TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes, TÜSİAD olarak koalisyon hükümeti kurulmasını desteklediklerini belirterek, “Güçlü bir koalisyon hükümeti kurulabilseydi, herhalde bugün karşı karşıya kaldığımız siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlara daha kapsamlı ve daha tatmin edici çözümler üretebilirdi” dedi. 
Toplantıya TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan ve TÜSİAD üyeleri katıldı. Toplantıda konuşan TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran-Symes, “TÜSİAD olarak tüm reform önerilerine demokratikleşme ile başlamamızın, AB sürecine zaman zaman fazla vurguladığımızı hissettirecek sıklıkta dile getirmemizin nedeni budur. Sorunun çözümünde, kalkınmanın ve demokratikleşmesinin kategorize görevi olabilecek AB uyum sürecinin büyük önem taşıdığını her dönem ve her fırsatta savunduk. 1990 yılında başlayan AB üyelik sürecinde ortalama bir hızla ilerleyebilseydik, Kürt sorunu da dahil bugün demokratikleşmeyle ilgili problemlerimizin büyük çoğunluğunu geride bırakmış olacaktık. Böyle bir Türkiye'yi lütfen hayal edin. AB'nin Türkiye'ye çifte standart uygulaması bizim doğru bildiğimiz yolda ilerlememizi engellememeli. Sağlıklı demokrasilerde halkın iradesini sadece sandık aracılığıyla göstermesi maalesef yeterli olmuyor. Kontrol denge mekanizmaları, ifade özgürlüğü, bağımsız bir yargı, güçlü bir toplum, özgür ve basın ve örgütlenme özgürlüğü de demokrasinin asla vazgeçilmez unsurlarıdır. Bize göre AB uyumu, işte bu çapta bir demokratikleşme rehberidir” dedi. 
“TÜSİAD OLARAK KOALİSYON HÜKÜMETİ KURULMASINI DESTEKLEDİK” 
“7 Haziran seçimlerine çok sert ve gergin bir atmosferde hep birlikte gittik” diyen Symes, “Buna rağmen toplumsal duyu davrandı ve siyasete artık meclis içinde uzlaşarak kutuplaşmayı geride bırakma fırsatı verdi. Seçimler sonucunda yüzde 95'lik bir temsile ulaşan parlamentonun varlığı bizi umutlandırmıştı. Türkiye'de halk ve özgürlüklerin geleceği adına da, bu parlamentonun kapsayıcılığı oldukça umut vericiydi. Toplumun verdiği uzlaşma mesajı bu denli açıkken bugün bir erken seçime gidiyoruz. Hükümet kurulma aşamalarında toplumun pek çok farklı kesiminde bu yönde talep ve destek açıkça dile getirildi. Biz de TÜSİAD olarak bir koalisyon hükümeti kurulmasını çok önemsedik. 4 partimizin de başkanları ile görüşerek güçlü bir koalisyonun ülkemize daha fazla vakit kaybettirilmeden kurulması yönünde iş dünyasının beklentilerini kendilerine ilettik. Öncelikle eğer bir koalisyon kurulabilseydi, ihtiyat duyulan bir uzlaşma örneği toplumun önünde sergilenmiş olacaktı. Seçimlerden önce olağanüstü artmış olan hatta çok daha öncesinden beri toplumumuzu sağlıksız bir noktaya götüren kutuplaşma ortamı yumuşayacaktı. Bugün yaşadığımız toplumsal gerginlikler, kayda değer ölçüde bertaraf edilmiş olabilirdi. Güçlü bir koalisyon hükümeti kurulabilseydi, herhalde bugün karşı karşıya kaldığımız siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlara daha kapsamlı ve daha tatmin edici çözümler üretebilirdi” ifadelerini kullandı. 
“İLERİ DEMOKRASİ İÇİN YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR” 
Cansen Başaran Symes konuşmasını şöyle sürdürdü: 
“FED bugün faiz artırımına dahil kararını açıklayacak. Tüm dünya merakla bekliyor. Bu karar ister şimdi ister sonra verilsin. Finansal koşulların bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için daha da zorlaşacağı son derece aşikardır. Yüksek gerilim ve tırmanın terör, iç ve dış koşulların giderek daha zor hale geldiği bu ortamda tekrar bir seçime gidiyoruz. Elbette hükümetten en öncelikli beklentimiz, seçimin güvenlik bir ortamda yapılmasının sağlanmasıdır. Siyasi partilerimizden, liderlerimizden seçime yaklaştığımız şu dönemde, ülkemizin çıkarları adına ayrıştırıcı bir söylemde uzak kalmalarını sorumlu sağduyulu bir söylemle propaganda dönemini yürütmelerini diliyoruz. Siyasi parti programlarında ülkemizin demokrasi ve kalkınma standardını yönetecek politika önerilerini görmeyi bekliyoruz. Ayrıca geçmişte de ifade ettiğimiz gibi daha ileri bir demokrasi için bireyi merkeze alan yeni bir anayasa bir toplum sözleşmesine olan ihtiyaca, tekrar dikkat çekmek istiyoruz. Geniş bir toplumsal mutabakata dayalı yeni bir anayasa mutlaka temel hak ve özgürlükler, kimlikler ve kuvvetler ayrılığı konularını çağdaş normlarla ele almalı ve almak zorundadır. Bu seçimden her ne sonuç çıkarsa çıksın kurulacak tek parti hükümeti veya koalisyon hükümetinin önceliği belirttiğimiz bu sorunlarla uğraşmak piyasalara güven vermek, iç güvenliği sağlamak ve hukukun üstünlüğünü mutlak şekilde geçerli kılmaktır.”