KÜLTÜR SANAT SERVİSİ
Yıllardır Osmanlıca harfler için “eciş bücüş” denilip, bizlere zor öğrenildiği anlatıldı. Hâliyle Osmanlıca öğrenmeye meraklı olanların bile zihinlerinde zorluğuna dair kocaman bir peşin hüküm meydana geldi. Çoğumuz Osmanlıcayı öğrenilmesi gereken ‘farklı bir yabancı dil’ zannediyoruz. Aslında Osmanlıca dediğimiz şey, bugünkü Türkçeden farklı bir lisan değil. Osmanlıların kullandığı Türkçe olduğu için asıl adı “Osmanlı Türkçesi”; öğrenilecek olan şey de sadece alfabe… Uzun yıllardır Osmanlıca üzerine çalışmalar yapan Tarih Profesörü Kemal Özcan’ın yeni kaleme aldığı “Yeni Başlayanlar için Osmanlı Türkçesi Okuma Rehberi” işte bunu anlatıyor. “Osmanlıca bilmeden aydın olunmaz, zira aydın tarihini bilir ve okur” diyen Prof. Dr. Kemal Özcan’la “Osmanlıca okumak” üzerine konuştuk...

“Osmanlıca okumak çok zor, o yüzden de eskiden okuma yazma oranları çok düşüktü” diyorlar. Doğru mu bu söz?
O istatistiklerin hiçbir ilmî yanı yok. O yıllardaki okuryazar oranı iddia edildiği gibi yüzde 8’ler değil, en azından yüzde 40’lar seviyesindeydi. Hakiki okuryazar nispetini tespit etmenin en sağlam ölçüsü, gazete ve dergi tirajlarıdır. Elimizdeki rakamlara göre, 1908-1914 arası sadece İstanbul gazetelerinin günlük tirajı 100 binin epeyce üzerindeydi. Ayrıca aynı dönemde 801 dergi vardı. Harf inkılabından sonra, gazete ve dergi sayısı 50’lere, okur sayısı de 20 binlere geriledi.

Yeni nesil, Osmanlı Türkçesine sanki yabancı bir dil gibi bakıyor…
Maalesef öyle... Yeni nesil, bırakın Osmanlı Türkçesini okumayı, 1970’lerde yazılan bir kitabı dahi anlayamayacak durumda ne yazık ki. Uzun zamandır üniversitede Osmanlı Türkçesi derslerine giriyorum. Daha önce Osmanlıca harflerle hiç tanışmamış olanların maalesef daha ilk günden gözleri korkuyor ve derslere katılmıyorlardı. İşte bu maksatla kitabımı kaleme aldım. 

ÜÇ AYDA PEYAMİ SAFA
Siz nasıl bir metot geliştirdiniz?

Biz, yabancılara Türkçe öğretir gibi, fazla gramere boğmadan, öğrencilerin günümüz Türkçesini Osmanlı harfleriyle okuyup yazar hâle getirmeyi gaye ediniyoruz. Bir dönem boyunca neredeyse hiç gramer bilgisi vermeden bol bol okuma ve yazma alıştırmalarıyla talebeyi Osmanlı Türkçesini rahatlıkla okuyabilir hâle getiriyoruz. Sonra gramere ağırlık veriyoruz.

Osmanlıca harfleri okuyabilmek için ne kadar zamana ihtiyaç var?
Daha önce Osmanlıca görmeyip 3 gün içinde okumayı söken çok kişiye şahit oldum. Üstelik içlerinde Türkçe bilmeyen yabancılar bile var. Emin olun korkacak bir şey yok. Zira yazın çocuklarımız Kur’ân-ı kerim kurslarına gidiyor ve 1-2 ay içerisinde İslam harflerini öğreniyor ve okumayı söküyorlar. Ama bu çocuklar Latin harfleriyle okumaya ancak birinci dönemin sonunda geçebiliyor ki bu 3 ayı buluyor... Biraz gayret edenler ise iki ay içinde Peyami Safa, Yakup Kadri gibi yazarların eserlerini Türkçe grameri çok iyi öğrenmek şartıyla okuyabiliyor.

Eli de yormaz gözü de...
Peki, Osmanlıca yazmak…

Osmanlıca yazmak, okumaya nazaran biraz daha gramer bilgisi gerektiriyor ama kısa müddette o da çözülüyor. Fıtrata uygun olan da zaten sağdan sola doğru yazmak. Ve el daha az yorulur. İbrani, Süryani, Göktürk, Uygur, Japon ve Çin alfabeleri de sağdan sola doğrudur. Bir tek Latin alfabesi soldan sağadır. Harflerin köşeli olmaması okuma esnasında gözleri yormaz. Dikkat ederseniz eskilerde gözlük takan sayısı da hayli azdır...

Hareke olmadan okumak zor değil mi?
Osmanlı Türkçesini sesler yardımıyla okuyoruz. Arapça kelimelerin okunuşunu gramer olarak gösteriyoruz. Belli başlı kalıplar var, bunları bildikten sonra sıkıntı yaşanmıyor.