BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hangi Noel?

İrfan Özfatura
Facebook

Roma’nın Pagan Kralı Konstantin Hristiyanlara hürriyet tanır ama inanışlarına da el atar. Hazreti İsa’nın doğumu hakkında dayatılan 24 Aralık gibi mesela.

Dünyadaki kadınların efendileri dörttür. Fâtıma binti Muhammed, Hadîce binti Huveylid, Âsiye binti Müzâhim ve Meryem binti İmrân (Hadis-i şerif)
Meryem ismi Kur’ân-ı kerîmde sıkça zikredilir. Adına sure iner ayrıca.
“Vaktâ ki, Meryem (radıyallahü anhâ) kıyam rüku ve sücûd ile emrolundu, namazda çok durmaktan ayakları şişti...” İmâm-ı Evzâî
Meryem ibadet eden demektir zaten, ismiyle müsemma.
Hazreti Meryem’in henüz çocuk yaşlarda Beytü’l-makdise verildiğini biliyorsunuz. Mescide azat edilen kızlar 14 yaşına girdiler mi yine kendileri gibi mescide bağışlanan bir gençle nişanlandırılırlar. Hazreti Meryem çok farklı bir kızdır, onun ihlasına takvasına hayrandırlar. Hakkında karar vermekten çekinir,  kur’aya bırakırlar. Amca oğlu Yûsuf-i Neccâr çıkar.
O gün Hazreti Meryem, Mescid-i Aksa’nın doğusunda bir kuytudadır. Cebrâil aleyhisselam gelir, insan şeklindedir. Meryem Valide’miz sakınır, endişelenir, kalbine ürperti düşer hatta.
Cibril-i emin, “Ben” der, “benden kendisine sığındığın Hak tealanın habercisiyim. Senin bir oğlan doğuracağını müjdelemek için gönderildim”.
-Benim çocuğum olur mu? Henüz evlenmedim ki daha?
-Biliyorum şeri hududun dışına taşmadın, iffetsizlik yapmadın. Hak teala sana, babasız bir çocuk ihsan edecek. O, dilediğini yapmaya kadirdir mutlaka.
Hazreti Meryem “Öyle ya” der: Rabb’imiz ilk ekini tohumsuz, ilk insanı erkeksiz kadınsız yarattı, O “Ol” der, olur o kadar. Hazreti İbrahim’i ateşe yaktırmayan, Hazreti İsmail’i bıçağa kestirmeyen Mevla babasız çocuk da yaratabilir karnımda.
Meryem Valide’miz hamileliği belirginleşince çekilir bir tenhaya (Beyt-i Lahm). Sırtını kurumuş bir hurma ağacına yaslar.
Hazreti İsa dünyayı teşrif edince ayağının altında bir pınar belirir, ağaç yeşerir, mevsimsiz meyve ile bezenir dallar. Hurmalardan yer, sudan içer, kendini toplar.

SUİZAN İFTİRA
Peki şimdi kavmi ne der ona?
“Ah ölseydim de, unutulup gitseydim şurada!”
Cebrail aleyhisselam “oruçlu gibi davranmasını” tembihler. Sükût! Musa aleyhisselamın şeriatında oruç, “terk-i taam” kadar “terk-i kelâm”dır zira.  
Ve gün gelir çıkar ahalinin karşısına. Ona  “Ey Harun’un kardeşi” derler,  “baban İmrân böyle değildi. Annen Hunne çok iffetliydi. Peki sen nasıl oldu da…”
Hazreti Meryem cevap vermez. Nurlu bebek elini kaldırır ve fasih cümlelerle konuşmaya başlar. “Ben, hakikatte Allahın kuluyum. O beni mübarek ve anneme hürmetkâr kıldı. Zorba ve bedbaht yapmadı.”
Hazreti İsa, ileride peygamber olacağını, kendisine kitap indirileceğini haber verir kalabalığa.
Tefsîr-i Hâzin’e göre; İsa aleyhisselamın evvelemirde Allahü tealanın kulu olduğunu beyan etmesi mühimdir. Kendine tapınılmasına mâni olmuştur açıkça.

KONSTANTİN’İN TESİRİ
İstanbul’u yeniden kurup, adını veren Konstantin, Hristiyanlara geçmişteki Roma İmparatorlar gibi şiddet uygulamaz. Aksine mal mülk sahibi olmalarına ve kilise kurmalarına izin verir (Milano Fermanı). Kendisi pagandır ama yön verir Hristiyanlara. Mesela “Bırakın bu İncil münakaşasını” der, İznik Konsülünü toplar. Toplantıda teslisi anlatan İnciller kabul görür, vahdaniyeti savunanlar ortadan kaldırırlar. İlk konsülün yapıldığı bina -Senato Sarayı- şu an gölün altında.
İşte o dönem çok bidat ve hurafe karışır Hristiyanlığa. Şöyle ki: Konstantin, İmparatorluğu garantilediği Milvian Köprüsü savaşında kırmızı bir + çizdirmiştir askerlerinin kalkanına. Bu işaret ordunun ikonu olur zamanla. Hristiyanlar, Hazreti İsa’dan altı asır sonra haçı ithal eder Konstantin’in hatırına.
Eski Romalılar, kışın güneşin kendilerini terk etmesine üzülür; günlerin uzamaya başladığı 25 Aralık’ta Işık Tanrısı Mitra’nın doğumunu kutlarlar. Bu pagan gelenek de monte edilir ustalıkla. Putperestler Hazreti İsa’yı Babillilerin Tammuz’una, Perslerin Mithras’ına, Mısırlıların Oziris ve Amonra’sına benzetir, şablona oturturlar. Malum Dionysus, Hercules hep 24 Aralık’ta doğar. Ve bu tarih resmiyet kazanır Roma Piskoposu Liberius zamanında.
24 Aralık elbette Gregoryen takvimine itibar eden Katolik, Protestan, Süryani ve Rumları ilgilendirir. Julyen takvimi kullanan Rus, Balkan ve Ermeni kiliseleri ise 6-7 Ocak’ta karar kılar.

KAYIP YÜZYILLAR
MS 597 yılında adı geçen geceye Christmas adı verilir. Christ, Yunanca Hıristos’tan (kurtarıcı) gelir. Noel ise, Latince natalisten (doğum).
Derken Papa Dionysus, Hazre-i İsa için bir de doğum yılı belirler; “Roma yılı ile 754” buyurur elinde ne gibi bir belge varsa.
Luka İncili’ne göre Hazreti İsa doğduğunda çobanlar koyunlarını otlatmaktadırlar. Demek ki kış değil, yaz - bahar. Mevsim bile şüpheli olursa kim bilir yılda ne kadar yanıldılar.
Bir kısım tarihçiler Hazreti İsa’nın, İskender’in Darius’u yenmesinden 65 sene sonra dünyaya geldiğini yazar. Zikrolunan harp MÖ 334 olduğuna göre bayağı bir oynama var.
İbni Asâkir’in, Şa’bî’den haber verdiğine göre, Hazreti İsa ile Hazreti Muhammed arası, 963 yıldır. İmam Gazali hazretleri ise farkın bin seneden az olmadığını söyler ısrarla.
Filistin’de peygamberliğini ilan eden Hazreti İsa’dan söz edildiğinde Eflâtun’un (Platon) “biz zaten temiziz, temizleyiciye hacet yok” dediği bilinir. Demek ki aynı yıllarda yaşadılar.
Ünlü filozofun MÖ 347 senesinde öldüğü kesin olduğuna göre yine üç küsur asır fark var arada.
Karışıklıkların sebebi gördükleri baskılar olabilir. Biliyorsunuz İseviler Roma zulmünden kaçar, uzun yıllar mağaralarda saklanırlar (Kapadokya) hâliyle ilimden fenden uzak kalırlar. Sonrakilerin hayatlarına ise efsaneler yön verir, geyikler, kızaklar...

Çarmıha gerilen muhbir Yehuda!
İsrailoğulları zor kavimdir, Musa aleyhisselama bile uymakta gevşek davranır, Hazreti Harun’a itirazda bulunurlar açıkça. Hazreti Şa’ya ve Zekeriyya’nın (aleyhisselatü vesselam) canlarına kıyar, iffetli Meryem Valide’miz hakkında edepsizce konuşurlar.
O sıralar dağınık yaşamaktadırlar. Kavmi derleyip toplayacak bir “hükümdar peygamber” bekler, savaşçı olmasını arzularlar
Hazreti İsa ise sulh ve sükûnu tesise çalışır, yumuşak davranır insanlara. Çok mucize gösterir, ölüleri diriltir biiznillah. Ancak Yahudiler onu “yeteri kadar” sert bulmaz, anlattıklarına da inanmaz “ortadan kaldırma” kararı alırlar.  
Büyük nebi olup bitenin farkındadır, içlerine çıkmaz. Suikastçiler Kudüs’e dağılır, ev ev aramaya başlarlar. Muhbir Yehuda (Judas) para uğruna önlerine düşer, dalarlar binaya. Allahü teâlâ Yehuda’yı, Hazreti  İsa şekline sokar. Katiller münafığı yakalar, gererler çarmıha.
Cebrail aleyhisselam Hazreti İsa’yı üst katın penceresinden alıp göğe kaldırmıştır o sıra.
Yahudiler cinayetin ardından durur “eğer bu İsa ise derler, “Yehuda nerede? Şayet Yehuda ise, İsa’ya n’oldu acaba?”
Hazreti İsa göğe kaldırıldıktan sonra Hazreti Yahya devam eder çağrıya. O da Yahudi Kral I. Herod’un hışmına uğrar, katledilir acımasızca.
Bizim inancımıza göre Hazret-i Îsâ hayattadır, vakti gelince Şam’a inecek, Mehdi aleyhisselamla birlikte savaşacaktır batılla.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611482 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/611482.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT