Doç. Dr. Süleyman DOĞAN sordu, rektörler cevapladı

İskenderun Türkiye’nin önemli sanayi şehirlerinden biridir. Şimdi bu sanayiyi daha da canlandıracak İskenderun Teknik Üniversitesi yükseliyor. Çiçeği burnunda İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE) Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli çalışkan, profaktif, iyi iletişim kurabilen bir yönetici portresi çiziyor. Rektör Prof. Dereli; yeni oluşturdukları üniversite logosunu anlatırken; logodaki “İ” harfinin “insanı”, “İskenderun’u” ve “inovasyonu” temsil ettiğini, kırmızı rengin “bilim tutkusunu, yenilikçiliği ve girişimciliği”, gri rengin ise  devleti, çeliği ve “çelik gibi güçlü olmayı” ifade ettiğini söyledi. Okurlarımızı Rektör Türkay Dereli ile baş başa bırakırken katkılarından dolayı Yard. Doç. Dr. Yasin Erdoğan ve Dr. Kaan Baltacıoğlu’na da teşekkür ediyorum. 
Sayın hocam, kariyer hedeflerinizde rektör olmak var mıydı?
Rektörlük zor bir idari görevdir. Üniversiteler ülkeyi dönüştürecek ve lokomotif olması gereken müesseselerdir. Kişisel olarak hiçbir zaman “rektör olmak” gibi bir hayalimiz veya ihtirasımız olmadı. Bununla birlikte, “hayalinizdeki üniversiteyi” oluşturabilmek için rektörlük görevi iyi bir fırsat sunabilir. Tek başına hiçbir şeyin anlamı yok. Biz bir takım lideri olarak, paylaşarak, insanlarımızı motive ederek güzel şeyler üretmek, bilim ve teknoloji üretmek istiyoruz, bunları topluma mal etmek istiyoruz, yaşam kalitesini yükseltmek istiyoruz.
Sizce üniversitelerin temel acil sorunları ve çözüm yolları nelerdir?
Üniversite ekosistemini de bir bütün halinde, bir bütünün içinde irdelemek gerekiyor. Ülkemizde üniversiteler genellikle meslek edindirme kurumları olarak algılanıyor. Herkes aldığı puana göre güncel olarak o dönemde hangi meslekler ön plandaysa veya iş bulma imkânı daha fazlaysa oraya yönleniyor. İhtiyaç olan alanlarda bazen hiç talep olmazken, ihtiyaç olmayan alanlarda talep çok fazla olabiliyor. Bunun için de çok iyi ihtiyaç analizleri yapmak ve yetenek yönetimi stratejileri geliştirmek lazım. Öncelikle öğrencilerin doğru zamanda doğru yere yerleşmesi gerektiğini ve doğru yönlendirilmesi gerekir. 
Üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz bu bağlamda üniversiteniz nerede duruyor?
Üniversitelerin en önemli misyonu elbette bilgi üretmektir. Bununla birlikte, İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE), sadece bilgiyi üretmekle kalmayacak, üretilen bilgiyi paylaşacak ve bilgiyi teknolojiye dönüştürerek yaşam kalitesini artırmaya odaklanacaktır. Şehrin, bölgenin ve ülkenin önceliklerini biliyoruz. ‘Teknik Üniversite’ olduğumuz için yoğunluğumuzu her şeyden önce elbette teknik bilimlere vermek istiyoruz. Ancak, bu durum, sosyal bilimlere önem vermeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Dünyanın en iyi üniversitelerinde de içerisinde psikoloji ve pazarlama bölümü bulunan fakülteler var. Bizim de sosyal bilimler ile ilişkili fakültelerimiz olabilir, fakat teknik ve teknoloji vurgusu bizim için hep ön planda olacaktır. 
Nasıl bir üniversite hayal ediyorsunuz?
“TEKNOVERSİTE” bizim en önemli üst vizyon projemizdir. Bu kelime, teknoloji ve üniversite kelimelerinin kesişmesinden oluşuyor. İlk kez bizim tarafımızdan ortaya konulmuş bir yaklaşımdır, tarafımızca tescillidir ve tektir. Hayalimiz bir “teknoversite” olmak ve ileride bunun bir “tekno-şehir” ve “tekno-ülke”ye dönüşmesine vesile olmaktır. Bir nevi örnek olmak istiyoruz bu konuda. Bunu yaparken Sanayi 4.0’ı rehber ediniyoruz ve bu çerçevede çalışıyoruz. Bu projenin altını doldurup olgunlaştırarak toplumla da bütünleştirmeyi amaçlıyoruz.  Bir başka deyişle, inovasyonu ve teknolojiyi sadece konuşan değil, üreten-yaşayan ve yaşatan özgün bir üniversite olmak istiyoruz. İnovasyon ve teknolojinin hep ön planda olduğu, ama insan odaklı, inovatif eğitim/öğretim modellerini kullanan heyecanlı bir üniversite hayalimiz var.
Yüksek Öğretim Kurumlarında görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır?
Her insan her öğrenci farklıdır ve ayrı bir dünyadır ve hepsi bizim için çok değerlidir. Biz farklılıkları zenginlik olarak görmeyi, etik değerlere önem vermeyi, barışı ve kardeşliği, yapıcı ve üretken olmayı, çok okumayı, çok çalışmayı, çok araştırmayı ve bilhassa sevgiyi ve saygıyı çok önemsiyoruz.
Sıfırdan bir üniversite inşa etmek nasıl bir şey, ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?
Aslında sıfırdan bir üniversite inşa etmiyoruz. Köklerimiz 1992’ya dayanıyor. Hatta geçmişte Çukurova Üniversitesi’ne bağlı olan İskenderun Meslek Yüksek Okulu’muzun 40 yıllık bir mazisi var. Mezunları çok önemli pozisyonlarda çalışıyorlar. Üniversitemiz esas olarak Mustafa Kemal Üniversitesi'nden geçen yıl ayrılan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarını devraldı, bu birimler bizim üniversitemize bağlandı. Yeni kurumsal kimliği, hedefleri ve vizyonu ile iddialı bir üniversite olmak istiyoruz ve bunun için arkadaşlarımızla birlikte kolları sıvamış durumdayız. Başlangıçların zor olduğunu biliyoruz. Ancak İskenderun’un bize verdiği müthiş destek ile birlikte, hepimiz el ele vererek başaracağımıza inanıyoruz.
Öğrenciler neden üniversitenizi tercih etsinler?
Bir hayali olan, kendi gibi olmak isteyen, üretmek isteyen öğrenciler bizi tercih etsinler. Birlikte başarmayı isteyenler, girişimci ruhu olanlar ve yenilikçi fikirleri olanlar bizi tercih etsinler. Bilimde heyecan arayanlar bizi tercih etsinler, çünkü biz gerçekten heyecanlıyız. Biz, öğrencilerimizin mezun olmadan önce mutlaka toplumsal ya da endüstriyel bir fayda oluşturmasını isteyeceğiz. Onların önüne hedefler koyacağız ve o hedefe ulaşmaları için her türlü desteği vereceğiz. Bize gelen öğrencinin, öncelikle kendisini aramasını, tarif etmesini ve bulmasını istiyoruz. Amacımız özgüveni yüksek mezunlar yetiştirmek olacak. İskenderun mavi ve yeşilin bir arada olduğu, deniziyle yaylasıyla doğasıyla bir günde dört mevsimin yaşanabileceği bir yer. Aynı zamanda sanayisi oldukça gelişmiş olan sosyal ve dinamik bir yer. Burada mutlu ve huzurlu hissedeceklerine inanıyorum.
Yerleşke konusunda sıkıntınız var mı?
750 dönümlük bir arazi Üniversitemize İskenderun’da “Merkez Kampüs” için tahsis edilmiş durumdadır ve bu konuda sıkıntımız yoktur. Kampüsümüzün mimari bir kimliği olsun istiyoruz. Çevre dostu ve modern bir kampüs hedefimiz var. Merkez kampüsün şehrin içerisinde olması ayrı bir avantaj. Ayrıca, çevre birimlerimiz de var. Örneğin Dörtyol Meslek Yüksekokulu’muz 850 dönümlük bir kampüste faaliyet gösteriyor.
Üniversite kampüsünüz nasıl teşekkül etti, bunun bir hikâyesi var mı?
İskenderun bu üniversiteyi çok istemiş. Kampüs için şehrin en önemli, en güzel yerini tahsis etmekten hiç çekinmemiş. Hakikaten şehrin merkezinde bu kadar büyük bir alanın kampüs alanı olarak ayrılmış olması, üniversiteye verilen değeri ve desteği gösteriyor. “Teşekkürler İskenderun” diyoruz. Tabii, bu heyecan ve desteğin artarak devam etmesini diliyoruz.
Yeni Türkiye'nin yeni üniversiteleri ve rektörleri nasıl olmalıdır?
Türkiye’deki çoğu üniversite, tıpkı şehirlerimiz gibi, birbirlerine benziyor veya benzemeye çalışıyor. Bir bölüm popüler oluyor, bakıyorsunuz konumuna bakılmadan her yerde aynı bölümler açılıveriyor. Üniversiteler bölgesel misyonlar üstlenerek, bölgesel kalkınmanın lokomotifi olabilirler ve birbirlerini tamamlayabilirler. YÖK’ de üniversiteleri bu konuda motive ediyor. Ancak, bunu yerelleşme ile karıştırmamak lazım, çünkü üniversiteler ve bilim evrenseldir. Yöneticiler de bu süreçlerde aktif rol oynayabilirler. Üniversite deyince aslında sadece rektörlüğü değil, bir bütünü, yani öğretim elemanını, idari personeli, öğrenciyi, paydaşları ve toplumu hep birlikte ele almamız ve konuşmamız lazım. 
Öğrencilerin Üniversite tercih ve yerleştirilmesinde sizce üniversitenin yeri ve rolü ne olmalıdır? Öğrenci üniversiteyi mi seçmeli yoksa üniversite mi öğrenciyi seçmeli?
Eğer bir üniversite kaliteli ve iyi bir eğitim verebiliyorsa, mezunları tercih ediliyorsa, bir cazibe merkezi olabiliyorsa, öğrenci oraya gelmeyi isteyecektir. Bunun dünyadaki örnekleri mevcuttur. Üniversiteler için tanımlanan başarı ölçütleri çok açıktır. Bilim, teknoloji, patent ve yayın üretebiliyorsanız, kaliteli öğrenci yetiştirebiliyorsanız, mezunlarınız nitelikli işler bulabiliyorsa başarılı üniversitesinizdir. Biz de yerelden uluslararasına giden global düşünceye sahip bir üniversite oluşturma hedefindeyiz. Türkiye’de üniversite ekosisteminin gelişeceğini ve kısa vadede olmasa bile orta vadede üniversitelerin de kendi öğrenci profilini oluşturabileceğini düşünüyorum. Lisansüstü seviyede bu yapılabiliyorsa lisans seviyesinde de yapılabilir. Ancak, şu anda Türkiye buna hazır mı bilmiyorum.
Üniversite ile sanayi işbirliğini nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?
Biz, “üniversite-sanayi işbirliği”ne,  “üniversite-sanayi işbirliği” demiyoruz! Demeyeceğiz. Bu konuda; daima “Dörtlü Sarmal” modeli olarak da bilinen “Üniversite-Sanayi-Kamu-Toplum” işbirliğini önceleyeceğiz. İşbirliğini yaygınlaştıracağız ve özellikle de öğrencilerimizi ve halkımızı da bu konuda motive edeceğiz. Öğretim üyelerimizin bilgi ve tecrübelerini sanayiye yansıtırken, sanayinin tecrübesini de biz alacağız. Yani çok taraflı bir işbirliğinden bahsediyoruz. İşbirliği için gerekli mekanizmaları da işletmeye başladık. KOSGEB, TPE (Türk Patent Enstitüsü), DOĞAKA (Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı) vb gibi kuruluşlar ile işbirliği yapıyoruz. Kentin ve sanayinin arkamızda olması bize büyük güç veriyor. Teknopark konusunda olgunlaşıyoruz. İSTE-TTO (İskenderun Teknik Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi) faaliyetlerine başladı. Bu kanalları kullanarak işbirliği konusunda çok etkin olacağız.

Kimdir? 

Prof. Dr. Türkay Dereli 1968 yılında Denizli’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1992’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gaziantep Mühendislik Fakültesi’nde “Makine Mühendisliği” öğrenimini tamamladı. Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 1994’te yüksek lisans, 1994’te ise doktorasını tamamladı.  Aynı yıl GAÜN Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde Yardımcı Doçent, 2002’de doçent, 2007’de profesör oldu.  2012 yılında GAÜN’ün Bilim, Sanayi ve Teknoloji politikalarından sorumlu Rektör Yardımcısı olarak görevlendirildi. Alanında en çok yayın (SCI/SSCI endekslerinde taranan) yapan akademisyenler arasında gösterildi. Alanında saygın 4 adet bilimsel derginin yardımcı/alan editörlüğünü üstlendi. 2015’te İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE) Rektörlüğü’ne atandı. Evli ve üç çocuk babasıdır. 

İŞTE KÜNYESİ

Yenilikçi ve girişimci

Kuruluş: 2015 
Fakülte Sayısı: 8, Yüksekokul Sayısı: 3
Meslek Yüksek Okulu Sayısı: 3
Enstitü Sayısı: 7
Konservatuvar Sayısı: 1
Akademik Personel Sayısı: 197
İdari Personel: 156
Öğrenci Sayısı: 10 bin 
Sloganı: Teknoversite
Misyon: Bilgi üretmek, bilgiyi teknolojiye dönüştürmek, teknolojiyi toplum yararına sunmak, nitelikli eğitim/öğretim, araştırma ve sosyal faaliyetler yoluyla, ülkenin kültürel ve ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak ve bunları gerçekleştirebilecek mezunları yetiştirmektir.
Vizyon: Dörtlü sarmal modeli: “üniversite-sanayi-kamu-toplum” bütünleşmesini sağlayarak öğrencilerinin aktif katılımı ile “teknoversite” olarak adlandırılan yeni bir üniversite yaklaşımı oluşturmak, olgunlaştırmak ve bu modeli, örnek bir ekonomik ve toplumsal kalkınma fırsatı olarak sunmaktır.