BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Devrim Kanunları yok sayıldı" mı?..

Dinî önder Mahmut Ustaosmanoğlu’nun cenaze töreninde yaşananlar Atatürkçü Düşünce Derneği’nin dikkatini ve tepkisini çekti. Dernek adına yapılan açıklamada devrim kanunlarının ihlâl edildiği, hatta yok sayıldığı öne sürüldü. Devlet adamlarının bir ‘tarikat şeyhinin’ yerine yenisinin seçildiğinin açıklanmasına şahit olması ve bu olay karşısında sessiz kalması laikliğe aykırı bulundu. İddiaya bakılırsa çiğnenen kanunlar arasında Şapka Kanunu da bulunmaktaydı. Sarıklı ve cübbeli olarak törene katılan birçok kimse bu kanunu çiğnedi. Dernek durumu yargıya taşıyacağını açıkladı…
 
İsmailağa Cemaati veya Grubu belli görüşlere sahip. Bu görüşler arasında katıldıklarınız da olabilir katılmadıklarınız da. Nitekim ben şahsen bu yapılanmanın birçok görüşüne katılmıyorum. Aynı durum, ister dinî ister lâdinî olsun, başka gruplar için de geçerli. Büyük bir ihtimâlle, hemen her grubun, katıldığım ve katılmadığım görüşleri olacaktır. Katılmadığım görüşleri önemlerine göre eleştirir veya görmezden gelirim. Bu görüşleri savunan insanların yargıyla muhatap olmasını ise istemem. ADD’nin tutumu bu olağan insani duruşa aykırı…
 
Burada tartışılması gereken birkaç mesele var. En başta geleni, hayatın kanunları mı yoksa kanunların hayatı mı öncelediği. Bir başkası, kanun denen şeyin ne olduğu ve nasıl ortaya çıktığı. Meselâ bir Şapka Kanunu mu yoksa bir Ceza Kanunu mu kanun adını almayı hak etmekte ve toplumların yaşayışında etkili olmakta?
 
İnsan hayatında doğumlar ve ölümler en önemli vakalar. Her insan doğuyor, yaşıyor ve ölüyor. Ölümler toplumda değişik şekillerde karşılanıyor. Ölüler çeşitli âdetlerle, törenlerle defnediliyor. Bu âdetlerde ve ritüellerde dinler en önemi rolü oynuyor. Ölen kişinin statüsü de bu uygulamalarda önemli oluyor. Dünyanın neresinde dinî bir önder ölse çok sayıda insan onu kendi inançlarına göre yolcu etmek için bir araya geliyor.
 
Kuşku yok ki dinler aynı zamanda genel olarak insanların davranışlarına ve tarzlarına da etki ediyor. En mühimlerinden biri, teknik tabirle, grup oluşturma; dinî tabirle, dinî tarikatlar ve cemaatler teşkil etme. Bir inanan bir başka inananı bir inanç öncüsü ve açıklayıcısı olarak görüp hâl ve hareketlerini o kimsenin görüşlerine ve tavsiyelerine bakarak ayarlayabilir...
Bir başka mesele kılık kıyafet. İnananlar takip ettikleri kişinin kendilerine iyi bir inanan olmak ve inancını hakkıyla yaşamak için nasıl giyinmesi gerektiği konusunda yol gösterdiğine inanabilir ve ona göre giyinebilir.
 
Kitaplı dinler açısından düşünüldüğünde ölümle ve kılık kıyafetlerle ilgili ritüeller şu anda yaşayan tüm devletlerden çok daha eski; çünkü devletler doğmadan veya bugünkü şeklini almadan da insanlar doğuyor, yaşıyor ve ölüyordu. Ama modern devletin belirmesi ve zamanla üstün bir otoriteye sahip olması insanlarda devletlerin insanların tarihi çok eskilere giden davranışlarına müdahale edebileceği yolunda kanaatlerin doğmasına sebep oldu. Bu eğilim totaliter sistemlerde zirveye çıktı…
 
Devletlerin insanların hâl ve hareketlerine meşru ve haklı müdahale hakkı ancak ve yalnızca insan haklarıyla ilgili olarak düşünülebilir. İyi bir devlet bir vatandaşın bir başka vatandaşın hayatına keyfî karışmalarını engellemekle görevlidir. Kendisi de bunu yapabilmek için aynı tavrı benimsemek zorundadır. Bir insanın ölüsünü nasıl yolcu edeceği ve nasıl giyineceği veya bir grubun üyesi olup olmayacağı ancak kendisinin bileceği bir iştir. Buna ne devrim kanunları ne de başka bir şey adına haklı olarak müdahale edilebilir.
Bu yüzden, ADD üyelerinin, zaten hayat tarafından kadük hâle getirilen devrim kanunlarını bir yana bırakıp, hayatın kanunları ve kendi tercihleri, tarzları üzerinde odaklanmalarının ve totaliter tavırlardan uzak kalmalarının, en azından kendi akıl ve ruh sağlıkları açısından, çok faydalı olacağı kanaatindeyim...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
629115 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/atilla-yayla/629115.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT