Teröristler, yola önceden döşedikleri 1 tonluk bombayı uzaktan kumandayla patlattı.
Dilucu Sınır Kapısı'nda görevli güvenlik güçlerini taşıyan araçtaki 13 polis hayatını kaybetti, 1 polis de yaralandı. Olay sonrası şehirde toplanan 5 bine yakın kişi, PKK'yı lanetledi. 
Gözü dönen teröristlerin hedefinde bu defa Iğdır'dan Nahcivan'a açılan Dilucu Sınır Kapısı'nda görev yapan polisler vardı. Geçen 27 Ağustos'ta yapılan saldırıda bir polis memurunun yaralanmasının ardından servis minibüsüne Özel Harekat polisleri koruma vermeye başladı. Iğdır'dan hareket eden servis minibüsü ile koruma otomobili, saat 07.30 sıralarında Aralık ilçesine bağlı Hasanhan Köyü yakınlarından geçerken PKK'lılar yola önceden döşedikleri 1 tonluk patlayıcıyı uzaktan kumandayla infilak ettirdi. Araçlar havaya uçup parçalanırken ortalık kan gölüne döndü. Minibüste ve otomobilde bulunan 13 polis şehit oldu, 1 polis yaralı kurtuldu. Olayın duyulmasıyla birlikte bölgeye güvenlik güçleri ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı polis, hemen ambulansla Iğdır Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Şehitlerin cenazeleri de Iğdır'a getirildi. Erzurum Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Ali Lapanta, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Ulus ile birlikte olay yerine gelerek incilemelerde bulundu. Olay yeri inceleme ekipleri, hain tuzağın şifrelerini çözmek için patlamanın meydana geldiği bölgede geniş çaplı bir çalışma yaptı. Uzmanlar, patlamanın meydana geldiği yerden 500 metre uzaklığa kablo çekildiğini, patlatmanın dikkati çekmemek için uzaktan yapıldığını bildirdi. 
KAN VERMEK İÇİN HASTANEYE AKIN 
Saldırıdan sonra halk, çok sayıda yaralı polis olduğunu düşünüp kan vermek için Devlet Hastanesi'ne akın etti. Koridorlarda uzun kuyruklar oluştu. Kan merkezinde ihtiyacın karşılandığı yolundaki açıklama üzerine bazı gönüllüler telefon numaraları ile kan gruplarını hastaneye bırakarak ayrıldı. Öğleden sonra ise, Iğdır Vali Yolu Caddesi'nde bir araya gelen 5 bin kişi, Mehmet Çavuş Caddesi üzerinden Zübeyde Hanım Bulvarı'na kadar yürüdü. Çevreden vatandaşların da katılımıyla artan kalabalık, terörü lanetleyen sloganlar atarak Türk bayrakları açtı. "Kahrolsun PKK", "Türk-Kürt kardeştir, PKK Kalleştir", "şehidim hakkını, helal et bize" şeklinde sloganlar atan grup, daha sonra hayatını kaybeden şehitler için fatiha okuyup dua etti. 
ŞEHİT ŞAHİN 1 AY?ÖNCE?ÖLÜMDEN?DÖNMÜŞTÜ
Abdullah Gül'ün yakın korumasıydı


Iğdır'da şehit düşen Fehmi Şahin, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanı sıra eski Devlet Bakanı Kemal Derviş'in de yakın korumalığını yapmıştı. Şahin'in şehadet haberi, diş hekimi olduğu öğrenilen eşi Çiğdem Şahin'e yakınları tarafından verildi. Kurumundan Mamak Aşık Veysel Mahallesi'ndeki evine getirilen Çiğdem Şahin'e yakınları ve çevredeki vatandaşlar destek olmaya çalıştı. Şehidin komşularının da evlerine Türk bayrakları astığı sokağa Mamak Belediyesi taziye çadırı kurdu. 43 yaşındaki Şahin'in yaklaşık 5 ay önce şark görevini yapmak üzere Iğdır'a tayin olduğu öğrenildi. Şahin'in 11 yaşındaki oğlu Yağız'ın da vefat haberinin ardından katıldığı yaz kampını yarıda keserek Ankara'ya döndü. 
Fehmi Şahin'in bir ay önce görev yaptığı Nahçıvan'a açılan Dilucu Sınır Kapısı'nda, nöbet değişimi sırasında ekip otosuna teröristlerce uzun namlulu silahlarla ateş açılması olayından yara almadan kurtulduğu, bir arkadaşının bu saldırıda omzundan vurulduğu belirtildi. Bu saldırı sonrası Şahin'in eşine vasiyette bulunup, "Şehit olursam oğlum (Yağız) Nazilli'ye gelip mezarımı ziyaret edemez ama annem Ankara'ya gelebilir. Bu yüzden beni Ankara'da defnedin" dediği öğrenildi. Olaydan dolayı üzüntüsünü Twitter hesabından paylaşan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise, "Şehit düşen evlatlarımızdan Fehmi Şahin uzun yıllar, koruma ekibimde çok yakınımda çalıştı. Fehmi'yi ve silah arkadaşlarını teröre kurban vermiş olmamızdan dolayı büyük bir üzüntü içerisindeyim. Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, acılı ailelerine, Emniyet Teşkilatımıza ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.