BATUHAN YAŞAR KATAR

Türkiye ile ilgili algı operasyonlarının perde arkasını anlatan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Türkiye ile ilgili olumsuz algının sebebi dışarıdaki düşman değil, içerideki hainler” dedi. Katar’da gazetecilerin gündemle ilgili sorularını cevaplayan Başbakan Davutoğlu, özetle şunları kaydetti: 
Bizi en çok zorlayan, bütün bu tarihi ve insani boyutu Türkiye’de anlayamayan muhalif çevrelerdir. Dışarıdaki zorluktan çok içerideki zorluğu görüyorum. Türkiye’nin askeri kapasitesi sınırlı değil. Ama askeri kapasiteyi kullanmak istediğinizde yaptığınız her hamleyi teröre destek gibi gösteren bir muhalefetiniz varsa, veya o askeri kapasiteyi milli stratejinin parçası olarak görmeyip dünyaya şikâyet eden bir muhalefetiniz varsa, paralel devlet yapısı diye bir çete varsa, bütün dünyada Türkiye’nin yaptığı her hamleyi kötüleyen, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışan ihanet çetesi varsa, işte zorlandığınız yer odur. Türkiye’nin bu kadar büyük insanî destan yazdığı dönemde, Türkiye hakkındaki olumsuz algının sebebi dışarıdaki düşman değil içerideki hainlerdir. MİT tırları operasyonunun nelere yol açtığını bilmiyor musunuz?
  * Meclis Anayasa Komisyonundaki kavga hakkında ne düşünüyorsunuz
 Komisyon Başkanı Mustafa Şentop’tan olaylar esnasında bilgi aldım. Birileri şiddet kültürüne alışmışsa artık o şiddet her mekâna girer. Danışmanların salona girmeye ve terör estirmeye ne hakkı var? Buranın bir düzeni var. Burası Millet Meclisi. Ona da biz tolerans gösterecek olursak hiçbir yerde düzen kalmaz. Gerekli her türlü tedbir alınır. Üye olmayan milletvekilleri gelebilir ama danışmanların, kimliği meçhul kişilerin komisyon salonuna girmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Meclis Başkanı’ndan bu konuda gerekli tedbirleri almasını talep ederiz. Bir teklifi, bir tasarıyı beğenmeyebilirsiniz. Gelir tartışırsınız konuşursunuz. Kimsenin konuşmayı engellemek gibi bir düşüncesi olmaz. Burada da söz talep eden hiç kimse engellendi mi? Hayır. Kim ne istiyorsa Meclis’te konuşsun. Ama şiddet uygulamaya kalkarsa buna izin verilmez. Burası rastgele bir mekan değil, burası Meclis. Meclis’te şiddet görüntülerine izin verilirse bunun sonu gelmez.
CHP VE MHP ŞAŞKIN
Dokunulmazlık meselesi ise; bakın biz çok ilkeli bir tavır sergiledik. Onlar ‘dokunulmazlıkların tümü kalksın’ dediler. 25. dönemde kendileri dilekçe verdiler ‘bizim dokunulmazlığımız kalksın’ diye. Şimdi sanki kendilerine baskı uygulanıyormuş, siyasetten soyutlanacaklarmış gibi bir intiba vermeye çalışıyorlar. Ama zannettiler ki biz kaçınacağız. Biz kaçınmayınca şimdi hepsi telaşa düştü. CHP ne yapacağını şaşırdı. Bir destek vereceklerini söylediler bir vermeyeceklerini söylediler. MHP de aynı şekilde. HDP ise dışarıdaki şiddet kültürlerini Meclis’e yansıtmaya çalışıyor. Buna izin verilmez. Burası onların at oynatabileceği mekan değil. Ne söylemek istiyorlarsa söylerler. Ama komisyon çalışmalarını kararlılıkla sürdürecek, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

‘Yok’ deniyor ama biz Ergenekon’u yaşadık

* Ergenekon kararı içinize sindi mi?
 Türkiye’de bazı şeyler ifrat tefrit arasında gidiyor. Bu ikisi arasındaki tutumlar Türkiye’nin normalleşmesini engelliyor. 2003 ve sonrasında AK Parti iktidarına karşı bir hareketlenme var mıydı? Evet vardı. Bu hareketlenme milli iradeye karşı bir eylem niteliğinde miydi? Evet.  27 Nisan e-muhtırası bunun açık göstergesidir. Bu işin bir yönü. Peki Ergenekon davası altında bir sürü masum insan bu davanın içine sokuldu mu?  Evet sokuldu. Bunu kim yaptı? Bunu paralel çete yaptı. Dava doğru bir zeminden alındı.  O kadar gereksiz insanlar bu işin içine sokuldu ki, bir anda bütün o dava özünü kaybetti ve zulüm aracı haline dönüştü. İfrat da orada ortaya çıktı. Şimdi, ‘Ergenekon diye bir şey yoktur’ deniyor, ya biz bunları yaşadık. Ergenekon ve paralel yapı benzeri, seçilmiş iktidarı hedef alan kim olursa, buna karşıda mücadele etmemiz lazım.  Paralelin mevcudiyeti Ergenekon’u, Ergenekon’un mevcudiyeti paraleli meşru kılmaz. İkisi de aynı ölçüde illegal yapılardır.

YENİ ANAYASA TANSİYONLA YAZILMAZ

* Muhalefet ‘eğer Anayasa değişikliği geçerse polis her an bir milletvekilini gözaltına alabilir’ diyor. 
 Bu yargıyı ilgilendiren bir husus. Yürütmenin başında olan Başbakan olarak ben, açık veya gizli, yargıya ‘şöyle veya böyle yapın’ diye bir görüş beyan etmem. Ama Türkiye’de daha önce yaşanan tecrübeler de göz önünde bulundurularak, yargımızın daha önce de yaşanan süreçleri dikkate alarak, ortaya çıkacak tabloya karşı en doğra yöntemi benimseyeceğine inanıyorum. 
* Laiklik meselesindeki tartışma sonlanmış gibi görünüyor. Acaba bu konuda beyin jimnastiği mi yapıldı?
Son 6 yıldır bölgemizde yaşanan hususları, hatta Türkiye içinde bu paralel çete ile yaşanan sorunları göz ardı eden bir tutum sergileyebilir miyiz? Din devlet ilişkisinin ekseninden kayması durumunda nelerle karşılaşılacağını gördük. Bu paralel çetenin rasyonel olması gereken bir hukuk alanını nasıl ‘dini görünümlü ama din dışı yorumlarla’ tahakküm altına almak istediğini biz yaşadık. Benim odam dinlendi. Sayın Cumhurbaşkanımızın odası dinlendi. Belki bu dinleme aletini yerleştiren dini bir vecibe yaptığını zannediyordu. Bütün bu tecrübeleri yaşayarak metnin en özgürlükçü olmasını arzu ediyoruz. Laiklikte ne 28 Şubat ne Ergenekon ne ondan öncekiler gibi otoriter yorumlarla değil, din istismarına ilişkin bir yorumu da önleyecek ortak bir mutabakata varmamız gerekiyor. Çağdaş anayasalarda olan bazı hususlar tartışıldı diye kimse ortalığı kasıp kavurmasın. Herkes sakin olsun. Anayasa tansiyonla yazılmaz, sükûnetle ve suhuletle rahat olarak yazılır.
* Cumhurbaşkanımızın Zagrep’te yaptığı açıklamada partili cumhurbaşkanlığı ve benzeri alternatiflerin de olabileceğini söyledi. Sizin bu farklı alternatifler konusunda çalışmalarınız var mı? 
 Bir sistem ‘çarpık’ deniyorsa, ilk yapılması gereken şey revize edilmesi değil tümden değişilmesidir. Partili Cumhurbaşkanı nihayetinde bir revizyondur. Bizim öncelikli hedefimiz revizyon değil, çarpık bir sistem olduğunu söyleyegeldiğimiz bir yapı üzerinde yeni bir adım atmaktansa Anayasayı başkanlık sistemi etrafında kurgulamaktır. Şu anki tek hedefimiz çağdaş, evrensel değerleri barındıran, milli bünyeye uygun, başkanlık sistemine dayanan bir anayasayı yazmak.

Kara harekâtı da masada

Başbakan Ahmet Davutoğlu gazetecilerin Kilis’e yönelik DAEŞ saldırısıyla ilgili sorularını da cevapladı. Davutoğlu, “Kilis’e roketler düştü. Türkiye ne yapacak? Silahlı İHA’ların kullanılacağı söyleniyor” sorusu üzerine, “Bu konuda pazartesi bir güvenlik toplantısı yaptık. İstihbarat ve askeri birimlerimiz alınacak ek tedbirlerle ilgili geniş çerçeveli çalışma yürütüyorlar. Bu ABD ve koalisyon tarafıyla da ortak bir çalışmadır. Güvenlik gerekçesiyle detayına girmem mümkün değil. Saldırıların durdurulması ve gerekli cevabın verilmesi için gerekli talimatlar verildi” dedi. Davutoğlu, “Buna kara harekatı dahil mi?” sorusu üzerine ise “Detaylara girmek doğru olmaz. Askeri gereklilik olarak alınacak her türlü tedbir alındı” diye konuştu.