MURAT ÖZTEKİN

RUSSELL CROWE “DENGESİZ”LE GERİ DÖNDÜ
Kilolu ve öfkeli!

İnsan yaşlanmaya görsün, başına neler geliyor... Oscar’lı aktör Russell Crowe da Gladyatör, Robin Hood ve John Nash gibi hafızalara kazınan onca karakterden sonra göbekli bir magandaya dönüşüverdi! Tabii ki son filminde oldu bunlar! Yönetmen Derrick Stacey Borte, “Dengesiz” filminde Crowe’u günlük hayatta görmeye alıştığımız belalı tiplerden biri yapıyor ve trafikte tartıştığı ağzı bozuk bir kadının peşine takıyor. Filmde Caren Pistorius, Gabriel Bateman ve Anne Leighton gibi oyuncular da rol alıyor.

TRAFİKTE KAOS

ABD’de trafikte yaşanan kötü hadiselerin haber videolarıyla açılan filmdeki hikâye, görüntülerle benzer bir yere uzanıyor. Rachel, kocasından boşanmak üzere olan tek çocuklu kuaförlük yapan bir kadındır. Şimdi evinde, erkek kardeşi ve onun arkadaşını barındırmaktadır. Uyanmakta geç kaldığı bir sabah, oğlu Kyle’ı okula bırakmak için yola çıktığında kendisini kilitlenmiş bir trafiğin tam göbeğinde bulur. Bu esnada bir müşterisini kaybeden Rachel, hata yapan bir adama kızıp hakaretler savurur. İsmini dahi bilmediğimiz bu “adam”, kendisinden özür dilemeyi reddeden Rachel’a camdan şöyle seslenir: Günün ne kadar kötü olduğunu gerçekten bildiğini bile sanmıyorum!

KARTONDAN KARAKTERLER 

Zira daha sonra öğreneceğimiz üzere, bir 4x4’e binen “adam”, sosyal hayattan dışlanmış ve bu yüzden problemler yaşayan biridir. Peşine düştüğü Rachel’a ders vermek için akla hayale gelmedik şeyler yapar ve çaresiz kadını ailesiyle tehdit eder. Şehrin tam göbeğinde “mantık üstü” bir kovalamaca yaşanır.  

Yönetmen Borte “Dengesiz”de modern hayattaki trafik gerilimlerinden ilham alıyor ve yine aynı hayatın ucubeye dönüştürdüğü bir adamın intikam duygularıyla eserine yön veriyor. Zaman zaman trafik kuralları hakkında bir kamu spotu gibi didaktik olabilen eserde, çarpıcı kovalamaca sahneleri ve kanlı anlar var. “Dengesiz” aslında geçen hafta Türkiye’de gösterime giren “Tek Başına” filmiyle büyük benzerlikler taşıyor. O filmde Jessica adlı kadının peşine şehirler arası yolda bir sapık takılıyordu. Burada ise hikâye şehrin merkezinde geçiyor ve doğrusu bu yüzden işler biraz karışıyor. Öfkeli adamın intikam için metropolde uzun zaman yol alması mantıki zorlamalar zincirini beraberinde getiriyor. 

RUSSELL CROWE FARKI

Süratli bir atmosferi olan filmdeki hikâye ve karakter gelişimi de eksik kalıyor. Bu yüzden tat vermeyen bir film seyrediyoruz. Ama Russell Crowe çabasıyla, şimdiye kadar görmeye alışkın olmadığımız türden bir karaktere büründüğü esere renk katıyor. Neticede süratli film, sizi eğlendirse de hafızanızdan silinecek bir eser olmaktan öteye gidemiyor.

***

“SON KALE: HACIBEY”
Tarihten bir mektup hikâyesi

Kaliteleri tartışılsa da yerli sinemada Türk tarihine odaklanan filmler çoğalıyor. Yönetmenliğini Konstantin Konovalov’un yaptığı “Son Kale Hacıbey” de onlardan biri. Oyuncu kadrosunda Yurdaer Okur, Deren Talu ve Aleksandr Polovets gibi isimlerin yer aldığı eser, Osmanlı Rus mücadelesinden bir kesiti günümüze taşıyor. XVIII. asrın sonlarında, Osmanlı İmparatorluğu ve Tuna Siçi Kazakları, Kuzey Karadeniz Sahili için Rusya ile savaşmaktadırlar. Ancak Ruslara karşı sadece “Son Kale” olarak anılan Hacıbey Kalesi ellerinde kalmıştır. Tuna Siçi Kozakları, savaşa ilişkin çok önemli gizli bir mesaj içeren mektup ile Andrey adlı Kozak’ı kale komutanı Ahmet Paşa’ya gönderirler. Ancak Hacıbey ele geçirilir, Ahmet Paşa zindana atılır. Şimdi mektubu İstanbul’a ulaştırmak Paşa’nın tek kızı olan Fatma’ya kalmıştır. Feminist bir alt metne sahip olan eserde, anakronik bir bakış var.