Ziyneti Kocabıyık

Kontrol altında tutulamadığında ölümle sonuçlanabilecek önemli bir hava yolu hastalığı olan astımın görülme sıklığı her yıl artıyor. Genetik yatkınlığın üzerine başta hava kirliliği ve sigara kullanımı olmak üzere çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan astım hastalığının ülkemizde her 12-13 yetişkinden birini etkilediğini söyleyen Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu, “Astım hastalığı büyük ölçüde önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak astıma yol açan etkenler yeterince bilinmediği ve önemsenmediği için görülme sıklığı her geçen yıl artmaktadır” dedi.
3 ASTIMLIDAN BİRİ OBEZ
Dünya Astım Günü dolayısıyla düzenlenen toplantıda bilgi veren Prof. Dr. Yorgancıoğlu, astımın akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirterek, hastalığın tekrarlayan nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı, ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyledi. Genetik yatkınlık, cinsiyet ve şişmanlık gibi faktörlerin astımın ortaya çıkışında önemli ölçüde etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yorgancıoğlu, “Şişmanlık birçok hastalık gibi genetik olarak yatkın kişilerde astımın gelişimini de tetikleyebilir. Çalışmalar şişman kişilerde var olan bazı hormon benzeri maddelerin hava yolu fonksiyonunu etkileyebileceğini ve astım gelişme olasılığını artırabileceğini göstermektedir. Şişmanlık ayrıca astım kontrolünü zorlaştıran bir durumdur. Ülkemizde astımlı hastaların yüzde 10’undan fazlasının halen sigara içtiği ve her üç astım hastasından birinin obez olduğu görülmektedir. Yapılan araştırmalarda sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin astımın kontrolünü kolaylaştırdığı gösterilmiştir” dedi.
NORMAL BİR HAYAT SÜRDÜRÜLEBİLİR
Bu yıl Dünya Astım Günü mesajının “Hekiminizle iş birliği yaparak astımınızı kontrol altına alabilirsiniz” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yorgancıoğlu, “Astım tedavisinin amacı hastalığın kontrol altına alınması ve sağlanan bu durumun devam ettirilmesidir. Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bu hastalığın tedavisi ile ilgili gerekli her türlü ilaç ve malzeme bulunmaktadır. Uygun ilaç tedavisiyle, astımlılar iş ve okul dâhil günlük yaşamlarına, hastalık nedeni ile herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler” dedi. 

Türkiye’de 5 hastadan biri tam kontrol altında

Astım kontrolünün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kötü olduğunu söyleyen GARD Türkiye Koordinatör yardımcısı Prof. Dr. Bilun Gemicioğlu, bunun sebebinin astımı tetikleyen faktörlerden yeterince uzak durulamaması olduğu kadar, ilaç tedavilerinin de doğru uygulanamaması olduğunu ifade etti. Her yıl 4 hastadan birinin hastaneye yattığını, 2 hastadan birinin acile kaldırıldığını belirten Prof. Dr. Gemicioğlu, ülkemizde beş hastadan birinin tam kontrol altında olduğunu belirterek, “Astımda tam kontrol hastanın hiçbir nefes darlığı, öksürük, göğüste tıkanıklık hissinin olmaması, kurtarıcı ilaç kullanmaması,  hastaneye yatmamasıdır. Ülkemizde hastanın ilaca erişimi yüzde 95 oranında gelişirken, ilaçtan yeteri kadar faydalanamamaktadırlar.  Eğitim verilmiş hastalarda kontrol oranları yükselmektedir. ASİST çalışmasına göre cihaz kullanma eğitim ialan hastalarda tam kontrolün yüzde 41’den yüzde 81’e çıktığı görülüyor” dedi. 

TEMİZLİK MADDELERİ YÜZÜNDEN EV KADINLARI RİSK ALTINDA

Astım hastalığının gelişiminde genetiğin önemli bir payı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu, “Anne babanın her ikisinde astım olma durumunda çocuğun da astım olma riski 2/3’lere çıkar. Erkek olmak da bir risk faktörüdür. Özellikle ergenliğe kadar erkek çocuklarda kızlardan 2 kat fazla görülür. Büyüdükçe cinsiyet açısından risk eşitlenir. Ancak en önemli risk sigara içmek, alerjiler, ev tozları, yaşanılan yerdeki rutubet, sık geçirilen akciğer enfeksiyonları, mesleki gazlara maruz kalmak (Ziraat işleri, çiftçilik, sprey kullanılan boyacılık gibi), hamilelikte annenin sigara içmesi, hava kirliliği, bebeklikte anne sütü almamaktır. Çocukların sık alt solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi altta yatan astımı alevlendirebilir” dedi. Türk Toraks Derneği üyesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Refika Ersu da, kalitesiz temizlik maddelerinin astım ataklarını artırmasına dikkat çekerek, ev kadınlarının ve okul çocuklarının risk altında olduğuna işaret etti. Özellikle okullarda kullanılan temizlik maddelerinin denetlenmesi gerektiğini belirtti.

KÖYDE YAŞAYAN ÇOCUK DAHA ŞANSLI

 Prof. Dr. Refika Ersu her 7-8 çocuktan birinin astım olduğunu belirterek, çocukluk astımının Türkiye’deki son durumunu gösteren çalışmayla ilgili şu bilgileri paylaştı: “Türkiye’de 58 ilde toplam 139 okula ulaştık. 11 bin öğrenciyle kapsamlı bir çalışma yapıldı. Astım tanısı alan çocukların yüzde 19’u kırsal kesimde, yüzde 27,2 şehirde yaşıyor. Kırsal kesimde astım oranları biraz daha düşük. Yeşil alana yakın yerlerde yaşayan çocuklarda astım daha az görülüyor” dedi.