İSMAİL KAPAN - Latin Amerika turunu tamamlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönüş yolunda soruları cevaplandırdı. Şili, Peru, Ekvator ve Senegal programının verimli geçtiğini belirten Erdoğan, önemli mesajlar verdi.
 - Şili, Peru ve Ekvator başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Geçen yıllarda ziyaret ettiğiniz Arjantin, Brezilya gibi ülkeler de öyle. Danışmanlarınız bu ülkelerdeki sistemlerle ilgili bir çalışma yaptı mı? Süreç nasıl ilerleyecek? 
 Bu konu ile ilgili olarak parlamentoda yapılacak olan çalışma, aslında Türkiye’de bu konuyu düşünen bütün kesimler için adeta bir işaret fişeği olacaktır. Sözünü ettiğiniz Latin Amerika ülkelerine baktığınızda, dil olarak İspanyolca konuşmakla birlikte, yönetim sistemleri İspanya gibi değil. Ekvator’da saraya giderken gördük, kendi gelenekleri görenekleri ile bizi karşıladılar. Sayın Başkan giydiği gömlekle bir mesaj veriyor. Aynı kişi kravat da takıyor. Bizde böyle şeyler olsa, yazılı ve görsel medya günlerce kıyamet koparır, kravatı niye yoktu diye. Türkiye’ye dönecek olursak ben şu altı aylık süreci çok önemsiyorum. Dört partinin üçer temsilcisi acaba neler söyleyecek? Onlar o çalışmayı yaparken biz de boş durmayacağız. Beştepe toplantıları ile sivil toplum örgütleri ile mesai arkadaşlarımdan oluşturduğum 20’ye aşkın ekibimle temaslar sürdürülecek. Zaman zaman benim de katılacağım toplantılarla çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
- Ruslar, Türkiye’nin askeri operasyon yapacağını yazmaya başladı. 70 bin kişi kapıda... Türkiye’nin yol haritası nedir?
Bunlar kapımıza dayanmışsa, başka çareleri de yoksa, gerekirse bu kardeşlerimizi yine almak zorundayız, alacağız. Rusya’nın ‘TSK hazırlık içerisindedir’ iddiasına gelince... Türkiye, orada 911 kilometrelik sınırıyla tehdit altında, elbette tedbirini alacak. Türkiye sadece tedbir alıyor, Rusya taarruzda. Bu nedenle Rusya’nın konuşmaya hakkı yok. 
- Suriye’de bir şehir kurulma meselesi gündeme gelebiliyor mu? Merkel için de bir panik havasıyla geliyor görüntüsü var.
Ana başlık büyük ihtimalle mülteciler sorunu. 10 milyar avroluk verilmiş sözden bahsediyorlar. Daha önce 3 milyar avro sözü var... Şu ana kadar en ufak bir şey Türkiye’ye yansımış değil. 
 - ABD öncülüğündeki koalisyon DAEŞ ile mücadele içindeymiş gibi görünüyor ama Esad rejimi ile ilgili bir adım yok. Güvenli bölge konusunda da bir gelişme var mı?
Burada terörden arındırılmış bölge konusunda, kilometresine varıncaya kadar ABD ile mutabıkız. “Bu bile azdır” dedim Sayın Obama’ya; biz bunu büyütebiliriz. İnşaat sektöründe başarılıyız. Donörlerin katkılarıyla, Suriye sınırı dahilinde güvenli bölgede bir şehir kurabiliriz. Okulları, hastaneleri, her şeyi olmak suretiyle bunu yapacağız. 
 - ABD, İncirlik mutabakatı çerçevesinde üzerine düşeni yerine getiriyor mu?
 Yerine getirdikleri var, getirmedikleri var. Güvenli bölge konusunda ABD baştan itibaren pek inanmamıştı, sonra inanmaya başladı. Uçuşa yasak bölgeye karşı çıktılar ama onda da şu anda bir yumuşama var.
- Bu insanlar Rusya ve Şam rejimi tarafından hâlâ vuruluyor. Diğer ülke liderleri ikili görüşmelerde bunların ne cevap veriyor?
 Hepsi ‘Haklısın’ diyor. Ama önemli olan hak vermek değil. Bizdeki PKK terör örgütünün hücrelerinden çıkan silahlarda, Rus var mı var, ABD silahları, Batı’nın var mı, var. Biz stratejik müttefikiz, biz bu silahların bazılarını almaktan zorlanıyoruz. Dost dediklerimiz gereğini yapmıyor.
 - Halep, kuzey koridoru... Türkiye’nin hassasiyetleri belli. Suriye’de bir fiili durum oluşturulur mu? Olursa Türkiye ne yapabilir?
 Irak’ta düşülen hataya Suriye’de düşmek istemiyordum. Ben 1 Mart tezkeresinin yanındaydım, karşı olanlar bunu söylemediler. O insanların kimler olduğunu sizler araştırır bulursunuz. 1 Mart tezkeresinde Türkiye Irak’ta olsaydı Irak’ın durum böyle olmazdı. Sonra göreve geldim, başbakan oldum, Bush tekrar ricada bulundu ve tezkere geçti. O zaman da, oradaki Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimiz bizim oraya girmemizi istemediler. Biz de dedik ki istenmediğimiz yere girmeyiz. Ufku görmek çok önemli. Şimdi Suriye’de de bu iş ancak bir yere kadar böyle gider. Bir yerden sonra böyle gitmez. 
 - Türkiye ani bir hareketle karşı karşıya kalabilir mi? 
 Bu tür şeyler konuşulmaz, gereken neyse yapılır. Şu anda biz bütün güvenlik güçlerimizle, her şeyimizle tüm ihtimallere karşı hazır durumdayız.
- Bir Suriye tezkeresi gündeme gelir mi?
 Silahlı Kuvvetlerimiz her türlü yetkiye zaten sahip durumda. Ulusal güvenliğimiz açısından bir sıkıntı yok.
- Diyarbakır Sur’da HDP vekillerinin tepkilerle karşılaşmasına ne diyorsunuz?
Benim güneydoğudaki Kürt kardeşlerimin, oradaki halkın o milletvekillerine borcu yoktur, tam aksine alacağı vardır. Zira o vekillerin, Kürt halkına, güneydoğuya zarardan başka bir şeyleri olmamıştır. Kan, ölüm götürmüşlerdir. 
- BBC’de bir haber çıktı. PYD’nin yanlış yönlendirmesi ile ABD savaş uçakları sivilleri vurdu deniyordu. Batı kamuoyunda PYD’ye bakışta bir farklılık oluşabileceğini düşünüyor musunuz?
 PYD ve YPG bir terör örgütüdür. PKK ne ise PYD odur. Bunu bütün uluslararası örgütlere taşıyacağız. Taşımadığımız her an bizim için kayıptır. Ve bakın, Biden yanında bir yardımcısı ile geldi. Daha önce Sayın Obama’nın yanında da adı geçen bir ulusal güvenlik temsilcisi. Cenevre temsilcilerinin olduğu dönemde PYD gelemiyor, o kalkıyor, Kobani’ye gidiyor. Kobani’de sözde bir generalden plaket alıyor. Biz nasıl güveneceğiz. Ben miyim senin ortağın yoksa Kobani’deki teröristler mi? Bu meselelerin mücadelesini hep birlikte vermek durumundayız.
- “Seferberlik ilan edeceğiz” diye bir açıklama yaptı Başbakan. Ayrıca “Masa İmralı’da değil Ankara’da” dedi. Zana’nın sizinle bir görüşme talebi olmuştu...
 Ben ‘Çözüm süreci buzdolabındadır’ dedim. İmralı hiçbir zaman hükümetin bir muhatabı olamaz. Önceleri milletvekillerine müsaade ediyorduk, artık bunların şov yapmasına fırsat vermenin bir anlamı var mı? Şimdi, Leyla Hanım... Önce git yemin et! Herhangi bir pazarlık kaydı olmaksızın benden bir randevu istersen, başbakanlığımda nasıl yaptıysam burada da kabul ederdim.
- Operasyonların bitmesinin ardından, yeniden akil adamlar gibi bir heyetin oluşması, başka bir isim ve PKK-HDP unsurları dışında muhataplarla çözüm sürecinin buzdolabından çıkması söz konusu olabilir mi?
 PKK yerine başka isim altında yeni bir şey olabilir mi; yanlış yaklaşım olur. Böyle bir şeyi düşünmek teröre farklı bir kılıf uydurmak anlamına gelir ki bu neye benzer; HDP’nin kuruluşundan bu yana durmadan bir seneyi bulmadan yeni bir parti yeni bir parti kurması gibi. Bu da kapanırsa, yenileri de hazır olsun diye stepneler var. Ayrıca partilerin kapatılmasına karşıyım. En üst düzey yöneticilerinden alt düzeye varıncaya kadar suçu irtikap edenler bedelini ödemelidir. Hedef tüzel kişilikler olmamalı.