Hava soğuk, yağmur atıştırıyor ve hasırlar sucuk gibi ıslak. Buna rağmen müminler ihlasla saf tutuyor. Dükkânlarından getirdikleri kartonları umumi tuvaletin önüne seriyorlar. Fransız konsolosluğuna girip çıkmak mümkün değil, yabancılar hutbe dinleyen müminlerin arasından geçerken huzursuz oluyor. Beş tane cemaati bile olmayan kiliseler dönümlük alanlara yayılırken kırk metrekarelik eğreti mescit binleri kucaklıyor. Olsun şeker değiliz ki eriyelim, Rabbimizin rızası için ıslanırız icabında. Yeryüzü mescit kılınmış, rüzgârmış, yağışmış kimin umurunda!