Başkan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Gerek 2020 ve gerekse 2021 Ocak ayı içerisinde akademiden ve sanat camiamızdan birçok yıldız kaydı. Dün sosyal bilimler alanında en yetkin isimlerden sosyolog Nur Vergin hocamızı darül bekaya uğurladık.

Bu dönemde Türk sinemasına, tiyatrosuna, müziğine, kültür ve sanat hayatına katkı yapmış pekçok değerimiz vefat etti. Allah'tan rahmet diliyor, sevenlerine başsağlığı diliyorum. Tek başına değer olan İstanbul'un yanında Hatay, Kayseri, Ürgün, Hasankeyf, Hattuşaş'a kadar medeniyete beşiklik yapmış olan yerlerimiz var.

Kapasite ve çeşitlilik itibariyle dünyada hiçbir müzede bulamazsınız. Bırakın Topkapı Sarayı'nın tamamını tek bir odasını hakkını vererek gezmek için onlarca saate gerek duyarsınız.

anla kaste, ilgisizlik yerini bilgisizliğe, gaflet yerini zamanla hesaplaşmaya başladı. Bu yıkım ekibinin karşısında kendini tarihe, sanata ve kültürümüzü sahip çıkmaya vakfetmiş insanların da olduğunu da biliyoruz. Az sayıdaki bu insanlar hazinemizi yaşatmaya çalıştılar. Geçmişin eskimeyen güzellikleriyle, günümüzün modern eserlerini buluşturarak aynı zamanda sanatın evrensel yönünü de bizlere gösterdiler.

Sayın Nejad Çuhadaroğlu 30 yıl boyunca binbir zahmetle topladığı eserleri müzede biraraya getirerek milletimizin istifadesine sunuyor. Sayın Süleyman Saim Tekcan öncülüğünde kurulan müzede özgür, gravür, çukur, elek, taş, ipek, ağaç baskı gibi tekniklerle ortaya çıkan 15 bin eser sergileniyor.

Bu müzede merhum Süheyl Ünver hocamızdan alınan ilhamla en yetkin hocaların nezaretinde Türk sanatlarının yenilikçi üstadları yetiştiriliyor. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak sanat üstadlarımızın şahsında Türk kültür ve sanatına sahip çıkan herkese teşekkür ediyorum.

Hocalarımızın açtığı bu yolda gençlerimizin Türk kültür, sanatını hak ettiği yere kadar yürümeye devam edeceğine inanıyorum. Kültürümüzün korunması, geliştirilmesinde sanat eserlerinin önemini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Kültürle ilgili tartışmalarda maalesef o kültürün taşıyıcısı olan dili ihmal ediyoruz. Ülkemizdeki kültür meselesi ekseriyetle, bizzat işin uzmanları tarafından dil meselesinin dışında değerlendiriliyor.

Bir milleti maziden atiye taşıyan kültürse, o kültürün en önemli unsuru da dildir. Kültür dil kalıbında şekillenir, dil kabında gelecek kuşaklara aktarılır. Dil olmadan insan, aile, toplum, millet, kültür ve medeniyet de olmaz. Çinli mütefekkir Konfiçyüs'e atfedilen şu kıssanın dil-kültür-beka ilişkisini göstermesi bakımından son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Konfüçyus'a sorarlar, bir memleketi idare etmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olur. Büyük filozof, işe dil ile başlar önce dili düzeltirdim. Dil düzgün olmazsa, kelimeler düşünceyi düzgün anlatamaz. Düşünceler iyi anlatamazsa yapılması gereken vazifeler yapılamaz. Gereken yapılmazsa ahlak ve kültür bozulur. Ahlak ve kültür bozulursa adalet yolunu şaşırır. Adalet yanlış yola saparsa halk güçsüz duruma düşer. İşte bunun için hiçbir şey dil kadar önemli değildir.

DİLİNE SAHİP ÇIKMAYAN MİLLETLER KÖKLERİ KURUYAN AĞAÇLAR GİBİ ESEN RÜZGARLARDA YIKILMAYA MAHKUMDUR
Diline sahip çıkmayan, zenginleştirmeyen milletler kökleri kuruyan ağaçlar gibi esen rüzgarlarda yıkılmaya mahkumdur. Peyami Safa merhum 'Dilini kaybeden millet herşeyini kaybetmiştir' diyor.