Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2008 yılındaki ekonomik krizin ardından büyük finansal, sosyal ve ekonomik problemlerin ortaya çıktığını, bu problemlerin ardından da birçok ülkede siyasi krizlerin yaşandığını söyledi. G-20 Ekonomi Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısında konuşan Davutoğlu, “Türkiye olarak bizler, jeopolitik gerilimi çok yakından hissediyoruz. Etrafımızda en az 6-7 ülkede merkezi hükümetler ülkelerini kontrol edemeyecek durumda. Ülkelerinin tamamını kontrol edemiyorlar, ekonomik politikaları da hayata geçiremedikleri için bizim ihracatımız etkileniyor. Bizim, Suriye ile yaşadığımız bu, Irak aynı şekilde, Ukrayna aynı şekilde, Yemen, Libya... Bu ülkeler tekrar ayağa kalkarsa, daha fazla satın alma güçleri olacak, daha fazla tüketebilecek. Dolayısıyla jeopolitik riskler hiçbir şekilde ekonomik durumdan izole edilemez. Kriz dönemlerinde eğer küresel olarak durumu yönetemiyorsak, bir şekilde uluslara güven verebilmek için psikolojik olarak bunu yönetemiyorsak, her bir ulus kendi milliyetçi korumacı politikalarını ortaya koymaya başlıyor ki, bu da birçok problemin ortaya çıkmasına sebep oluyor” dedi.Gençlerin istihdamı ve genç işsizliğe değinen Davutoğlu, “Gündem maddelerimizin en önemlilerinden bir tanesidir. Çünkü gençler, siyasi ve sosyal istikrarın kilididir. Bizim ülkelerimizde genç işsizliği kabul edilemeyecek kadar yüksek düzeyde. Bunun için kapsamlı bir strateji lazım, aynı zamanda stratejik uygulamalar da olmak durumundadır. Eğer biz ülkelerimizde, kitlelerin sıkıntılarını göremiyorsak, mesela işsizlikle alakalı, sadece hazırlayacağımız makroekonomik politikalar ekonomimizin geleceğine merhem olamaz. Toplumun bütün katmanları, bütün ekonomik kararların ve süreçlerin ortağı olmalıdır” diye konuştu.
Küresel bir ekonomik kriz durumunda, ortak kulüp olarak, küresel camiayı temsil eden bir oluşum gibi hareket etmenin önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti: “Bazı tarihi dönemlerde ve bazı belirli konularda, ulus devletlerin bakanları olma vasfından farklı hareket etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde çok uzun tartışmalar ortaya çıkacaktır, bazı sonuçlara varmak da zor hale gelecektir.”