Selvi, "uzun süredir operasyonlara maruz kalmayan PKK, hem Kandil hem Zap Kampının vurulmasıyla birlikte bir travma yaşadı.


PKK'yı asıl düşündüren uzun süredir yapılmayan hava operasyonlarının başlamasından ziyade, Türkiye ile ABD'nin ortak mutabakat anlaşmasını imzalaması oldu. Şimdiye kadar ABD'ye sırtını dayayıp Türkiye'ye karşı çalışan PKK, Türkiye-ABD mutabakatı karşısında şaşkınlık yaşıyor.


Kandil vuruldu. Sıra sınırımızın içindeki Kandilciklerde.


PKK'nın şehir yapılanmaları etkisiz hale getirilmeden Başkale'de, Lice'de, Batman ve Hakkari kırsalındaki kamplar dağıtılmadan, bölge, PKK'ya teslim edilmiş izlenimi kırılmadan operasyonlar hedefine ulaşamaz.


Çünkü siyaset ve bölge halkı üzerinde baskı kuran unsur, artık Kandil ya da Zap'ta değil, şehirlerin hemen 10-15 kilometre ötesindeki kamplarda." dedi.


Selvi yazısına şöyle devam etti.


Yeni sürecin kodlarına gelecek olursak;
IŞİD, İslam algısı hariç her şeye hizmet etti. Ama en çok da PKK-PYD'ye. Kandil, IŞİD adı altında bir örgüt kursa, bu kadar istifade edemezdi. PKK-PYD, IŞİD'le mücadele etmek suretiyle batının gözünde Radikal  terörle mücadele eden seküler özgürlükçü Kürt algısını oluşturdu.
ABD'nin IŞİD'e karşı sahadaki silahı olarak görüldüler.
PKK-PYD, IŞİD üzerinden hem meşrulaşma fırsatı yakaladı hem de ABD'ye sırtını dayamanın verdiği güce sahip oldu.
ABD'ye sırtını dayadığı için Cemil Bayık, çözüm sürecini askıya alıp, savaş sürecini başlattı.
ABD'ye sırtını dayamanın verdiği güçle, ABD'nin çözüm sürecinde üçüncü göz olarak yer almasını talep etti.
Kandil'de oturup Türkiye'ye tehditler savurdu.
Gelinen noktada ise Türkiye ile ABD yeniden eski ittifakını tazeledi. IŞİD'le mücadele için bir araya gelen iki müttefik, İncirlik Üssü'nün kullanımı konusunda anlaşmaya vardı. Türkiye ile ABD'nin anlaşmaya varması asıl büyük şoku PKK'ya yaşattı. Devletler bazen böyle büyük ittifaklara yönelebiliyor.
ABD ile yapılan ittifakla birlikte dengeler değişti. Yeni dönemin kodları şunlar:
İncirlik Üssü'nün kullanımı ve IŞİD'le mücadele konusunda atılan adımlar Türkiye'nin Batı nezdindeki algısını değiştirdi. Türkiye, zorla sokulmak istendiği IŞİD karesinden ustaca yapılmış bir hamle ile çıktı. İçinde yer almak istediği kulübün kapısından içeri adım attı. IŞİD'le mücadele eden ve İncirlik Üssü'nü müttefiki ABD'ye açan bir ülke konumundayız. Bu Türkiye karşıtı cephenin çökmesine ve psikolojik eşiğin aşılmasına yol açtı. Artık Batı medyasında cihatçı savaşçıların IŞİD'e gittiği Türkiye yerine, Batı ittifakı ile birlikte IŞİD'le mücadele eden laik Türkiye haberlerini okursak şaşırmayın.
Şimdiye kadar Türkiye'yi IŞİD'le aynı kareye sokmak çalışanlar, IŞİD mağduru olan ülkemizi IŞİD'in hamisi konumuna düşürmeye çalışanlar, "AKP-IŞİD işbirliği" algısı oluşturmak için çırpınanlar, yeni durum karşısında ne yapacaklar merak ediyorum?
Aynı anda iki ülkede ve üç terör örgütüne karşı mücadele vermek Türkiye'nin operasyon kabiliyetini göstermesi açısından önemli. Ancak bu aldatıcı olmamalı.
Ne biz müdahale ettik diye IŞİD ortadan kalkacak ne de Kandil'i bombaladık diye PKK bitecek. 30 yıldır bombalıyoruz PKK kamplarını ama PKK bitmedi. Tam aksine daha büyüdü. Bölgesel bir aktör haline geldi. Ayrıca IŞİD'i doğuran şartlar durdukça IŞİD biter mi?
Devlet olarak kararlılığımızı gösterdik, bu örgütlerin etkinliğini kırma yönünde bir müdahalede bulunduk. Silahlı yapıya silahlı müdahale kaçınılmaz. Ayrıca hak etmediğimiz IŞİD fotoğrafından çıkıp, algımızı düzeltmemizi sağladı. Bir hamleyle, Batı nezdindeki psikolojik eşik aşıldı. Amenna. Ama güvenliğin sağlanması güvenlikçi politikalara teslim olmamıza neden olmamalı.
Başbakan Davutoğlu'nun, operasyonlar devam ederken çözüm süreci yönünde ortaya koyduğu irade önemli. Davutoğlu, "Muhataplar değişir ama çözüm süreci değişmez. Çözüm sürecine desteğimizden taviz vermeyeceğiz" sözü önemli bir güvence. Çözüm süreci devam eder ama aynı formatta olmayacağı belli. Henüz yeni sürecin parametreleri ortaya çıkmış değil. Ama nasıl ki PKK bir elde silah bir elde siyaset dedi Ankara da bir elde silah diğer elde çözüm formatına geçebilir.
PKK çözüm sürecini, silahlı unsurlarıyla bölgede hakimiyet kurmak suretiyle yerel otorite olma yönünde istismar etti. Bunun kırılması gerekiyor. Ama nihai çözümün operasyonlardan geçtiği anlamına gelmesin. Kandil vurulsun, içerideki Kandilcikler susturulsun ama OHAL anlayışına kapı aralanmasın.
Operasyonlar bizim mücadele aracımız olmalı ama yeni politikamız olmamalı.
KARAKOLLARIMIZ İÇİN UYARI:
Son bir nokta ve önemli bir uyarı. Bu tür operasyonlarda darbe yiyen PKK'nın bir refleksi var. Yıkılmadık ayaktayız görüntüsü vermek, militanlarına moral aşılamak ve Türkiye'yi tekrar eski günlerine döndürmek için karakollarımıza baskın yapıyorlar. Örgüt geçmişte içinde bulunduğu zor durumdan çıkmak için karakollarımıza saldırıp, askerlerimizi şehit etti. Bu kez benzer bir şeye tevessül edebilir. O nedenle şimdiden uyarıyorum. Aman karakollarımıza dikkat. Anaların yüreğinin yanmaması için PKK saldırısına karşılık karakollarımızı uyarıp, önlem almalarını sağlayalım. Tedbir aldığımız taktirde inşallah korktuğumuz başımıza gelmez.