BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

SİSTEMATİK İSRAİL SOYKIRIMI Zulüm 1948’de başladı

İrfan Özfatura
Facebook

Birinin parasını, eşyasını çalarsınız hırsızsınız! Peki ya bir milletin evini ocağını, hürriyetini çalarsanız? Bir insanı tabanca bıçakla öldürürseniz katilsiniz. Peki sivil halka tankla topla, tayyare ile saldırırsanız?

Avrupalıların eskiden beri Orta Doğu topraklarında gözü vardır. Kanlı Haçlı seferlerini biliyorsunuz, şanslarını dener, bozguna uğrarlar.
Osmanlının güçten düştüğü yıllarda tekrar denerler. İlk hamle Napolyon’dan gelir, Mısır’a yalan ve dolanla girer, Müslüman olduğunu söyler hatta. Sonra Filistin’e geçer, Akka onun için basit bir kaledir, İngiliz donanmasından da yardım alır ayrıca. Ancak 80’lik mücahit Cezzar Ahmet Paşa hevesini kursağında koyar (1799).
Zor kaçar Fransa’ya.
Bakar burada tutunamayacak, Filistin’e Yahudi göçünü dillendirir, tabiri caizse taş atar kuyuya.
2 Kasım 1917… Cihan Harbi nihayetlenmek üzere...
İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour siyonistlerin hamisi Rothchild’e bir mektup yazar. “Majestelerinin hükûmeti Yahudilere Filistin’de bir yurt tesisi fikrini hararetle desteklemektedir. Üzerimize ne düşüyorsa...”
Kibarca şunu der, bir zahmet Yahudi göçmenlerin masrafını karşıla.
İngiltere’nin Araplara ait bir toprağı başkasına pazarlamaya hakkı yoktur ama zafer sarhoşudurlar, diledikleri gibi at oynatmaktadırlar o sıra. 

ALMANLARIN HATIRINA
Cihan Harbine gereksiz katılırız, Berlin’e güvenmek ise başlıbaşına hata.
Ordumuz güçlüdür ama kışlaya siyaset girer, çivisi çıkar. Mesela Tahsin Paşa koca Selanik’i tek kurşun atmadan Rumlara verir. Mevzilerimiz, gemilerimiz silahlarımız Yunan’ın eline geçer. 30 bin askerimiz esir olur, kurtulanlar aç bi ilaç Anadolu’ya çekilirken rastladıkları birliklerin de insicamını bozar.
Filistin ve Suriye cephesinde de donanımlı birliklerimiz vardır ama kötü yönetilir. İngiliz General Allenby Gazze’den başlar, yene yene Kilis’e dayanır bir anda. Sadece 42 günde 550 km ilerler, 400 yıllık Filistin ve Suriye elimizden çıkar. İttihatçıların umurunda bile değildir, ulus devlet peşinde koşmaktadırlar. Komutanlar cepheyi terk edip Adana’ya çekilir,  Şam’daki üç ordu 57 bin esir verir.
Subaylarımız İstanbul’da teşkil edilecek yeni kabine ile meşguldür o sıra.
İngiliz General Edmund Allenby o kadar ucuz ve basit zaferler kazanır ki takılan madalyalardan göğsü galaksiye döner âdeta.
Hâlbuki daha bir yıl evvel Kut’da…
Adı geçen şahıs şerefli bir askere yakışmayacak işler yapar, Şam’da Selahaddin Eyyubi’nin sandukasına tekmeler, kin kusar: Burada Türkler olamayacak bir daha!
Şam ve Kudüs düşünce yanımızdaki Almanlar oley çeker, kadeh kaldırırlar.
Hele bakın, kiminle çıkmışız yola.
Hâlbuki İngiliz saflarındaki Müslüman Hint askerleri biteviye istihbarat sızdırmaktadır, değerlendirmeye alınmaz o başka.

BÜYÜK FELAKET
Cihan Harbinde “Almanlar yenildiği için (!) yenik sayılırız.”
İngiltere Filistin’de manda idaresi kursa da gözü neft yataklarındadır, Kerkük, Musul ve Basra’da. Müslümanların başına öyle bir gaile sarmalıdır ki petrolü hortumlasın rahatça. Elindeki silahları Siyonist terör örgütü Haganah’a bırakır, Yahudileri musallat eder başımıza.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’nin yerini ABD alır. Bölgede kendisine sadık bir peyk lazımdır, Siyonistlerle el sıkışır.
29 Kasım 1947… BM Genel Kurulundan Filistin’in, Yahudi ve Filistin devleti olarak bölünmesini öngören karar çıkar. Siyonistler memnuniyetle karşılar çünkü ilk defa meşru zeminde muhatap alınırlar. Ellerindeki topraklar Filistin’in yirmide biri bile değildir, BM’nin teklifi ile %55’ine sahip olacaktırlar.
Filistinliler şaşkındır, Arap ülkeleri itirazda bulunurlar.
9 Nisan 1948… Irgun militanları Deir Yasin köyünü basar, 254 sivili öldürür, cesetlerin gözlerini oyar, kuyulara doldururlar. Cinayetin de ötesinde korku salar, halkı dehşet içinde bırakırlar.
14 Mayıs 1948. Haganah militanı David Ben Gurion Tel Aviv’de İsrail’in Bağımsızlık Bildirgesi’ni okur. Terör, devlet eliyle sürecektir bundan sonra. Filistinliler 15 Mayısı  Yevm-ül Nekbe (Nikbet- Büyük felaket)  derler ona.
Siyonistler bir yandan katliama devam eder, bir yandan Müslümanların zeytinliklerini limonluklarını yakar, hayvanlarını vururlar.
Mısır, Ürdün, Irak ve Suriye “siz anahtarlarınızı alın çıkın” der, biz bunları hizaya getiririz, sonra döner gelirsiniz yuvanıza.
Ancak ciddiye almadıkları İsrail modern silahlarla mücehhezdir, savaş ona yarar. BM araya girip çatışmayı durdurur ama Filistinli dönemez yurduna.

TOZ DUMAN KARGAŞA
O günlerde Suriye’de Mişel Eflak ile Selahaddin Bitar’ın kurduğu BAAS ideolojisi kuvvet kazanır. Bunların bir hususiyeti de darbeci olmalarıdır. Sadece 1949 yılında üç iktidar gelir. Şükrü el-Kuvvetli, Hüsnü el-Zaim, Sami el-Hınnavi...
Irak ve Ürdün’de ipler İngilizlerin elindedir. İktidarlar muktedir olamaz.
Mısır’da ise Faruk “Dünyada 5 kral var” der, “dördü iskambil kâğıdında, biri de Londra’da!” Böyle biri ne kadar tavır gösterebilir Batı’ya.  
Gevşeklik pahalıya patlar, üç buçuk siyoniste yenilir, rezil olurlar.
Filistinliler perişandır, 700 bin mülteci 13 bin şehit vardır ortada.
BM İsveçli diplomat Folke Bernadotte’yi ara bulucu yollar. Bernadotte etnik temizliğe mani olmaya çalışır ve Yahudilerin suikastına uğrar. Yerine getirilen Amerikalı Ralphe Bunche ise Siyonistlere çalışır açıkça. İsrail Mayıs 1949’da BM’ye kabul edilir ve tarihî Filistin topraklarının %78’i üzerindeki hâkimiyet kurar. Kalan %22’si ise hâlâ işgal altındaki Gazze Şeridi ve Batı Şeria.

DÜNYADA CÜDA
Filistinliler sistematik göçe zorlanır, evlerinden ocaklarından olurlar. Gittikleri ülkelerde de yük ve fazlalık görülür insandan sayılmazlar.
Mesela Lübnan’daki Filistinli mültecilerin oy hakkı yoktur, devlet okullarında okuyamaz, memur olamaz. Nüfus cüzdanı alamaz, seyahat edemez, mülk edinemez, yurt dışına çıkamaz. Kampları yıkık döküktür, onaramaz, taş taş üstüne koyamaz. Filistinliye inşaat malzemesi satmak büyük suçtur, çivi bile alamaz. Büyük büyük hayalleri vardır oysa “temiz su, yeterli gıda!”
Şimdi de İran destekli Hizbullah güç kazandı, onların zulmüne düçar oluyorlar ayrıca.
İran’ın işi bu zaten, Müslümanları bunaltmak. İsrail takır takır vuruyor, mukabele hakkını kullanmıyor. Ama Hama’da, Halep’de, Humus’ta Sünni öldürülecek dendi mi koşa koşa gidiyor, kanlı katliamlara imza atıyor.  
Suriyedeki Filistinlilerin durumu da iç açıcı değil, Esad’ın yarın ne yapacağı belli değil, varil bombaları bekliyor kenarda.

CHP’NİN VEBALİ!
BM’deki oylamada ABD ve SSCB İsrail lehine oy kullanır, Türkiye ve Arap devletler ise hayır.
Ancak ilerleyen yıllarda CHP Araplarla aynı safta durmak istemez. Tek Partinin Dışişleri Bakanı Necmeddin Sadak İsrail’i tanır ve Amerika’dan aferin alır. Bir bakıma İslam âlemiyle ipleri koparır (8 Şubat 1949).
İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı’ndan sonra Ürdün kontrolündeki Doğu Kudüs’ü de işgal eder. BM kararlarına kulak asmaz.
II. Dünya Savaşı’nda çok acılar yaşanır. BM bir İnsan Hakları Beyannamesi yayınlar (10 Aralık 1948). Buna göre insaanlar arasında ırk, renk, cins, dil, din ayrımı yapılamaz. Herkes,  başta hayat ve hürriyet olmak üzere sağlık, eğitim, yiyecek, barınma, toplanma, dernek kurma; evlenme, mal mülk edinme; işini seçme; din, vicdan, düşünce hürriyetine sahiptir.
Laf!
Şu an yeryüzünde 16 milyon 800 bin Filistinli yaşıyor. Bunların 11,6 milyonu mülteci durumunda.
Filistinliler ayrılırken yanlarına aldıkları anahtarları 73 yıldır itina ile saklıyor, evlerine bahçelerine dönecekleri günü hasretle bekliyorlar.  BM çıkardığı 194 sayılı kararda “evlerine geri dönmeyi isteyen Filistinli mültecilerin mümkün olan en kısa zamanda arzuları gerçekleştirilmeli ve arazileri için tazminat ödenmelidir” dense de Tel Aviv gereğini yapmıyor.
Çünkü hukuksuzluklarına destek olan bir ABD var arkasında.
İnsanları evlerinden etmek resmen savaş suçu. Evlerine dönmelerini engellemek de aynı hükme giriyor. İsrail 1948’ten beri bu cürmü işledi, işlemeye de devam ediyor.
Sahi BM niçin var, neye yarar?

ÖVÜNÜR GİBİ...
“Safed kenti yakınlarındaki Safsaf isimli Filistin köyünde, 52 erkek birbirlerine bağlanarak getirildi. Çukurun başında kurşuna dizildi. Bunlardan 10 tanesi can çekişiyor, kadınlar onlar için beyhude merhamet dileniyorlardı. Ayrıca 6 yaşlı erkek cesedi bulundu. Orada 61 ceset, 3 de tecavüz vakası vardı. Tecavüze uğrayanlardan biri Safed’in doğusunda 14 yaşında bir kız çocuğu idi. 4 erkek de kurşuna dizilerek öldürüldü. Yüzükleri yüzünden Filistinlilerin parmakları kesildi.”
Kasım 1948 - Haganah komutanı Yisrael Galili.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618934 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/618934.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT