Dünyada ortalama yaşama süresinin uzaması, sigara ve alkol kullanmak, fast food ve uzun raf ömrü olan yiyecekleri çok sık tüketmek, çevre kirliliği ve tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı lenfomaya kapı açıyor. Uzmanlar, vücutta çıkan ve açıklanamayan bezeler, düşmeyen ateş ve kilo kaybının kanser belirtisi olduğunu bildiriyorlar. 15 Eylül Dünya Lenfoma Günü dolayısıyla görüştüğümüz Türk Aferez Derneği Başkanı Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş “Lenf bezi kanserlerinin görülme sıklığında bir artış var. Dünyada yaşam süresinin uzaması ve genetik faktörler lenf kanserinin ortaya çıkışında etkili oluyor. Ancak bunun sebebi daha çok modern yaşamın hayatımıza kattığı kanserojen maddelerdir. Sigara, alkol, radyasyona maruz kalmak, fast food beslenme ile kauçuk, aspest, arsenikle teması gerektiren işlerde çalışanlarda lenf bezi kanserine yakalanma riski artıyor” dedi. Lenfomanın her yaşta ortaya çıkabileceğini ancak görülme sıklığının ilerleyen yaşla birlikte arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Altuntaş, tüm kanser ölümleri içerisinde yüzde 4'lük bir orana sahip olmasına rağmen, erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı son derece yüksek bir kanser türü olduğunu ifade etti.  Bu sebeple birçoğu sıradan olan belirtilerin gözden kaçırılmaması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Altuntaş, lenfomanın belirtilerini söyle sıraladı:
- Boyun, koltuk altı, kasık gibi bölgelerdeki lenf bezi büyümeleri
- Uzun süren ve 38 derecenin üzerindeki yüksek ateş
- İstenmeyen kilo kaybı. Özellikle diyet yapmadan son 6 ay içinde mevcut kilonun yüzde 10'unu kaybetmek.
- Gece terlemeleri. Özellikle 20-24 derece civarındaki normal oda sıcaklığında atletini değiştirecek boyutta terleme
- Ciltte kaşıntı,
- Halsizlik ve yorgunluk

KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİ 

Lenf bezi kanserinin tamamen tedavi edilebilen ve daha sonra tekrarlamayacak olan kanserlerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Güncel ilaç ve ışın tedavileri ile bazı lenfoma türlerinde %95 oranında başarı sağlanabilir. Ancak lenfomada kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri izlenmelidir” dedi.
Lenfoma tedavisinde eskiden sıklıkla hastane ortamında damardan verilen ilaç döneminin yerini evde, işyerinde ağız yoluyla alınabilen ilaç dönemine bıraktığını hatırlatan Prof. Dr. Altuntaş, “Yani artık bazı lenfoma tiplerinde yeni bir döneme giriyoruz. Bazı lenfoma hastalarını artık ağızdan alınan haplarla yüksek başarı oranları ile tedavi ediyoruz. ”Akıllı ilaçlar” dediğimiz moleküller sayesinde yan etkilerin çok azaldığı ancak etkinliğin bir o kadar arttığı yeni bir tedavi dönemindeyiz. Bu ilaçlara sosyal güvence kapsamında ulaşmak mümkün” dedi. 

RİSKLİ GRUBA KÖK HÜCRE NAKLİ

Akıllı ilaçlarla neredeyse tamamen tedavi edilebilen lenfomada, hastalığın tekrar etme riski olan kişilere kök hücre nakli yapılıyor. Önce ilaç tedavisiyle kontrol altına alınan hastalara daha sonra kendi kök hücreleri naklediliyor. 
Ziyneti Kocabıyık