BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Papalık istediğinde uydurma kral ortaya çıkar: Prester John

İrfan Özfatura
Facebook

12-17. yy.da Avrupa’da bir ‘Rahip Kral’ rivayeti dolanır. Prester John efsanesi kâh Orta Asya’dadır kâh Afrika’da… Papalık, hangi coğrafya ile ilgileniyorsa Prester oradadır. Artık konjonktür nereyi gerektiriyorsa...

Batılıların savaş meydanlarında ezici bir hâkimiyetleri yoktur ama propagandada ustadırlar. Yalan doğru farketmez, hayal güçlerine sınır koymazlar. 
İşte Prester (rahip) John efsanesi bunlardan biridir. Orta çağda bu muhayyel kral konuşulur Avrupa’da. 
Prester çoook ama çok güçlü bir kraldır, hem Hıristiyan hem de dindardır. 
Papalık hangi coğrafya ile ilgileniyorsa Prester oradadır. Onun kâh Persleri, Moğolları yenen bir Asyalı olduğu kâh Hindistan da hüküm sürdüğü kâh Afrika’nın derinliklerinde oturduğu anlatılır. 
Onun için Kudüs’ü almak işten bile değildir. Hatta Mekke üstüne yürümüştür de; Dicle taşınca dönmek zorunda kalmıştır. 
Haçlı seferleri ile umduğunu bulamayan papalar, ısmarlama seyyahları yola çıkarırlar. Ki, efsaneyi allayıp pullasın, abartıp kabartsınlar. 
Kim diyeceksiniz. Hangi birini sayalım. Hepsi. 
Marco Polo’dan başlayabilirsiniz mesela. 
O günlerde Müslümanlar, Moğollar karşısında sıkıntılı günler yaşamaktadır. Papalık Cengiz’e elçiler yollar, ittifak teklifi yapar. Ancak kanlı Hakan’ı tanıdıkça endişeleri artar. Çini bile haraca bağlayan bu göçebe ya bela olursa başlarına. 
Keşke Prester John efsanesi hakikat olsa Türk ve Moğol akınlarını Asya’da göğüsleyip durdursa...
 
 
MEÇHUL MEKTUPLAR
Derken Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, Kutsal Roma İmparatoru Frederick Barbarossa ve Papa’ya “Prester John” imzalı mektuplar gelir (1165), onları mamur yurduna çağırır ısrarla. 
Birine bakalım isterseniz... 
“Krallar Kralı ve Lordlar Lordu Presbyter Johannes’dan, Konstantinapol Prensi Manuel’e selamlarla… 
Sağlığınız ve hükümranlığınız daim olsun…
Dostum Manuel, şayet ülkemin büyüklüğünü, haşmetini öğrenmek istiyorsan, kulak ver ve inan! 
Ben, Presbyter Johannes, faziletli bir kralım ve cennetin altından geçen, zenginliğin sahibiyim. Üç Hindistan’da da benim sözüm geçer ve mülküm havari Thomas’ın uyuduğu topraklar boyunca uzanır. Babil Kulesi ve ıssız Babylon’dan gün doğumuna ulaşır. Hizmetkârlarım arasında yetmiş iki kral vardır, onlardan vergi alırım. Ülkemde iri filler, tek hörgüçlü develer, timsahlar, yaban eşekleri, beyaz ve kırmızı aslanlar, ak ayılar, kızıl akbabalar, kaplanlar, lamalar, sırtlanlar, yabani öküzler, insan başlı atlar, pigmeler, devler, anka kuşları ve on sekizlikler (?) yaşar. Savaşçılarım boynuzludur, hem önde hem de arkalarında gözleri bulunur, insan eti ve hayvan ceniniyle beslenirler, pek saldırgandırlar.   
Majestemiz izin verirse canavar ve cadılarımızla gelir, bütün düşmanlarınızı yeneriz. Doğacak çocuğunuza İtalya ile iki Galya kalır, ayrıca Britanya ve İskoçya! 
Benim ülkemde ne zehirli ot bulunur ne akrep, yılan ne de ses çıkaran kurbağa. 
İndus Nehri’nin kollarında zümrütler, safirler, zebercetler, akikler, beriller, lal taşları ve yakutlar yuvarlanırlar. Assidos’tan (?) mamul elbiselerimiz kötü ruhları kovar. Ateşte yaşayan semenderlerin kozalarından aleve dayanıklı kumaşlar yaparız ayrıca.
Yurdumda her türlü baharat bulunur; bol süt ve bal. Tadı saatten saate, geceden gündüze değişen pınarlardan içenler zindeleşir, ömürleri uzar (200 sene) ve daima genç kalırlar. Nudiosi taşına bakanların gözleri keskinleşir. Dev dalgalar hâlinde yükselip alçalan kum denizinde lezzetti balıklar yaşar...
 
 
GEMİ YUTAN ADALAR
Selâhaddin Eyyûbi, Kudüs’ü alınca Avrupa manen yıkılır. Şimdi bir Prester masalı daha bir lazımdır onlara. Seyyahlar yola çıkarılmalıdır. Sir John Mandaville gibi mesela. 
Kendini İngiliz şövalyesi olarak tanıtsa da aslen Fransız’dır, zaman zaman St. Albanzlı olduğunu ağzından kaçırır. Benedikt mensubudur, 1322’de yola çıkar. 
Mübalağadan hoşlanır, mesela Kıbrıs’tan Kudüs’e giderken rastladığı dipsiz çukurları anlatır. Sonra Mısır’a geçer, Hazreti Yusuf’tan kalan ambarlardan (piramitler olmasın) bahis açar. Arabistan ve Ürdün’ü gezer; sadece Müslümanların değil, Samaritanların, Yakubilerin, Süryanilerin ve Gürcülerin inanç ve âdetlerini de yazar. Sonra Hindistan’a uzanır, kutsallık atfedilen maymunlar ve farelere çok şaşar. Java adasında Kral ile görüşür ve uzun süren bir yolculuktan sonra Büyük Han’ın topraklarına ulaşır. 
Prester John’un ülkesinde fevkalade yaratıklar, harikulade şehirler vardır. Pentexoire adasında bulunan başşehir Nyse, mimarisi ile göz kamaştırır. Halkı asil, zengin ve kibardır. Altın, ipekli ve baharat ucuz ise de tüccarlar yolu buraya kadar uzatmaz, malları Kıtay’dan alırlar. Çünkü okyanusta çivileri çeken mıknatıs adaları vardır, gemileri dağıtır bir anda.
 
KONUŞAN KUŞLAR
Psittakes kuşları, kaz iriliğindedir ve mantıklı konuşurlar. Gelip geçene hâl hatır sorarlar. Papağanlar gibi üç değil beş pençelidirler, daha renkli ve alımlıdırlar.  
Halk arpa buğday bilmez, pirinç kullanır, meyve bol ve hesapsızdır. Ağaçlar sabahın ilk ışıklarıyla filizlenip büyümeye başlar, öğle meyve verir, ikindiye doğru olgunlaşır. Akşama sararıp solar, ortadan kaybolurlar. 
Kumdan ibaret Gravella Denizi’nde damla su yoktur ama rüzgârla dalgalanır. Üzerinde gemi duramaz, batar. Bu deryaya mücevher nehirleri akar. Kapılanı götürüp gömer girdaba. Yalnız haftanın muayyen günleri ırmaklar yavaşlar, isteyen torbasını doldurur değerli taşlarla. Hoş Prester John’un memleketinde zümrüt yakut para etmez, oyar oyar fincan yaparlar. 
Kral’ın istihbarat teşkilatına da ihtiyacı yoktur, aynasından uzakları izleyebilir rahatlıkla. Sivri ve delici boynuzları olan fedaileri vardır, konuşmaz homurdanırlar, çatık kaşlıdırlar. 
İmparator Prester John’un ordusu bayraksızdır, önde süslü bir araba üzerinde cevahirle bezenmiş bir haç taşırlar. Sadece on bin süvari ve yüz bin piyade haçı korur, artık diğerlerini var sen hesapla! 
 
 
BEN GELDİM, SEN GİTME!
Hikâyenin heyecanlandırdığı saflardan biri de Sevillalı Pero Tafur’dur. Arellano’nun kayıtlarına göre bir Venedik gemisiyle önce Girit’e, sonra Rodos’a varır (1436). Alanya ve Kıbrıs üzerinden Filistin’e ulaşır. Dönüşte Mısır ve Memluk topraklarından geçer, İstanbul’u ve Türklerin elindeki Edirne’yi dolaşır. Karadeniz’e de çıkar, Kırım Tatarlarıyla tanışır. 
Şimdi rotayı Hindistan’a çevirmeli ve İspanyolca tabiriile “Preste Juan” ile buluşmalıdır. Ancak yolda seyyah tüccar Nicolo de Conti’ye rastlar. Nicolo, Prester John’un yanında 30 sene kaldığını, hatta evlendiğini anlatır. Ama şimdi hiiç zamanı değildir, Timur sonrası Asya karışıktır. “Bak benden söylemesi” der, “iş alma sonra başına!”
Hikâyeciler inandırıcı olmak için zaman zaman hadiseye menfilik katar. Mesela Rahip John’un, Vatikan’a bağlanmadığını (Nasturi olduğunu) yazarlar. Üç gün boyunca savaşıp İranlıları yenmeyi başarmış, çanını Ekbatana şehrine asmıştır. Ama fetihleri kafasınca yapar, Papa’ya sormaz danışmaz. Ööle bir başına. 
Mısıra da gitmiş, donanmasıyla Nil ağzından girmiştir. Nevalesi azalınca dönmek mecburiyetinde kalmıştır. Mısır’ı kesin alacaktır, bir başka bahara...
 
 
ONLAR ERMİŞ MURADINA
Genelde Prester Susa şehrinde yaşar, anca görenin inanacağı muhteşem sarayının (Sardonyx) kuleleri altındandır, gece iki dev yakut ışık saçıp yol gösterir yolculara. Camlar elbette kristaldir, masalar zümrütten, topazdan. Rahip Kral altın tahtta oturur, merdivenleri damarlı akik, ametist, safir, zebercet ve mercandandır. Duvarlar serapa inci kaplıdır, değerli kâselerde ıtırlar yanar.
Tendüç vilayeti ise silme “lapis lazuli“ dir. Sanatkârlar bu lacivert taşı işlemekte hayli ustadır. 
Sarayda misafirler hariç, otuz bin elemana yemek çıkar. John’un hizmetinde yedi kral, yetmiş iki dük ve üç yüz altmış kont bulunur. Piskoposlar, papazlar… 
Marko Polo da muhayyel imparatoru ispatlama telaşındadır, “Çoban Krallar Soyundan Rahip Jean” adını kullanmayı tercih eder. Kubilay bir tek ondan korkmaktadır güya. Ünlü Hakan, kızına talip olduğunda Rahip Jean çok kızmış heyeti azarlamıştır. “Davul dengi dengine” demiştir, “Eski kölem olduğunu unutuyor mu acaba?” 
Bazı seyyahlar da Prester John’un Moğolların damadı olduğunu yazar.
Hasılı Papalığın seyyahları Jean de Joinville, Fransisken Willam Rubruck ve Johann de Plano Carpini masal anlatır kuzucuklara. Lakin Odoric Pordenone dengeli gider, ölçüyü kaçırmaz. Evet o da Prester arayışında ise de rivayetlerin hilafıhakikat olduğunu söylemekten kaçınmaz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615563 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/615563.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT