ZİYNETİ KOCABIYIK

Beyni besleyen damarların pıhtı sebebiyle tıkanması sonucu oluşan inmede tedaviye ilk 6 saat içinde başlanması ölüm ve sakatlık riskini azaltıyor. Erken müdahale için inme geçiren kişinin hiç vakit kaybetmeden bu konuda uzmanlaşmış inme merkezlerine ulaştırılması gerektiğini söyleyen Türk Nöroloji Derneği Nörolojik Yoğun Bakım Bilimsel Çalışma Grubu Moderatörü Prof. Dr. Ethem Murat Arsava, “İnme başladıktan sonraki ilk 4,5 saat içerisinde tıkanan damarı açabilecek ilaç tedavisi verebiliyoruz. İlaç tedavisi için 4,5 saati geçirmemek gerekir. İlk 6 saat içerisinde gelen hastalara anjiyografi yöntemi ile damar açıcı uygulamalar yapabiliyoruz. Bu süre bazı hastalar için 24 saate kadar uzayabiliyor. İlk 6 saati geçirmiş olmasına rağmen, anjiyo ile damar açılıp açılamayacağını gerekli görüntüleme yöntemlerini kullanarak kapsamlı inme merkezinde belirleyebiliyoruz. Erken tedavi ve iyi bir rehabilitasyonla hastaların yüzde 50-60’ı kendi hayatlarını bağımsız olarak sürdürebilecek hâle geliyorlar” dedi.  

KASIK ANJİYOSU İLE TEDAVİ
Felcin kanama ve tıkanma şeklinde meydana gelebileceğini söyleyen Prof. Dr. Arsava, tıkanma sonucu oluşan felçlerde tedavideki en son gelişmenin anjiyo ile damar açma yöntemi olduğunu belirterek “Bu gelişme ile son zamanlarda tıp literatüründe rastlanabilecek en dramatik iyileşme elde edilmiştir. İşlem kalp anjiyosu gibidir. Bu defa hedef kalp damarları değil beyin damarlarıdır. Aletlerle girilerek pıhtı çıkarılır. Kateter yolu ile müdahale ülkemizde nörologlar tarafından belli bir eğitim sonrasında yapılmaktadır. 2018 yılı içinde toplam 20 merkezde, 28 girişimsel vasküler nörolog Türkiye’nin değişik yerlerinde kateter yolu ile pıhtı alma işlemini yapmaktadır. Amacımız bu sayıyı ciddi bir eğitim stratejisi ile artırmaktır” dedi.

“DAHA GENCİM” DEMEYİN
İnmenin büyük oranda 65 yaş üstü kişilerde görüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Arsava “Ancak inme vakaları son yıllarda yüzde 15 oranında 60 yaşından daha genç kişilerde de görülüyor. Risk faktörleri olan kişiler, genç oldukları için felçten korunabileceklerini düşünmesin’ dedi.

Tansiyonu yüksek olanlarda felç riski 3 kat fazla
Bir defa inme geçiren kişilerin yeniden geçirme riskinin 3 kat fazla olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Murat Arsava “Bu risk, inmeye sebep olan risk faktörlerinin tedavi edilmesi, ilaçların düzenli kullanılması, hayat tarzının değiştirilip değiştirilmemesine göre farklılık gösterir” dedi. Prof. Dr. Arsava inme riski yüksek olan kişileri şöyle tarif etti: Kalp ve damar hastalığı risk faktörü bulunanlar, diyabet hastaları (risk 2 kat fazla) yüksek tansiyonu olanlar (3-4 kat fazla), şişmanlar (2 kat fazla) sigara içenler, daha önceden kalp krizi geçirmiş olanlar, yüksek kolesterolü olanlar, uyku apnesi olanlar risk altındadır. Kadınlarda beyin damarına pıhtı atması sebebiyle ortaya çıkan felç, erkeklerde ise boyun damarlarının tıkanması sonucu olan felç daha yüksek oranda görülür.

Yılda 4 bin kişinin hayatı kurtulabilir
İnme erişkin ölümlerinde birinci, vücutta hasar bırakan hastalıklar arasında da üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye’de her yıl 40 bin kişi, halk arasında felç olarak bilinen inme yüzünden hayatını kaybediyor. İnmeye sebep olan risk faktörlerinin ve yaşlı nüfusun giderek artması, inme vakalarının sayısının da her geçen gün yükselmesine sebep oluyor. İnme tedavisi ile uğraşan uzmanlar bu önüne geçilmez artışa dur demek için bir araya geldiler. Hedef,  inmenin tanınması, önlenmesi ve inme merkezlerinde yapılacak etkin tedavi ile 2030 yılında inmeye bağlı ölümleri yüzde 10 azaltmak. Bu hedefe ulaşmak için hastaların yüzde 90’ının inme merkezlerinde tedavi edilmesi gerektiğini belirten Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk “İnmeden ölümlerin yüzde 10 azalması yılda 4 bin kişinin hayatının kurtulması anlamına geliyor. İnme merkezlerinin sayısı artırılmalı ve iyi bir planlama ile yurt sathına yayılmalıdır” dedi.

Belirtileri herkes ezbere bilmeli
İnme ölümlerini ve sakatlıkları önlemek için herkesin bilgi sahibi olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Arsava, inmenin belirtilerini şöyle sıraladı:
Güçsüzlük:  Kol, bacak, el ya da yüzde güçsüzlük hissetmek. Kol ve bacaklarda genellikle sağ veya sol taraftan biri etkilenir.  
Konuşma güçlüğü: Konuşmada ağırlaşma, peltekleşme veya bazen doğru kelimeleri bulmada zorluk çekmek.
His kaybı: Vücudun bir kısmında hissizlik, uyuşma ve iğnelenme hissetmek.
Algılama güçlüğü: Bilinç kaybı, uyku hâli, sorulan sorulara cevap verememe, yapılması istenenleri anlayamama durumu.
Şiddetli baş ağrısı: Sebebi bilinmeyen ani baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma ve denge problemleri yaşanması.