BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sözünün generaliydi! Mustafa Rüştü Erdelhun

İrfan Özfatura
Facebook

27 Mayıs günü darbeci subaylar Genel- kurmay Başkanı Org. Erdelhun'dan hareketin başına geçmesini isterler. Kesinlikle reddeder, "Ben ihtilale karşıyım" der. Yassıada ve Kayseri zindanlarında çile çeker.

Soyu günümüz Romanya’sında hüküm süren Erdel Beylerine dayanan (Hatırlayın Temeşvar vilayeti, Eflak, Boğdan) Mustafa Rüştü Erdelhun, 1894 senesinde Edirne'de dünyaya gelir. Edirne Lisesinin ardından Harp Okulunu bitirir (1914). Asteğmen rütbesi ile kıtaya çıkar, topçu bataryalarında ter dökmeye başlar. Birinci Cihan Harbi’nde Kafkas cephesinde savaşır (1917). İzmir Silah Komisyonunda vazifeliyken Anadolu'ya geçer (2 Nisan 1921) ve Kurtuluş Savaşı'na katılır. Gösterdiği muvaffakiyet üzerine kırmızı şeritli İstiklal madalyası ile taltif edilir.
Bilahare Harp Akademisini bitirip kurmay olur (1926). Çeşitli karargâh ve birliklerde çalışır. Askerî ataşe olarak Tokyo, Roma ve Londra’ya yollanır.
Tugay Komutanlığı, Genelkurmay Eğitim Yarbaşkanlığı, Eğitim Daire Başkanlığı, Tümen Komutanlığı, MSB Tetkik Kurulu, Tokyo İrtibat Heyeti Başkanlığı, Kolordu Komutanlığı, Genelkurmay II. Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı derken 958 Ağustos’unda Genelkurmay Başkanlığına getirilir.
İşinin ehlidir, çünkü alttan başlamış, yaverlik yapmıştır, ordunun her kademesinde çalışmıştır.
Kışlaya siyaset sokulmasına şiddetle karşıdır. Ancak bazı subaylar CHP ile dirsek temasındadır.
Kışlada sadece Akis ve Ulus okunmakta, Yakup Cemil özentileri parti militanı gibi davranmaktadır.

MERHAMETTEN MARAZ
1957 senesinde Samet Kuşçu adlı bir subay ihtilal hazırlığı içinde bulunan dokuz arkadaşını amirlerine bildirir. Deşifre olan cunta elemanlarına bir şey olmaz ama ihbarda bulunan subay cezalandırılır. Çürüme başlamış, bünyeyi sarmıştır.
Ancak Rüştü Paşa ilkelidir, disiplinlidir. 1960 Mayıs’ına gelmeden darbecileri bitirmeye niyetlenir ve Ankara dışından takviye getirilmesi emrini verir. Ancak cuntacılar, Savunma Bakanı Ethem Menderes’in kafasına girer, bu hamleyi bertaraf etmeyi becerirler.
Savunma Bakanı, savunmada kalır. Başvekil Adnan Menderes’i de bu yönde ikna etmeyi başarır.
Hâlbuki Rüştü Paşa yıllarını kışlada geçirmiştir, elinde silah olan insanların ruh hâlini çok iyi bilir. Gereği derhâl yapılmalı, maceracılara taviz verilmemelidir.
Ne yazık ki dinletemez. Menderes'in o affetmeye dönük mizacı, başına çorap örecektir.

YAZIN, DUVARA ASIN
Rüştü Paşa 27 Mayıs'tan bir gün önce aralarında cuntacıların da olduğu subayları Genelkurmay Karargâhında toplar. Ve onlara şu tarihî konuşmayı yapar:
1912 Balkan Harbi'nde Silahlı Kuvvetler, İttihatçı ve İtilafçı diye ikiye ayrıldı. Emir komuta aksadı ve Osmanlı İmparatorluğu parçalandı. Askerler zaman zaman bilmedikleri işlere soyunabilir, rejimin kendilerine vermediği hakları zorla almaya kalkabilir. Bunu ya milliyetperverliklerinden yaparlar, ya da sıfırdan yüze çıkma arzusundan. Demokratik rejimlerde parlamenterleri millet seçer. Partiler içerisinde en çok rey alan iktidara geçer. Silahlı Kuvvetler bir partinin değil, seçimle iktidara gelen hükûmetin emrindedir. Yarın seçimleri Halk Partisi kazanırsa ordu onun başkanına itaat edecektir. Eğer iktidarın hatası kusuru varsa millet rey vermez, usulünce devirir... Kulağıma gelen bazı haberlere göre Ankara'da 60 kadar subay Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Köşkü'nü ve Millet Meclisini basarak istifalarını isteyecekmiş. Bugün Türkiye'nin en değerli malı Silahlı Kuvvetlerdir. Bunu maddi ve fiziki kıymetinden başka hassaten itaatkârlığı, hükûmetine, milletine; kanunlarına riayeti sayesinde kazanmıştır.
Kıta ile veya kıtasız, cüzi ya da külli yapılacak böyle bir hareket, Silahlı Kuvvetlerin değerini kaybettirir. Böyle bir hadise milletin ekseriyeti tarafından tutulmaz, neticesi hüsran olur. 1935'te Japonya'da ordu mensupları, silah ve teçhizata yeterli para ayırmadığı için maliye vekilini öldürdü. Hiç yoktan iktisadi buhran yaşandı, silah filan da alınamadı. İkinci Cihan Harbi'nde Japon siyasetçiler ABD ile anlaşmaya çalışırken Hava Kuvvetleri, Pearl Harbor'u bastı. Amerika ile harbe tutuşup yenildiler, kayıtsız şartsız teslim oldular. Yunan Silahlı Kuvvetleri, Geminis hükûmetine müdahale edince Anadolu'da tutunamadılar.

MUSTAFA RÜŞTÜ ERDELHUN
ADAM GİBİ ADAM

Bu konuşmadan sadece 12 saat sonra ihtilal başlar. Rüştü Paşa'nın arabası alınmıştır, dışarı çıkamaz. Muhafız Alayı Komutanı Albay Osman Köksal'ı telefonla arar ve Çankaya Köşkü’nün ne pahasına olursa müdafaa edilmesi emrini verir. Ne yazık ki, muhatabı da darbecilerdendir. Bu esnada cuntacılar eşiğe dayanmış, dipçikle kapıyı kırmaya başlamışlardır. Sokakta ağır makineli ile donatılmış jipler vardır. Bir teğmen Tomson’u ona tevcih ederek (doğrultarak) "satılmış" diye bağırır.Harp Okuluna götürülür. Saati ve paraları alınır, tek gömlekle kalır.
3. Ordu Komutanı Ragıp Gümüşpala rest çekince telaşlanır, karşısına sıralanır sırnaşırlar. "Cuntanın lideri olur musunuz" teklifinde bulunurlar. Bakın Erdelhun’un notlarında hadise nasıl anlatılıyor:
27 Mayıs günü öğleye doğru bazı subaylar gelerek hareketin başına geçmemi istediler, aldırmadım. Benim körü körüne hükûmete bağlılığımdan, kendime yazık ettiğimden, zaten iki saat içinde her şeyin olup bittiğinden bahis açtılar. Daha sonra sevdiğim emekli bir korgeneral,15-20 subayla geldi, radyoda beyanat vermemi istedi. İhtilalcilere iltihak edersem devletin başına geçecektim. Onlara sadece teşekkür ettim, daha dün Genelkurmay'da ihtilal aleyhine konuşma yaptım, bu hareketi tasvip etmiyorum dedim. Tevkif edilebilir, mahkemeye çıkarılabilir, hürriyetimi kaybedebilirdim. Döneklik etmem kabil değildi, kesinlikle reddettim.

ÇALINTI MAKAMLAR
Mustafa Rüştü Paşa adi suçlu gibi elleri arkadan kelepçelense de darbecilere boyun eğmez. Yassıada'da seviyesiz hakaretlere maruz kalır, yediği dirseklere, tekmelere aldırmaz, apoletleri koparılsa da geri adım atmaz.
Ve "Sizi buraya tıkan güç öyle istiyor" diyen Başol onu idama mahkûm eder.
Cezası daha sonra ömür boyu hapse çevrilir (ne büyük lütuf).
Kayseri Cezaevinde yatarken ailesine yazdığı mektupta"Çok şükür vazifede bulunduğum müddet zarfında orduyu siyasetten uzak tutmaya çalıştım" diyecektir, "Hakkımdaki asıl hükmü tarih verecektir."
Keşke Org. Cemal Gürsel de makama tenezzül etmese, aynı dirayeti gösterebilseydi.
Cemal Aga, Erdelhun Paşa’yı mapus damlarında çürüttükten sonra hatırlar. Neden sonra (1964) salahiyetini kullanır, eski komutanı için af çıkartır.
9 Kasım 1983 günü İstanbul’da hayata gözlerini yuman Mustafa Rüştü Paşa; İngilizce, Fransızca, Japonca, Almanca, Arapça ve Rusça bilen bir münevverdir. Harbiyeyi T.C.nin kuruluşundan dokuz sene evvel bitirmiştir. Asırlık metinleri rahat okuyabilir, notlarını Osmanlıca tutabilir.
Hasılı rütbesini sökenlerden kat kat kalitelidir.

RAHATSIZ BUNLAR!
Darbeciler, 27 Mayısı bayram ilan eder, mektepleri merasime sürükler, fener alayları düzenlerler.
Hâlbuki ihtilalciler sadece sivil iktidarı değil, iki bin 200 yıllık mazisi olan TSK’yı da devirmiştir.
235'i general olmak üzere 7.200 subay tekaüde sevk edilir, CHP’liler kilit noktalara yerleşir. Hiyerarşi altüst olur, ordumuza güç veren “emir komuta zinciri” yerle bir edilir.
Komite üyesi üsteğmenler, generallerin önünde yürür, albayları azarlayabilir.
Sıkıntı büyüktür, “Erdelhun sendromu” silahlı kuvvetlere zarar verecektir.
Derken darbeciler kendilerini "tabii senatör" ilan eder, artık bir ömür seçilmeden senatoya girebileceklerdir.
‘İkinci Cumhuriyet’te asker, hükûmete müdahale hakkı olan bir vasidir. Hukukta vasi, çocuğun yada aklı başında olmayan ihtiyarın, zekâ özürlünün yerine karar alan kişidir. İktidarların eli kolu bağlanır, sesi soluğu kesilir.
Yassıada yargıçları saygısız ve kibirlidir. İdamla yargılanan bir başbakan henüz “Arz edeyim efendim” diye başlamadan, “Tamam kısa kes uzatma” diye sözünü kesen Başol, hâkimleri bile iğrendirir.
Ada Komutanı Tarık Güryay eli sopalı bir kabadayı; Teoman Koman, Başvekil’i tokatlayan haddini bilmez, Savcı Altay Egesel müfterinin önde gidenidir.
Söyleyin, bir teğmen babası yaşında bir İstklal Harbi gazisinin, saçını kışlada ağartmış bir generalin üzerinde nasıl birdirbir oynayabilir, nasıl cildinde sigara söndürebilir?
Genç subaylar hakikaten "rahatsızdır," acilen tedavileri gerekir.

 

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613790 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/613790.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT