Türkistan’i Türkislam yaptı. Türklerin Müslüman olması için canla başla çalıştı. Pek çok cami ve mescit inşa ettirdi. 
Evet, Kuteybe bin Müslim hazretlerinden bahsediyoruz.  Ancak onu yeni nesiller pek bilmiyor. İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi doktora öğrencisi Mehmet Can, Türkistan’ın Maverahünnehr bölgesini fetheden ve Türklerin İslam ile şereflenmesinde en büyük rolü olan Kuteybe bin Müslim’in türbesini buldu ve izlenimlerini Dîvanyolu dergisinde anlattı.  Kuteybe bin Müslim hazretleri büyük bir komutandı. Ardında çok kıymetli eserler bıraktı. Baykent şehrinde bilhassa mihrabı ile ünlü muazzam bir sanat eseri olan Cuma Camii bunlar arasında en ünlüleri. Kıymetli taşlarla süslü olan muhteşem mihrabın civardaki camilerde bir örneği yok. Buhara’nın iç kalesinde yer alan daha önce Budist tapınağı iken sonra ateş evine çevrilen Mecusi mabedinin yerine Mah-i Ruz Camii’ni inşa ettirdi. Ayrıca Semerkant’ın fethinin ilk günlerinde şehrin en güzel yerine büyük bir cami yaptırdı. Türkistan’da fethedilen istisnasız bütün şehir, köy ve kasabalara camiler, mescitler yaptırdı. Bazı hallerde ise fethin bir sembolü olarak şehrin en büyük ve önemli mabedini camiye çevirdi.
 Kuteybe bin Müslim hazretleri 714 senesinde şehit oldu. Türbesi Özbekistan’ın Fergana vadisinde, Andican vilayetinin Pamuklu köyünde. Türbenin izini süren doktora öğrencisi Mehmet Can, şunları anlattı: “Köyü ve kabri çok aradık, sora sora bulduk. Türbesini birkaç arkadaşımızla ziyaret ettik. Kabrinde büyük bir feyz olduğu hissediliyordu. Türkistan halkı orada yatanın aslında kim olduğunu bilmiyordu. Fakat aradan asırlar geçmiş olmasına rağmen kendisini büyük bir veli, ermiş, şeyh, imam olarak bilmeleri, kabrini bir ziyaretgâh olarak kabul etmeleri ve derin bir saygı ve bağlılık duymaları, O’nun Türklerin nazarında nasıl kudsî bir yer işgal ettiğini ve dini duygularına nasıl tesir ettiğini açıkça göstermektedir.” 
Büyük müfessir ve tarihçi İbni Kesir de şunları kaydetmişti: “Ümeranın ulularından biri olan Kuteybe, aynı zamanda büyük bir kahraman ve komutandır. Allah, onun vasıtasıyla o kadar çok kimseyi hidayete ulaştırmıştır ki sayılarını ancak Allah bilir. Bu kimseler Müslüman olmuşlar ve Allah’ın dinine sımsıkı sarılmışlardır.”