Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


AK Parti'nin 1 Kasım Genel Seçimleri'ndeki zaferin değerlendiren Akdoğan, yüzde 49'un beklediklerinden yüksek olduğunu ancak sürpriz olmadığını söyledi.


Akdoğan, "46-47'lerde bir sürpriz bekliyordum bu daha yüksek bir sürpriz oldu. Biz 2011'de de yüzde 49 aldık o yüzden yüzde 49'da çok sürpriz değil" diye konuştu.


"7 Haziran sonrası Ak Parti için ANAP gibi dağılma sürecine girecek" gibi yorumlar yapıldığını hatırlatan Akdoğan, "Bunun öyle olmadığı çıktı. Muhteşem bir geri dönüş. Partilerin ömrü vardır aşağı doğru gider, geçmiş dönem partileriyle benzerlik kurmak filan AK Parti'nin kaderinin böyle olmadığı anlaşıldı" ifadelerini kullandı.


"İMRALI İLE GÖRÜŞME İÇİN ŞARTLAR OLGUNLAŞMALI"


Çözüm sürecinin geleceğine ilişkin de mesajlar veren Akdoğan, şu anda PKK ile mücadele edildiğini ve İmralı'ya görüşmek için şartların yeniden oluşması gerektiğinin altını çizdi.


7 Haziran seçimi öncesi süreç rafa kalkmıştı 7 Haziran sonrasında raftan direk buzdolabına alındığını gördük. Sonrasında etkin bir terörle mücadele politikası uygulanmaya başlandı. Bu sebeple milliyetçi oyların geldiğin, gördük AK Parti'ye. Bir yandan 7 Haziran öncesine dönmek isteyen Kürt seçmenin de oylarını döndüğünü görüyoruz. Bu dengeyi nasıl sağlayacak AK Parti?


2003'te PKK Türkiye'yi terk etmedi ve yapması gerekenleri yapmadı. Daha sonra Kobani olayları bir kırıma oluşturdu süreç koptu o zaman. Ondan sonra bunlar tekrar süreç başlasın dendi. Biz iç güvenlik paketi çıkarttık. Bununla birlikte Türkiye'yi terk etme ve tamamen eylemsizliğe geçme. Bunu da örgüt yapmadı. 7 Haziran'dan sonra da devrimci halk savaşı ilan etti terör olaylarına başladı. Bu operasyonlar bundan sonra hayata geçti. Seçim için bu operasyonlar başlamadı. Çözüm sürecinin sahibi, mimarı bizi ve neticeye ulaştırmak için çaba gösteriyoruz. Demokratik açılım dedik habur'la sabote ettiler. Milli birlik kardeşlik dedik Silvan'la sabote ettiler. Aynı şeyi Kobani'de ve seçimde bozmaya çalıştılar. Bunu biz devam ettirteceğiz ama bunun devam ettirilebilmesi için bu süreci zehirleyen unsurların devre dışı kalması gerekiyor. Sen yol kesersen, haraç alırsan, karakol basarsan bu süreç nasıl devam edecek? Bu yüzden terör olduğu sürece terörle mücadele de sürecek. Ama çözüm süreci de önemlidir. Süreci zehirleyen faktörlerin tasfiye edilmesi gerekiyor. Biz demokratikleşmeden, reformlardan, hizmetten, yatırımdan geri durmuyoruz. Halkımızın can güvenliği için, hak ve hukuk için gerekli olduğu kadar bu süreç içinde önem taşıyor. Vatandaşımız burada sadece çözüm süreci başlasın diye vermedi operasyonlara destek yüzde 70'ler civarında. Vatandaş örgüte tepki gösterdi sen benim başıma bela oldun diye. İnsanların günlük yaşantısını bozmaya başladı PKK'nın yeni stratejisi. Eskiden kırsalda bir takım şeyler olurdu ama sen geldin şehre ve buralarda bomba patlatıyorsun, kantonlaşma filan benim başıma bela oldun dedi. Bunun esareti altında Kürtler yaşamak istemez. Bununda doğrudan bir tesiri olduğunu düşünüyorum ben. HDP'liler özgür bir seçim olmadı filan diyorlar bu kadar sükunet içinde geçen bir seçim olmamıştır. Baskı ve şiddet olmayınca değişti her şey tabi. Biz Doğu ve Güneydoğu'da tekrar birinci parti haline geldik.


Süreç kamu düzeni saplandıktan sonra devam edecek ama mutlaka kuralları yeni baştan yazılacak. Sürecin yeni kodları ne olacak?


Burada nasıl PKK sürece ihanet ettiyse silahla ben amacıma ulaşırım gibi bir yanılgı ile demokratik çözüme nasıl isyan edip silahla bir yere varmak için bütün bunları yaptıysa HDP'de bence sürece ihanet etti. Barajı geçmek için geçen sefer statüko bloğu ve çözüm düşmanı paralel yapıyla işbirliği yaptı. Süreci açık şekilde bozan, ihanet eden bu anlayışla, bu aktörlerle yürünmesi mümkün değil. Biz HDP yönetimi ile genel yapısı teşkilatları ve oy veren kitleyi de birbirinden ayırıyoruz. HDP'nin de içinde bu durumdan rahatsız olan insanlar var. Kandil'in esareti altına girdiniz. Çıkacaksın devlet katil diyeceksin. İnsanlar gidecek birbirinin dükkanını basacak bu toplumsal ayrışma örgütünün planının bir parçasıydı ve HDP bunun esareti altına girdi. Önce süreci bozdular sonra da Kandil'in bu yaklaşımları ile başka bir yola girdiler. Tam bir hayal kırıklığı oluşturdular.


HDP denklem dışı diyorsunuz peki İmralı hala denklemin içinde mi?
Bizim şu anda konsantrasyonumuz PKK'nın bu hamlelerini boşa çıkartmak. Özerklik ilanı çöktü, devrimci halk savaşı çöktü, kurtarılmış bölgeler çöktü, büyük gruplarla saldırı eylemleri çöktü. Bunların çökertilmesi ve geriletilmesi terörle mücadelede mesafe alınması çok büyü önem taşıyor. Şimdi eş zamanlı olarak bizim diğer reformlarımız, hizmetlerimiz, yatırımlarımız çalışmalarımız devam ediyor. Ama onun ötesinde belli şartların oluşması lazım. PKK'nın Türkiye'yi terk etmesi, tam anlamıyla eylemsizlik ve bütün bu illegal şeylere son vermesi lazım. Ondan sonra diğer meseleler konuşulabilir. Devletin ilgili kurumlarının İmralı ile görüşmesi vesaire bu daha önceki hükümetler döneminde de olan bir şeydir. Çözüm süreci bağlamında bir noktaya gelebilmemiz için bu bahsettiğim şartların olgunlaşması gerekir. Bu süreçte çok kötülük yaptılar ve Öcalan'ı da diri diri oraya gömdüler. O kısmı bizi şu an ilgilendirmiyor kendi yol haritamız ve yapacaklarımız bizi ilgilendiriyor.