M.EMİN ULUÇ

Fenerbahçe, Antalya deplasmanına giderken sarı-lacivertli camiada her şey güllük gülistanlıktı. Ancak maç başlayıp son düdük çaldığında 4-2'lik skor kâbusu da beraberinde getirdi. Tam 25 maçtır kaybetmeyen kadro 48 yıldır kırılamayan 29 maçlık yenilmezlik rekoruna doğru yürüyordu ki, Antalya yenilgisi her şeyi berbat etti. Ligin en çok pozisyon veren takımı, en çok gol yiyen üçüncü ekibi Antalya, son 4 lig maçında puan dahi alamadığı, bu sezon 3 maçta, 2 kez yenilip, 1 kez berabere kaldığı Fenerbahçe'ye hiç ummadığı bir darbe vurdu. Sahaya, 19. haftalar itibarıyla son 10 yılın en başarılı hocası unvanıyla çıkan Vitor Pereira, son düdük çaldığında averajla İsmail Kartal'ın gerisine düşmüştü. Tarihin en pahalı kadrosuna hükmeden Portekizli, bir tek transfer bile yapmasına izin verilmeyen Türk hocayla aynı puanda kalmıştı. Üstelik Kartal'ın mütevazı takımı, Pereira'nın yıldızlar karmasından daha çok gol atmış, daha az gol yemişti.
Antalya hayalleri yıktı
Evet, Antalya, Fenerbahçe'den sadece 3 puan almadı. Pereira'nın liderliği, yenilmezlik serisi giderken, en önemlisi Beşiktaş derbisi için depolanan moraller dibe vurdu. Öyle ya, Pereira, "Bu maçı kazanırsak şampiyonluktaki rakibimizle aradaki puan farkı 8'e çıkacak. Gaziantep karşısında çekinerek oynayacaklar" ifadeleriyle psikolojik üstünlükten bahsediyordu. Ama Antalya fırtınası birçok şeyle birlikte psikolojik üstünlüğü de Beşiktaş'a verdi. Kartal, Gaziantep'i 4-0'la geçerek, 2 maç eksiğine rağmen Fenerbahçe'yle arasındaki farkı 2 puana indirdi. Yani siyah-beyazlıların eksik maçlarını kazanması halinde Fenerbahçe, liderin 4 puan gerisine düşmüş olacak. Fenerbahçe'yi bekleyen bir başka tehlike ise orta sahada yaşanan kriz. Mehmet Topal ve Josef gibi iki ası cezalı duruma düşen sarı-lacivertlilerde tehlike çanları şimdiden çalıyor.