhsin Abdülhamit, mektubun Kahire'de Abdunnasır'a ulaştığından emin olduklarını belirterek, "Arap aleminden buna benzer onlarca mektup gitmişti. Fakat Abdunnasır, Seyyid Kutub'u idam etmeye karar vermişti ve hiçbir şey onu bu kararından vazgeçiremezdi. Çünkü İhvan onunla hareket etmemiş ve ona yardımcı olmamıştı. Seyyid Kutub da Abdunnasır'ın diktatör olduğuna inanıyordu" ifadelerini kullandı. 
Heyet olarak 1967 yılının başında Bağdat hükümeti ile Barzani arasında arabuluculuk yapmak için Erbil'e gittiklerini ifade eden Abdülhamit sözlerini şöyle tamamladı: "Barzani, Irak Cumhurbaşkanı Abdurrahman Arif'le görüşmeye hazır olduğunu söyledi. Barzani, hiçbir zaman savaştan ve çatışmadan yana olmadığını ifade ederek, 'Ben Müslüman bir insanım ve bu toprağın çocuğuyum. Savaşı istemem için hiçbir neden yok. Bağdat sürekli bize saldırıyor ve köylerimizi bombalıyor' demişti. Daha sonra da Barzani ve Arif bir araya gelerek anlaşmaya vardılar. Fakat Baaslıların yaptığı darbe nedeniyle her şey bozuldu ve anlaşma uygulanamadı."