HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yüksekdağ yine PKK'yı kınamadı ve hükümeti eleştirdi.


"Dağlıca'dan gelen şehit haberleri sonrasında partinizin bürolarına saldırılar yaşandı. Büyük bir kargaşa ve kaos var. Neler söylemek istersiniz" sorusu üzerine Yüksekdağ, "Dağlıca başta olmak üzere Cizre'de, son dönemde Dersim'de ve son geliştirilen saldırılarda yaşamını yitiren İstanbul'daki inşaat işçisi başta olmak üzere tüm yurttaşlarımız için Allah'tan rahmet diliyorum" dedi.


Türkiye'nin dün oldukça kötü bir gece geçirdiğini ve bugün de kötü bir sabaha uyandığını belirten Yüksekdağ, "İktidarını kaybetmiş bir siyasi yapının bütün Türkiye toplumundan intikam alma operasyonu ile karşı karşıyayız" ifadesini kullandı.


Yüksekdağ, 7 Haziran seçimi öncesinde Türkiye'de barış umudu olduğunu ancak seçimlerin ardından toplumun kutuplaştırıldığını öne sürerek, şöyle devam etti: "Dün yaşanan gelişmeler, tarihsel bir ibret tablosuydu. Dağlıca'da 16 askerin yaşamını yitirmesinden sonra çatışmanın, patlamanın yaşandığı meydana giden yaralı ve şehit düşmüş, yaşamını kaybetmiş askerlerin cenazelerine sahip çıkan, sırtında taşıyarak bölgeden çıkaran Yüksekova halkıydı, Kürt halkıydı ancak batıda birçok merkezde saldırıya uğrayan hedef tahtasına oturtulan, linç edilen, linç edilmeye çalışılan da Kürtler oldu, Kürt halkı oldu. Dün yaşanan tabloyu basit bir gerilim olarak tarif etmek, Dağlıca'da yaşanan ölümlere karşı bir tepki ve reaksiyon hareketi olarak tanımlamak kesinlikle doğru değildir."


HDP parti binalarına eş zamanlı olarak 128 yerde planlı saldırılar yapıldığını iddia eden Yüksekdağ, İstabul Emniyet Müdürlüğü'nün yalanlamasına rağmen Kağıthane'de telefonda Kürtçe konuştuğu için bir işçinin öldürüldüğünü savundu.


Parti binalarına yapılan saldırıların "polis nezaretinde" gerçekleştirildiğini ileri süren Yüksekdağ, "Dün geliştirilen saldırı hareketinin yenilir, yutulur, kabul edilir hiçbir tarafı yoktur. Biz, bunun bir siyasi saldırı konseptinin parçası olduğunu, yönlendirilmiş ve güdümlü güruhlar tarafından gerçekleştirildiğini çok iyi biliyoruz. Saray ve Cumhurbaşkanı 'Eğer 400 milletvekili verseydiniz bunlar yaşanmazdı' dedikten sonra işte tam böyle bir saldırı süreci içerisinde, saldırı girdabı içerisinde buldu bütün Türkiye kendisini" dedi.


Türkiye toplumunda Türk-Kürt çatışmasına yal açabilecek bir gerilim siyasetinin yürütüldüğünü öne süren Yüksekdağ, saldırıların planlı olduğunu savundu.


Yüksekdağ, şunları söyledi: "Dün bu saldırıları gerçekleştirenler, partimize dönük saldırıları yapanlar, düzenleyenler, 16 askerin cenazesine zerrece saygısı olmayanlardır. 16 askerin cenazesine saygısı olanlar, bedenini canlı kalkan yaparak, Yüksekova halkından bahsediyorum, gidip o askerlerin cenazesini sırtında taşıyanlardır. Ama HDP binalarına saldırı düzenleyenler, sokakta gördükleri Kürt yurttaşlarımıza saldırı düzenleyenler, bir iç savaş provası yapanlar, asker cenazesine zerrece saygı duymuyorlar. Bu devletin başı, 'Bazı asker aileleri karaktersiz' diyecek kadar asker ailelerine, askerlerin cenazelerine saygı duymuyor."


Yüksekdağ Cizre'de çıkan olaylarda 7 kişinin yaşamını yitirdiğini, bunlardan 5'inin çocuk olduğunu belirterek, son 2 ayda 100'e yakın sivilin kolluk güçlerinin mermileri ile yaşamını kaybettiğini savundu. Yüksekdağ, "Çözümü buzdolabına kaldıranlar, Cizre'de 2-3 günden bu yana 10 yaşındaki evladının cenazesi çürümesin diye bedenini buzla ovan, derin dondurucudan, buzluktan çıkardığı buzla ovan anneye nasıl hesap verecekler? Yaşanan bütün bu acıların, ölümlerin, trajedinin sorumlusu, çözümü buzdolabına kaldıranlardır" ifadesini kullandı.


Yeniden sandıklara ve demokrasiye inancı öne çıkarmak istediklerini anlatan Yüksekdağ, "Ama bugünkü koşullarda ne yazık ki seçimlerin sağlıklı ve güvenli bir ortamda yapılmaması için siyasi iktidar ve saray, elinden gelen her şeyi yapıyor" dedi.


- "Sandıklara da hazırız, direnişe de hazırız"


Yüksekdağ, şunları kaydetti: "Bizler, dün olduğu gibi bugün de seçimlere, sandıklara da hazırız, direnişe de hazırız. Her yerde partimize, parti binalarımıza, partili arkadaşlarımıza karşı gerçekleştirilen saldırılar ve bu vahşet karşısında insan olmanın gerektirdiği biçimde, demokrasinin gerektirdiği biçimde bizler direneceğiz ve direniş çizgisini bu zalim, zorba iktidarı ait olduğu yere gönderene kadar sürdüreceğiz. Biz, direnişe de hazırız, seçimlere, sandıklara da hazırız ama bu siyasi iktidar ve saray, halkının seçimine hazır değil. Bu siyasi iktidar halkının yaşamına, yaşam hakkına, yurttaşlarının yaşamına ve yaşam hakkına saygılı değil ve yok etmek üzerine, yıkmak üzerine kurumuş bir siyasi mekanizmayı karşımıza çıkarmış durumda."