BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İnsanlık sadece zor günlerde mi gerekli?

 
Koronavirüs salgını hüküm sürmeye başladığı günden beri, duygu dünyamızdan da farklı tepkiler aksediyor… İnsanlar bu zor dönemde yapılan küçük bir iyiliği bile katbekat şükranla ve minnetle karşılıyor...
 
 
Rehber âlimler der ki: “Muharebe meydanında askerin gösterdiği küçük bir cesaret, normal zamanlarda ortaya koyduğu daha büyük fedakârlıktan kat kat üstün ve makbuldür…” İnsanlık koronavirüsün tasallutu altında inim inim inlerken, kulaklarımız bu illete çare olabilecek yeni ve müspet haberlere kilitlenmiş durumda… Acaba gerçekten etkili, yeni bir ilaç veya koruyucu aşı bulunabilecek mi? Ne kadar zamanda bulunabilecek? Bu minvalde, Prof. Dr. Ercüment Ovalı ve ekibinin çalışmalarıyla ilgili haberler büyük heyecan uyandırmış durumda. Henüz müşahhas bir netice alınmamış olmakla birlikte, ümitle ve sabırsızlıkla bekleniyor… Zira bir hayatın bile kurtarılması çok büyük iş. Dünyanın en gelişmiş ve en zengin ülkeleri, bu salgın karşısında yetersiz ve çaresiz kalmış durumda. Mesela yüz maskesi, koruyucu elbise ve solunum cihazının tedarikinde büyük sıkıntılar yaşanıyor.  Türkiye’de, Sanayi Bakanlığı ve diğer bazı kuruluşların desteklediği projeler çerçevesinde, Modül Grup mekanik solonum cihazının seri üretimine geçmiş. Mayısın ilk yarısında da beş bin adet cihazı Sağlık Bakanlığına teslim edecekmiş. Bu arada Hatay ve Antalya’da, iki mesleki teknik lisemiz de, solunum cihazını üretmeyi başarmış… Bu habere sevinirken, Millî Savunma Bakanı Hulûsi Akar’ın açıklamasından öğrendik ki, Makine Kimya (MKEK) da, yerli ve millî mekanik solunum cihazını üretmeyi başarmış… Peş peşe bu haberler öyle memnuniyet verici ki!
Bu demektir ki, Türkiye hem kendi ihtiyaçlarının temininde hem de talep gelmesi hâlinde (Ki, gelmemesi mümkün değil), başka memleketlere de ihraç etmek üzere solunum cihazı meselesini halletmiş bulunuyor. Bunun gibi yüz maskesi ve diğer koruyucu ekipman hususunda da, peş peşe sevindirici haberler geliyor. “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” sözü fehvasınca, galiba Türkiye’nin bazı önemli hamleleri yapabilmesi için, zor zamanlara ihtiyaç var! Daha önce savunma sanayii alanında da benzer durumlar yaşamadık mı? Hayati önem taşıyan savunma sistemleri ve silahların üretiminde, ülkemiz kısa zamanda devasa hamleler gerçekleştirdi. Şimdi virüs salgını konusunda da, hem tedavi hem de ilaç ve aşı üretimi alanında önemli başarılara imza atıyor. Bu çerçevede, hâlihazırda bilim adamlarımızın hayata geçirdiği ve ileride bunlara katacakları tıbbi çözüm ve başarılar, memleketimizi dünyada bambaşka bir konuma taşıyacaktır…
Diğer taraftan zor dönemlerde insanlara iyilik yapmak, onlara yardım ve destek vermek, normal zamanlara göre çok daha makbul ve kıymetli… Şu sıralarda medya organlarında bu konuya dair sayısız haberler işleniyor. Muhtaç insanların bu yardımlar karşısında izhar ettiği sevinç ve memnuniyet, toplumun genelinde de bir huzur ve rahatlık hissi uyandırıyor. O yaşlı dedelerin, ninelerin el açıp gönülden dua etmeleri, onların gülen yüzleri, mutluluk saçan çehreleri ne kadar güzel, ne kadar hoş!  “İnsanlık ölmemiş…” diye, herkes içten içe bir ferahlık ve rahatlık duyuyor. Sadece hastalar veya fakirler yahut yaşlılar değil, herkesin bir gün iyiliğe, yardım ve desteğe ihtiyacı olabilir… Ne kadar varlıklı ve sağlıklı olursa olsun, insanoğlu ummadığı bir zamanda böyle bir duruma düşebilir. Şu hâlde iyilik yapma imkânı varken, hâli vakti ve sağlığı yerinde iken, mümkün mertebe iyilik yapmaya çalışmamız lazım.
İyi günün dostu çoktur... Esas olan dar ve sıkıntılı günde dostluk göstermektir. Hakiki dostluk da budur. Bakınız hastane kapısında, sahibinin şifa bulup çıkmasını bekleyen bir köpeğin davranışı bile, insanları şaşkınlığa sevk edebiliyor! Hayvanlar bu sadakati gösterirken, insanların vefasızlık etmesi hangi izana sığar? Batı ülkelerinde, kendi evlerinde tek başına ve perişan vaziyette, hayata gözlerini yuman insanların bedbahtlığını izah etmek mümkün müdür? Bu acı tabloların yaşandığı memleketlerin zengin ve müreffeh olması ne anlam taşır ki? Bencilliğin hüküm sürdüğü yerde mutluluklar paylaşılmaz. Oysa bizim kültürümüzde, şu hakikat sarsılmaz biçimde yerleşmiştir: Sevinçler paylaşıldıkça çoğalır, üzüntüler paylaşıldıkça azalır… Şimdi önümüzde mübarek ramazan ayı var. Rahmet ve merhamet ayı… İyiliklere karşı, bire bin mertebesinde sevabın ihsan edildiği bereket ve mağfiret ayı… O rahmet deryasından kana kana içmek istiyorsak, bu ayda muhtaç insanlara bol bol yardımda bulunalım. Asıl kazanç ve mutluluk burada!.. 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613203 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/613203.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT