CANAN ERASLAN

 

Ramazan ayı sebebiyle sık sık duymaya başladık yine: Açken alışverişe çıkmayın... Her yıl ramazanda duyuyoruz ama o kadar gerçek bir durum ki... Dikkat ettiyseniz oruçluyken normalde almayacağımız, muhtemelen de yemeyeceğimiz şeylere özlem duyuyoruz. İftara birkaç saat kala çıkılan alışverişte böyle şeyleri alıyor, iftardan sonra da büyük ihtimalle yemiyoruz.
Peki pideler?
1 tane yetecekken, mutlaka 2-3 tane alıyor, bayatlayınca yemiyor, yeniden alıyoruz.
Tatlı derseniz o da öyle. Ramazan haricindeki zamanlarda çok dikkatle tükettiğimiz tatlı, oruçluyken daha az zararlıymış gibi alıyor, alıyoruz...
Öncelikle ihtiyacımızın dışına çıkmamaya özen göstermeliyiz.
Alışveriş yaparken çevreyi de korumak çok önemli. Çevreci ambalajlar tercih etmeli, abartılı ambalajlara prim vermemeliyiz. Çünkü tüketiciler olarak elimiz çok güçlü. Biz istemediğimiz, almadığımız sürece çevreye zararlı ürünlerin üretilmesine imkân yok. Genel tabloya baktığımızda, dünyayı yakıp yıkan zararlı sera gazlarının önemli bir çoğunluğunun 100 büyük şirket tarafından üretildiğini görüyoruz. Çok fazla zamanımız yok. Dünyayı böyle kirletmeye devam edersek, içecek temiz su bulmakta zorlanacağız, temiz havaya hasret kalacağız. Bunun için aldığımız ürünlerin çevreyi kirletmediğinden emin olmalıyız. Eğer ürününü satın aldığımız şirket buna duyarlı değilse tepkimizi doğrudan ya da sosyal medya aracılığıyla göstermeliyiz. Araştırmalar gösteriyor ki, bugünlerde şirketler en fazla sosyal medya tepkilerine önem veriyor. O hâlde kullanalım.

NASIL YAPALIM?
¥ Bütün uzmanlar yanlış biliyor olamaz. Zaten tecrübeyle de sabit: Açken alışverişe çıkmayalım. Aksi hâlde aşırıya kaçıyoruz.
¥ Alışverişi günlük değil haftalık yapalım. O hafta boyunca yapacağımız yemeklerin listesini yapıp, o ihtiyaca göre alalım. Tabii bir de evde olmadığımız günler var, dikkat! Her gün alışveriş, her gün lüzumsuz birçok ürün almak demek.
¥ Kredi kartını uzatırken nakit veriyormuş gibi düşünelim. Nakdi kredi kartı kadar kolay çıkarır mıydık?
¥ İhtiyacımızdan fazla almayalım. 3 kabak, 4 patlıcan, 5 domates ise ihtiyacımız, 1 fazlasını bile almayalım. Hava ısınıyor, her gün daha ucuz sebze-meyve bulacağız.

ÇEVREYİ KİRLETEN ÜRÜNLERİ ALMAYIN
Deterjanlar kocaman plastiklerin içinde
Mesela deterjanlar. Bulaşık deterjanlarının tablet olmayanları ve şimdilerde sıvı çamaşır deterjanı. Hangisini alırsak alalım, kocaman plastik şişeleriyle satılıyor. Ortalama 100 gram bu şişeler. Üreticiler daha az plastik kullanılan ambalajlar üretmeli. Yani ilk aldığımız deterjan şişesine boşaltabilmeliyiz yeni aldığımızı. Böylece hem hacim hem plastik miktarı azalacaktır. Böyle üretilenler var. Daha ucuz üstelik. Biz bunları tercih ettikçe, üreticiler de mecburen buna yönelecek.

Diş macununa yeni bir kutu neden ki?
Zaten koruyucu bir ambalajı var. Üzerine yeniden kutu eklemenin ne gereği var? Kutulu olanların yerine tek ambalaj olanları tercih edersek, diğer üreticiler de
ekstra kutulardan vazgeçecek.

Poşet ücretsiz olsa bile istemeyelim
Poşetin ücretli olması kullanımı yüzde 80’e varan oranda azalttı ama, ücretsiz verilen poşetleri hemen kabul ediyoruz; etmeyelim. 1 tane ekmek aldınız, onu şeffaf ekmek poşetine koydunuz. Kasada yeni bir poşet verdiklerinde almayalım. Ramazanda sıcak pideyi kâğıda sarıp bir de poşet veriyorlar. Almayalım o poşeti.

Hızlı yemek hızlı kirletmek
Çoğumuz fark etmişizdir hamburgercilerde ya da hızlı yemek restoranlarında kullanılan ambalajları. Gazlı içecek ya da ayran konulan plastik ya da kâğıt bardaklar, hamburger ve benzeri yiyeceklerin konulduğu kâğıt kutular. İçindekileri yedikten sonra görüyoruz ki görevliler ‘yiyecek-içecek’ demeden hepsini aynı yere atıyor. Yani ayrıştırma yok. Onları ayrıştırmaya yöneltmek de bizim işimiz. Sosyal medya mesela. Diyelim ki oradan “O kâğıtlar çöpten ayrılmadıkça sizde yemek yemeyeceğim.” Evet, sosyal medya çok etkili.