BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Göçmen meselesini doğru tartışalım!..

2011 yılı baharından bu yana, Suriye’den dalga dalga gelen ve sayıları dört milyona yaklaşan sığınmacılar hep tartışma konusu… Şimdi bir de Afgan mülteciler meselesi eklendi. Kafalar hayli karışık!
 
 
Her şeyden önce, düzensiz göç ve göçmen meselesini doğru biçimde ele almamız gerekiyor… Bunun da ilk adımı sığınmacı ve mülteci statüsünde ülkemizde bulunan, yabancı uyruklu kişilerin sayısını tam ve doğru olarak tespit etmektir. Medyada dolaşıma sokulan rakamlar, genellikle gerçek durumu yansıtmıyor. Şöyle ki, ilgili-ilgisiz, bilgili-bilgisiz kişilerce dolaşıma sokulan uçuk rakamlar, sanki doğru imiş gibi bir reaksiyon uyandırıyor. Büyük çoğunluğunu Suriyelilerin teşkil ettiği, Türkiye’deki sığınmacı-mültecilerin sayısı için, yedi hatta sekiz milyon gibi rakamlar telaffuz ediliyor… Oysa bu rakam kesinlikle doğru değil. Gelgelelim değerlendirmelerin bir kısmı bu rakamlar üzerinden yapılıyor ve  zihinler karıştırılıyor!.. Burada ideolojik ve siyasi saplantıları sebebiyle bazı siyasi kişilerin ve kurumların çok büyük vebali var. Mesela CHP ve onun genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, başından beri Suriyeli sığınmacılara karşı tavrı gayet bellidir ve hiç de olumlu değildir. Bu kadar zor şartlar altında, hayatını idame ettirmeye çalışan çaresiz insanlara karşı, hiç de makul yaklaşım göstermiyor. Sanki durup dururken keyif sürmek için Türkiye’ye gelmişler gibi, her vesileyle Suriyelileri geri göndermekten bahsediyor… Eh, at sahibine göre kişner derler. CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, genel başkanını da sollayarak, şimdiye kadar hiç görülmemiş bir saçma fikir ortaya attı. Fikirden ziyade, açıkça niyetini ortaya koydu yani.
Bay Başkan, “Kentte yaşayan yabancı uyruklu vatandaşların şehirden ayrılmaları için su ve katı atık vergilerine 10 kat zam yapılması için, Belediye Meclisine önerge vereceğini” açıkladı… “Yabancı uyruklu vatandaş” ifadesinden de, bu konuya ne kadar ciddi yaklaştığını çıkarabilirsiniz! Tanju Özcan’a kalırsa, Türk vatandaşı ile “yabancı uyruklu vatandaş” aynı fiyattan su kullanamayacak. Neyse ki, bu ipe sapa gelmez düşünceye karşı tepkilerin yükselmesi gecikmedi. Öyle ki, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun bile, Bolu Belediye Başkanının ne kadar yanlış yolda olduğunu açıklamak durumunda kaldı. Şöyle dedi: “Su gibi temel bir yaşam hakkının bırakınız engellenmesi, bu konunun tartışmaya açılması dahi, parti politikalarımızla taban tabana zıttır…” Bakalım, CHP yönetimi, kendi politikalarıyla taban tabana zıt bir tutum içine giren Tanju Özcan için nasıl bir işlem yapacak veya yapacak mı? Bu arada Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının, bahse konu açıklamaları sebebiyle Özcan hakkında; “görevi kötüye kullanma, nefret ve ayrımcılık suçlarından dolayı” soruşturma başlattığını da hatırlatalım.
Evet, CHP’nin genel olarak; sığınmacı ve mültecilerin yüz yüze kaldığı insani problemlerden ziyade, konuyu siyasi açıdan istismar eden yaklaşımları her adımda karşımıza çıkıyor. Anlayacağınız Bolu Belediye Başkanı yalnız değil. CHP’li Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş da benzer bir ajitasyon içinde. Suriyeli sığınmacılar arasındaki yüksek doğum oranlarından yola çıkarak şöyle diyor: “Böyle giderse şu anda belli ilçelerimizde belediye başkanlığına aday olsalar rahatça kazanırlar…” Tanju Özcan’ın ‘yabancı uyruklu vatandaş’ dediği sığınmacıları, Lütfü Savaş toptan vatandaş yapmış ve şimdiden onlarla gireceği siyasi rekabetin çetin geçeceğinden korkuyor!.. Şu ileri görüşlülüğe bakar mısınız? Biraz ciddiyet lütfen! Sığınmacı ve mülteci meselesini daha akıl ve mantık çerçevesinde ele almamız gerekiyor. Bu konu siyasi istismar alanı asla olmamalı. Zira bu düpedüz insani bir konu. İşin uluslararası boyutu var. Bu konuya dair 1951 tarihli BM Sözleşmesi var… Yani ülkeler kendi başlarına bu konuda beynelmilel normlara aykırı icraat içine giremezler.
Nitekim Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz’un Afgan mültecilerle ilgili densiz bir açıklamasına Dışişleri Bakanlığı gayet oturaklı bir cevap verdi. “Avusturya’ya, Almanya’ya, İsveç’e gelmek yerine Afgan Mültecileri için Türkiye gibi sınır ülkeler kesinlikle daha doğru yer…” diyen Bay Kurz’un coğrafya bilgisi de kendisi gibi. Türkiye’yi Afganistan’la sınır yapıvermiş! Şansölye Kurz ve onun gibi düşünen Avrupalı siyasetçiler, bu insani dramı doğru biçimde ele alıp hâl çaresi bulmak yerine, bir miktar para ödemek suretiyle üzerinden atmaya çalışıyor. Dışişleri Bakanlığımızın verdiği cevapta da, gayet yerinde olarak hatırlatıldığı üzere, Türkiye, Avrupa Birliği’nin sınır muhafızı veya sığınmacı kampı değildir elbet. BM Mülteci anlaşmasına imza koyan her devlet, bu konuda sorumluluk sahibidir ve gereğini yerine getirmekle mükelleftir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619950 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/619950.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT