DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU CEREN KENAR'A KONUŞTU

 

Cenevre'de 25 Ocak'ta yapılması planlanan ancak Rusya'nın PYD'yi davat etmesi üzerine ertelenen Suriye toplantısı dünya gündeminin öncelikleri arasında. Türkiye'nin bu konudaki tutumunu ve son gelişmeleri Strazburg yolunda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na sorduk. İşte merak ettiklerimiz ve cevapları:
Rusya’yla son durumlar nasıl?
Daha sakin. Korktuğumuzdan ya da suçluluk psikolojisi duyduğumuzdan değil Rusya’ya verdiğimiz önemden dolayı diyalog kanallarının açılmasını istiyoruz. Artık retorik bitti bundan sonra ilişkileri normalleştirmeye hazırız.
 Suriye’de sınır güvenliği konusunda Amerika ile iş birliğinin artacağına dair bazı haberler çıktı. Nedir son durum?
90 kilometrelik bölgede Afrin ve Cerablus arasında sınırın öte tarafını DAEŞ kontrol ediyor. Biz bunu temizlemek istiyoruz. Bunun bize de doğrudan faydası var. Ilımlı muhalefet operasyon başlattı, biz de destek veriyoruz. Gizli saklı değil. 
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile görüştünüz. Olumsuz bir hava var mıydı?
PKK terör örgütü konusunda zaten verdiği mesajlar net. Biz de kendilerine PYD ile ilgili şeyleri söyledik. Nasıl iç içe olduklarını anlattık. Yönetim şeklinde, şemasında PKK’lıların olduğunu gösterdik, belgelerini de verdik.
 PYD’ye verilen silahların PKK’ya geçtiğine dair elinizde bir istihbarat var mı?
PKK’nın elinde Amerikan yapımı silahlar da var ama daha çok Rus yapımı. İlla Amerikalılar veriyor diyemeyiz. DAEŞ’in elinde de farklı ülkelerden alınmış silahlar var. Rus, Çin, Sırp… Çoğunu rejimden aldılar. Bir kısmını da Irak’ın Şii milislerinden aldılar. En son haberler geldi işte Almanya’nın Peşmerge’ye verdiği silahların ambalajlarıyla birlikte satıldığını öğrendik. Eğit-donat programı çerçevesinde bazıları Türkiye üzerinden geçti. Fakat bu ülkeleri hep uyardık, “Verdiğiniz silahların son kullanıcısı terör örgütleri olmamalı” dedik. Ama işte görüyorsunuz, kontrol edemiyorsunuz.
 Cenevre toplantısı ne olacak? Amerika’nın PYD ile ilgili pozisyonunda değişiklik bekliyor musunuz?
PYD’nin rejim tarafında masaya oturmasında bir mahsur yok. Fakat herhalde rejim de onları kabul etmiyor. Müzakere iki taraf arasında olacak. Bu taraflar, rejim ve muhalefet. PYD ve daha önce tarif edilen insanlar şu andaki muhalefetin içinde olmayacak. Müzakere sürecinde PYD-YPG olamaz. Ancak yeri geldiği zaman istişare edilebilecek. Zaten Suriye muhalefeti de net bir şekilde bu grupları kabul edemeyeceklerini söylediler. Bize Amerikalıların da diğerlerinin de verdiği söz, PYD-YPG’nin muhalefetin içinde müzakere tarafı olmayacağı yönünde.
 Eğer verilen sözler tutulmazsa?
Riyad’daki muhalefet 'Biz bunu kabul edemeyiz, gitmeyiz' diyor. Biz değil muhalefet o zaman orada olmayacak.
 Cenevre görüşmelerinden iyimser misiniz?
Temkinliyiz tabii ki. İyimser olmak istiyoruz. Fikirdaş ülkeler olarak biz Beşar Esad’ın geçiş hükümetinde olmaması yönünde görüş birliğine vardık. Ancak Rusya ve İran Esad’lı bir geçiş hükümeti istiyor.
 Ambargonun kaldırılmasıyla İran’ın bölgesel aktör olması Türkiye'yi rahatsız eder mi?
İran’ın güçlü olmasından çekinmeyiz. İran’ın yanlış politikalarını eleştiriyoruz, mezhepçi politikalarını körüklemesine karşıyız. Bunu da çok açık bir şekilde Cumhurbaşkanımız Erdoğan Hamaney ve Ruhani’nin yüzüne Tahran’da söyledi. 
 Başika kampı üzerinden Bağdat hükümetinin rahatsızlıkları malum. Şimdi o kampa uluslararası statü verilmesiyle bu mesele aşılıyor mu?
Biz orada Musul ulusal muhafızlarını eğitmek için asker bulunduruyoruz. Kampta Araplar, Yezidiler, Keldaniler, Hıristiyanlar, Kürtler ve az sayıda Türkmen var. Peki bunu niye yapıyoruz? Çünkü Suriye’deki tüm ulusal unsurların desteğini almamız gerektiğine inanıyoruz. 70 bin insan Musul’u koruyordu yarım günde kaçtılar. Her şeyi, bizim Başkonsolosluk dahil DAEŞ’e teslim ettiler. Orada eğitim kampımıza DAEŞ’in saldırması ve şehit olmaları riskini alamazdık. DAEŞ’i karşı kara operasyonu dahil diğer alternatifler mutlaka düşünülmelidir. Diyoruz. Araziyi bildiğimiz için bunları söylüyoruz.
 Beşika konusunda Türkiye’nin istediği yere gelindi mi?
Oturuluyor konuşuluyor. Tamamen her şey bitti diyemeyiz.
 Suudi Arabistan’ın Türkiye ile Mısır’ı yakınlaştırmak için devreye girdiğine haberler var. Bunlar doğru mu?
Bize de Mısır’a da ilişkilerin iyi olması yönünde telkinde bulunuyor. Önemli olan Mısır yüzünden diğer ülkelerle ilişkilerimizin kötü olmaması. Biz daima Mısır’ı parantez içine alalım, diğer alanlarda ilişkilerimizi geliştirelim dedik. Şimdi Birleşik Arap Emirlikleri ile de ilişkilerimiz normalleşmeye başladı.
 Birleşik Arap Emirlikleri büyükelçi atayacaktı?
Evet onlar atadılar. Biz agremanı hemen verdik, bunun için de teşekkür ettiler. Suriye ve diğer konularda zaten aynı çizgideyiz. En son Cidde’de Dışişleri Bakanı Abdullah ile görüştük. İnşallah Abu Dabi’ye ziyarette bulunacağım. 
 Mısır'la ilişkilerin normalleşmesi için ne olması gerekiyor?
Biraz sabırlı olmak gerekir. Ortada siyasi meseleler var. Mursi’nin durumu, idamlar var, mahkûmların durumu ortada. 
İsrail ile normalleşme sürecinde Hamas engel mi teşkil ediyor? Bu konu masada mı olacak?
Hayır söz konusu bile değil. Bizim şartlarımız belli. Türkiye’nin Hamas ile ilişkisi İsrail ile normalleşme sürecinde kriter olamaz. Kaldı ki Hamas olmadan kalıcı çözüm olmadığını artık İsrail de Amerika da kabul ediyor.