Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’ndan sorumlu Başsavcıvekili İrfan Fidan tarafından hazırlanan 473 sayfalık iddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı müşteki olarak yer aldı. İddianamede "Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve Paralel Devlet Yapılanması’na (PDY)" yer verilerek, bu örgütlerin hedef aldıkları kurum ve kuruluşlar anlatıldı.

Şüpheliler Can Dündar ve Erdem Gül’e FETÖ terör örgütü tarafından görevler verildiği kaydedilen iddianamede, ”17-25 Aralık tarihli darbe girişimi ve şüphelilere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından bu süreçte şüphelilere verilen görev, Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait yardım TIR’larının durdurulması ve şüphelilere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından bu süreçte verilen görev, Reyhanlı ve Cilvegözü terör saldırıları ve şüphelilere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından bu saldırılarla ilgili verilen görev, şüphelilerin gerçekleştirdiği eylemlerin ceza hukuku açısından incelenmesi ve değerlendirilmesi başlıkları altında düzenlenmiştir” şeklinde bölümlere ayrıldı.

GAZETEDEKİ KÖŞE YAZILARINA YER VERİLDİ

İddianamede, Can Dündar’ın “Sükutu Bozan Ses, Nasıl Görmezsiniz?”, “Kanlı Balta”, “B. Erdoğan-El Kadı Fotoğrafı Neden Haberden Sayılmadı?”, “Çağlayan’da neler oluyor?” gibi yazılarının yanı sıra 24 Ocak 2015 tarihinde hakkında yakalama kararı bulunan 17 Aralık savcısı Celal Kara ile yaptığı röportaj haberi ve 17 Aralık girişiminden 2 hafta önce 3 Aralık 2013 tarihinde yayımladığı “Siyasette Nasıl Geldiysen Öyle Gidersin” başlıklı yazılarına da yer verildi. İddianamede, Can Dündar’ın 17 Aralık girişiminden 2 hafta kadar önce 25 Aralık girişiminden ise 1 gün önce Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümetine yönelik gerçekleştirilecek eylem ve girişimlerden haberdar olduğu belirtildi.

“DÜNDAR, FETÖ’NÜN VERDİĞİ GÖREVLERİ YERİNE GETİRMİŞTİR”

Dündar’ın Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları, milletvekilleri, bürokratları, öğretim üyeleri ve iş adamlarının telefonlarının dinlendiği, bu kişilerin aile fertleriyle birlikte takip edildiği sözde soruşturmalarla ilgili olarak kendisine FETÖ/PDY Terör Örgütü’nün verdiği görevi yerine getirdiği kaydedildi.

17 ARALIK BELGESELİNİN FİNANSMANININ NEREDEN SAĞLANDIĞI ARAŞTIRILIYOR

İddianamede, “Dündar’ın 17 Aralık girişiminden 2 hafta önce yazdığı 3 Aralık tarihli ’Siyasette Nasıl Geldiysen Öyle Gidersin’ başlıklı 25 Aralık girişiminden 1 gün önce yazdığı 24 Aralık 2013 tarihli ’Piyonlar Devrildi Sıra Şahlarda’ başlıklı yazıları ile kamuoyunu FETÖ/PDY Terör Örgütü’nün amaçları doğrultusunda ve örgütle işbirliği içerisinde yönlendirmeye, 17 ve 25 Aralık girişimlerini meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Bu süreçte çektiği ve galası Brüksel’de yapılan ’’17 Aralık Belgeseli’’ ile ilgili finansmanın nereden sağlandığı konusundaki MASAK incelemesi ayrıca devam etmektedir” denildi.

“AMAÇ T.C.’Yİ SAHTE DELİLLERLE TERÖRE YARDIM EDEN ÜLKE KONUMUNA SOKARAK ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ’NDE YARGILANMASINI SAĞLAMAK”

MİT TIR’larına ilişkin verilen yasın yasaklarına rağmen şüpheli Can Dündar’ın kendi imzasıyla 29 Mayıs 2015 tarihinde "İşte Erdoğan’ın Yok Dediği Silahlar" başlıklı haberi yayınladığı aktarılan iddianamede, “19 Ocak 2014 tarihinde Adana ili Ceyhan ilçesi’nde durdurulan Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait devlet sırrı kapsamında yardım faaliyeti yürüten TIR’lara ait ‘devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken’ nitelikteki bilgi ve fotoğrafları, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’nün nihai amacı olan ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sahte ihbar ve delillerle teröre yardım eden ülke konumuna sokarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasını sağlamak’ amacına yardım etmek için temin ettiği ve devlet sırrını ifşa maksadıyla yayınladığı anlaşılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Şüpheli Erdem Gül’ün 12 Haziran 2015 tarihinde "Jandarma Var Dedi" başlıklı haberinde de Dündar ile aynı suçları işleyerek FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’nün nihai amacına yardım etmek için yayınladığı belirtildi.

“ŞÜPHELİLERİN SORUŞTURMADAKİ KONUMU FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ’NÜN İŞBİRLİKÇİLİĞİDİR”

“İddianamenin konusunun Dündar ve Gül’ün bu eylemleri ve eylemleri gerçekleştirmedeki amaç ve kasıtları olduğu vurgulanan iddianamede, “Şüphelilerin kastının Türkiye Cumhuriyeti devletine sahte ihbar ve delillerle tuzak kuran şüphelilerle birlikte Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümetini terörle ilişkilendirip görevini yapamaz hale getirmek olduğu açıktır. Bu amaca giden yolda şüphelilerin soruşturmadaki konumu FETÖ/PDY Terör Örgütü’nün işbirlikçiliğidir. Bunun Türk Ceza Kanunu’ndaki karşılığı da, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’ne üye olmadan bilerek ve isteyerek yardım etmektir” denildi.

2 MÜEBBET VE 30 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

Dündar ve Gül’ün “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen yada tamamen engellemeye teşebbüs etmek, silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme” suçlarından 1 kez ağırlaştırılmış müebbet, 1 kez müebbet ve 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları istendi.

SELAM TEVHİD DOSYASIYLA BİRLEŞTİRİLMESİ TALEP EDİLDİ

Başsavcıvekili İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianamenin aynı mahkemedeki kamuoyunda ’’Selam Tevhid’’ olarak bilinen ’’Sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü’ adlı soruşturmada usulsüzlük yapıldığına ilişkin açılan dava ile birleştirilmesi talep edildi.

YARGILAMANIN KAPALI OTURUMDA YAPILMASI İSTENDİ

Soruşturma kapsamında devlet yetkililerinin ulusal ve uluslararası görüşme kayıtlarının dosyada bulunması, Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait yardım TIR’larının durdurulması eylemi sebebiyle Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde yargılaması yapılan şüpheliler hakkındaki duruşmaların gizli yapılmasına karar verilmesi de göz önünde bulundurularak yargılamanın tamamının kapalı oturumda yapılması istendi.