Türkiye’de reel ekonomi ile finans piyasaları arasındaki büyüme farkı gün geçtikçe açılıyor. Ülke ekonomisi yılın ilk yarısında alınan bütün tedbirlere ve teşviklere rağmen ancak yüzde 5’lik büyüme performansına ulaşabilirken, aynı dönemde banka kârları yüzde 33 gibi büyük oranda arttı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre; bu yılın ilk yarısında Türk bankacılık sektörünün kredileri, 1 trilyon 919 milyar lira olarak hesaplandı. Krediler yüzde 10,7 arttı. Bankacılık sektörünün net kârı da bu yılın ilk yarısında yüzde 33,2 artışla 25 milyar 355 milyon liraya yükseldi. Geçen yılın ilk yarısında bankalar 19 milyar 33 milyon lira net kâr elde etmişti.
REEL KESİM EZİLİYOR
Asıl dikkat çeken rakamlar ise faiz gelirlerinde kendini gösteriyor. Geçen yılın ocak-haziran döneminde 93 milyar 859 milyon lira olan bankaların faiz geliri, 2017’nin aynı döneminde 114 milyar 953 milyon liraya yükseldi. Sektörün faiz gideri ise aynı dönemde 59,8 milyar lira oldu. Böylece sektörün net faiz geliri yüzde 28,4 artarak 55,2 milyar lira oldu. Bankalar bu dönemde 22,3 milyar lira tüketici kredilerinden, 4,4 milyar lira kredi kartlarından, 13,2 milyar lira taksitli ticari kredilerden ve 52,6 milyar lira diğer kredilerden faiz geliri yazdı. Özellikle ticari ve diğer kredi dilimlerindeki faiz gelirleri; üreten, istihdam oluşturan ve ihracat yaparak ülkeye döviz getiren reel sektörün, bugün hâlâ yüksek finansman giderleri altında ezildiğini gösterdi. Birçok üretici firmanın da, kredibilitesi yeterli olmasına rağmen bankaların kapısından çevrildiği biliniyor.
YATIRIMLAR BEKLİYOR
Öte yandan önceki gün Türkiye Bankalar Birliği, “Elde avuçta ne varsa, hepsini krediye verdik” açıklamasında bulunmuş, sadece KGF aracılığıyla 313 bin müşteri için 207 milyar lira dağıttıklarını bildirmişti. Halbuki başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere hem ekonomi yönetimi hem de iş dünyası, yüksek kârlılık ve yüksek faizlere dikkat çekerek “daha uygun faiz oranlarıyla daha çok kredi dağıtılabileceğini, asıl fedakârlığın da bu olacağını” vurguluyor. Sadece faizden kazanılan 55 milyar liranın yarısı bile kredi olarak dağıtılsaydı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi 6 dev yatırım daha hayata geçebilecekti.

Faizi düşürmek için imkânları var
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, daha fazla üretim, yatırım, istihdam ve ihracat için Türk Eximbank’ın uyguladığı faizleri ve finansman maliyetlerini düşürdüklerini bildirdi. Zeybekci “Reeskont Döviz Kredisi faiz oranlarında 10’ar baz puanlık, yüzde 20’ye varan oranlarda indirime gitme kararı aldık. Öte yandan yeni bir uygulama ile önümüzdeki dönemde Sevk Öncesi İhracat Kredisi ve İhracata Hazırlık Kredisi sadece KOBİ’lere kullandırılacak, burada da ilave olarak 2,5 milyar Türk lirası kredi sağlanacaktır. Bankacılık sisteminin elinde, kâr bakımından daha fazla fedakârlık yapabilir bir marj var. Bu bir ülke meselesidir. Pastayı büyütürsek herkesin kârı artar. Dar bir kredi imkânı hattı sağlamak yerine, faizleri düşürerek sürümü artırmalıyız” diye konuştu.

Erdoğan uyarmıştı
∂ Cumhurbaşkanı Erdoğan, bankaların kârlarına dikkat çekerek “Biz ‘Faizlerin düşmesi lazım’ diyoruz, bankalar ise vatandaşın yatırdığı paraları kendisi için, âdeta bir ‘soyup soğana çevirme aracı’ olarak kullanıyor. Geçtiğimiz yıl çektiğimiz onca sıkıntının sonunda Türkiye yüzde 2,9 büyürken, bankalar yüzde 40 civarında kâr artışı elde etmişse, burada bir sorun var demektir. Kimseden zararına bir iş yapmasını istemiyoruz ancak faiz oranlarını makul tutarak ülkemizin gelişmesine, kalkınmasına katkı sağlamalarını beklemek de hakkımızdır diye düşünüyorum” açıklamasında bulunmuştu.