BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Dağdan gelen bağdakini...

İrfan Özfatura
Facebook

Gazze Hicri 13 yılında fethedilir. Aradaki 40 yıllık Haçlı istilasını çıkarırsak 14 asırdır Müslümandır.

Akdenizin doğu kıyılarında sevimli Filistin şehirleri vardır. Sur, Sayda, Askalan, Yafa, Hayfa, Akka...         
İçlerinde en hareketlisi Gazze’dir, mühim bir durak Mısır-Suriye yolunda...
Antik Mısır’da “Ghazzat” (değerli) diye anılan şehir, eskiden beri işlektir, tacirler, gemiciler, seyyahlar.
Her renk ve kültürden insanlar.
Bizans’ın elinde olduğu yıllarda Mekke kervanları Gazze’ye uğrar. Bizzat Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ve mübarek babaları Abdullah da gelip gider, ticaret yapar. Server-i âlemin büyük dedesi Hâşim bin Abdümenâf ise orada gözlerini yumar. Bu yüzden Gazzetü Hâşim denir hatta.  
Ecnadeyn Gazası’nı takiben Amr ibn-i As tarafından kuşatılır (Hicri 13). Yahudiler Bizans’a destek olur, Araplar ise Müslümanların yanında durur. Kolay fethedilir ki henüz Hazret-i Ebû Bekir devridir daha. İşte İmam Şâfiî hazretleri de bu ilim ikliminde doğar.   
Derken Haçlılar büyük kalabalıklarla gelir istila ederler (1149). Kral Baldwin, kaleyi Tapınak Şövalyelerine verir, Ulucami’yi Saint John Katedrali yapar.
Selâhaddîn-i Eyyûbî Hittîn zaferini kazanınca (1187) duramazlar, tekrar ezanlar okunmaya başlar.

MOĞOLLARI DURDURUR
Derken doğudan kan dökücü bir güruh kopar. Moğollar!
Buhara’dan Bağdat’a sayısız İslam beldesini yakan yıkan zorbalar, Abbâsîleri de ezer geçer, Gazze’ye dayanırlar. Memlük Hakanı Hulagu’nun önemli adamlarından Ketboğa’yı yener, esir alırlar.
 Moğollara destek olan Ermeni, Gürcü ve tamahkâr Melikleri de cezalandırırlar.   
Memluklar Mısır’ı istiladan kurtarmakla kalmaz Filistin’e de sahip çıkar (1260). Gazze’yi kubbe ve minarelerle donatırlar.
Câmiu’l-kebîr, İbn Osman, İbn Mervân, el-Mahkemetü’l-Berdîkiyye, Seyyid Hâşim, Şeyh Zekeriyyâ, Aybekî ve Kâtibü’l-vilâye mescitleri sevimli ve  sanatlıdırlar.
Binalar o devir revaçta olan ablak usulüyle yapılır. Kırmızı ve beyaz taşlar ustalıkla kullanılır, göz okşar.
Yavuz Sultan Selim Han Mısır’ın fethine buradan başlar. Halkı sünnidir, ona zorluk çıkarmaz. Sultan, Gazze’yi havalinin köklü ailelerinden Rıdvanlara bırakır, bunlar asil ve sanatsever insanlardır, şehrin imarına çalışırlar.
Gazze zaten sabunu ve keteni ile tanınır, ticaret artar. Kervanın biri girer, birer çıkar.    

KAHİRE’NİN KAPISI
Şehrin yedi kapısı vardır: Bab Askalan, Bab al-Darum, Bab al-Bahr (derya), Bab Marnas, Bab al-Baladiyah, Bab al-Halilürrahman ve Bab al-Muntar.
Kendisi de, Kahire’nin kapısıdır ayrıca.
Ebu’l Fida, El Dımeşki, İbn-i Batuta, Evliya Çelebi, İbn-i Havkal, Makdisi ve Şeyh Abdülganî Nablusî hazretleri şehri gezer, okuyucularına anlatırlar. Müslümanlar daima ekseriyettedir burada, Hıristiyan ve Yahudiler de bulunur ama küçük miktarlarda.  
1557 Osmanlı Tahrir Defteri’ne göre Gazze’de 2.477 kayıtlı vergi mükellefi var. Demek ki 12 -13 bin insan yaşar.
Napoleon şehre vurulur, hayranlığını saklayamaz. Postu sermeye kalkar ama Akka’da fena tokatlanır, Fransa’ya kaçar.
1893’de Belediye teşkilatı kurulur, Ali Halil Şava ve oğlu Sait Şava modern usullerle çalışırlar.  
Anadolu hacıları gemilerle Gazze’ye gelir, Suriye kafilesi ile birleşip Akabe’ye iner, Kızıldeniz üzerinden Cidde’ye vasıl olurlar.
Süveyş Kanalı açılınca (1869) alışılmadık bir sükunet çöker ortalığa.

İNGİLİZ’İN BAŞI ALTINDAN
Malum I. Cihan Harbi’nde İngilizler Filistin’e dayanır. Ordumuz güçlüdür ama kışlaya siyaset girmiştir, komuta kademesi anlaşamaz. General Allenby fırsatı kaçırmaz. Gazze’yi almakla kalmaz (1917). Ardından Şam’a ve Kudüs’e girer, 400 yıllık Osmanlı hâkimiyetine nokta koyar.
İngilizlerin gözü petrol yataklarındadır, Filistin’i Siyonistlere peşkeş çeker, çekilirler Irak’a (1948).
Müslümanlar da Kudüs merkezli bir Filistin Devleti kurar, Gençler Fedâyîn teşkilatı saflarında sahip çıkarlar vatanlarına.  
Yıl 1956... Abdünnâsır, Süveyş Kanalı’nı millîleştirince İngiltere ve Fransa bir tertip planlar. Önce İsrail’i saldırtacak, sonra barış gücü maskesi ile gelip çökeceklerdir kanala.
Yaparlar da. Ancak ABD çok sert çıkar, SSCB ise nükleer silahla tehdit eder, işgalciler panikler, kaçarcasına uzaklaşırlar.  
Gazze 1967 Altı Gün Savaşı’ndan sonra 27 yıl İsrail işgali altında kalır. 1987’de İntifada başlar. Oslo ve Kahire Anlaşması (1993) ile Siyonistler şehirden çıkar.

ÜNİFORMASIZ SUBAYLAR
Yahudi yerleşim bölgelerinde eski asker ve ırkçı militanlar kalır. Evleri cephanelik gibidir ve her türlü silahı kullanırlar. Kadrolu savaşçıdırlar, sadece üniforma giymezler o kadar. Beytu Lahiyâ ile Beytu Hanûn şehirlerine ve Cibaliyâ mülteci kampına yönelik saldırılar buradan yürütülür mesela.
Akdeniz sahiline inşa edilen Dogit ve İli Sinay yerleşim merkezleri yüzünden Filistinliler denize yaklaştırılmaz.  
Düşünün 8.500 yerleşimci için tahsis edilen arazi 155 kilometrekaredir. Yani 363 kilometrekarelik Gazze şeridinin %42,7’si.
Kişi başına 18.235 metrekare. Filistinlilere düşen toprak ise kişi başına 208 metrekaredir, Yahudilerin 88’de biri. Dış baskılar artınca (2005) çekilmek zorunda kalırlar.
2007 seçimlerini Hamas kazanır, namlular tekrar Gazze’ye döner.
İşte o gün bu gündür İsrail ve Mısır ablukası altında.
El Aksa İntifadası’ndan sonra hava saldırılarına uğrar. Siyonistler hedef gözetmez, genç yaşlı ayırmaz. 1.434 kardeşimiz şehit olur. Bunun 288’i çocuk, 121’i ise kadındır, 5.303 yaralı vardır ayrıca.
İngiltere’den yola çıkan “Filistin’e yol açık” adlı yardım konvoyuna Türkiye de katılır. İsrail Deniz Kuvvetleri Uluslararası sularda Mavi Marmara gemisine çıkar, ateş açar.  
Hukuksuzdur, kendileri de bilir, özür dilerler sonunda...

ELLERİ KOLLARI BAĞLI
Gazze’de yapılacak üç iş var, balıkçılık, tarım ve küçük imalat.
Siyonistler deniz ablukası ile balıkçılığı bitirir, tekneleri kıpırdatmazlar. Limon, portakal ağaçlarını, zeytinlikleri, hurmalıkları da hedef alırlar.  
Ya silah yapılırsa korkusu ile atölyeleri vurur, alnının teriyle geçinenleri işsiz bırakırlar. Hâlbuki tuğla briket basar, elbise diker, mobilya çakar, bakırcılık ve halıcılıkla çorbalarını çıkarırlar.  2005’te 3.900 fabrikada 35 bin kişi çalışırken, 2007’de 197 tesiste 1.700 kişi işbaşı yapar anca.
Gazze, kanlı katliamların ardından mülteci akınına uğrar. Şehir 45 km²’ye yayılır, nüfusu 2 milyonu aşar. Bombardımanla altyapı çöker, temiz suya hasret kalırlar.
Dereotu, pazı, soğan, sarımsak, marul, mercimek, nohut, bakla ile beslenen Gazzeliler yeşile hasret kalırlar. Arazi kirlenir, ne nar kalır, ne enginar, çarşı pazar el yakar. Şu an sefalet nispeti %80, işsizlik %70. Hâlbuki nüfusun %75’i 25 yaşın altında.  

EĞİTİM ULAŞIM SAĞLIK...
Eskiden Gazze’den Ramallah ve El Halil’e gidip gelen dolmuşlar vardır, Siyonistler şehri duvarla çevirir, tel örgüler, kameralar. Güvenlik noktalarını geçmek eziyettir, saç baş yoldururlar halka.
Refah yakınlarındaki Yaser Arafat Havaalanı da yakılır yıkılır, uçuş yapılamaz.
Avrupa’da, Filistinlileri gözeten dernekler baskı altına alınır. Alman İçişleri Bakanı Otto Schilly dulları ve yetimleri gözeten vakıfları kapatır.
2006 yılında, Gazze’de 210 okul vardır: 151’ini Filistin Maarif Vekaleti, 46’sını BM yönetir, hususilerle birlikte 155 bin öğrenci okur, 5.877 öğretmen vazife alır. Gel gör ki bugün İsrail’in vurmadığı mektep parmakla sayılır.
Gazze’deki mülteci kamplarının en büyüğü kuzeydeki Cibaliyâ’dır. Sonra eş-Şâti, Şeyh Rıdvân, en-Nusayrât, el-Bureyc, el-Meğazî, Deyru’l-Belâh, Han Yûnus, Tellu’s-Sultan, Rafah... Her birinde yüzer bin insan barınır.
İşgalciler saldırılarla bilhassa altyapıyı tahrip eder, Gazze’yi yaşanmaz hâle getirmeye çalışırlar. Ama onlar kararlı, bir yere gitmeyecek, burada kalacaklar.
Hep söylenir “Efendim Filistinliler de topraklarını satmasaymışlar ama...”
Hiç akıl mantık var mı, adam çadırda yaşamak için evini toprağını sattı? Baksanıza 73 yıldır evlerinin anahtarını  yanlarında taşıyorlar.
Hem Yahudi para vermiş olsa, çekilir mi bir daha?

MAKSAT YILDIRMAK
İsrail 2014’te Gazze’ye 14 bin 500 tank ve 35 bin top mermisi atar, askerler “hareket eden her şeye” ateş açar.
551’i çocuk, 2 bin 158 kardeşimiz şehit olur, yaralılar 11 bini aşar.
İsrail ordusu da kayıplar verir. 67 asker ölür, 740’ı yaralanır. 4’ü de el-Kassam Tugayları tarafından esir alınır.
Saldırıda 17 bin 200 ev, 24 okul yıkılır, binlerce bina tahrip olur, 65 bin mazlum sokakta kalır.
Bir gece deneyin isterseniz, alın çocuklarınızı çıkın, ilişin bir kaldırıma. Bekleyin bakalım sabah olacak mı acaba?   
Yıkılan cami sayısı 73, düşünebiliyor musunuz eğer bir sinagog hedef olsa...
Ev yok, bark yok, iş yok, aş yok.
Kaybedecek neleri var canlarından başka?

 

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619037 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/619037.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT