Covid-19 sürecinde dijital mecralarla geçirilen sürenin arttığını ve bu durumun gençleri manevi anlamda olumsuz etkilediğine işaret eden Prof. Dr. Dilci, “Covid-19 döneminde gençlerin dijital mecralarla teması yüzde 129 oranında arttı. Bu artış çocuklar günde en az 6-7 saat dijital mecralara yoğunlaştığını gösteriyor. Dijital mecraların içerisindeki oyun, video ve film içerikleri bir takım hipnotik tekniklerle çocuğun kimliğini sabote ederek yeni dünyanın ya da organize aklın istediği davranış şekline sevk etme tehlikesi taşıyor. Bu da toplumumuz için gelecek adına maddi ve manevi kültürden yoksun bir neslin oluşması anlamına geliyor” dedi.  Dijital dünyaya dalan gençlerin hayatın gerçeklerinden uzaklaştığını belirten Prof. Dr. Tuncay Dilci, “Geleceğimiz tehlike altında, gerekli tedbirler alınmazsa 20 yıl sonra birçok konuda kendimiz olmaktan uzaklaşacağız” dedi.

SÜREKLİ OLARAK İHTİYAÇLARINI GİDERMEYİN
Ailelerin çocuklarının ihtiyaçlarını sürekli gidermelerinin çocukların hayatını olumsuz yönde etkilediğini belirten Prof. Dr. Dilci, “Mevcut şartlar dâhilinde okula gidip gelirken servis kullanan, herhangi bir şeyin yokluğunu yaşamayan, üretmeden tüketmeye dönük bir nesil yetişiyor. Her türlü ihtiyacı aileler tarafından giderilen çocuk üşüme, yorgunluk, çalışma, sebat, mukavemet gibi birçok olumsuzluklardan uzak yetişerek âdeta kanatsız kuş gibi geleceğe açılıyor” dedi.