BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İSTANBUL BOĞAZI’NA DAİR SÖZLEŞMELER

Gayet net görülmektedir ki Küçükçekmece ile Karadeniz arasında seyr-ü sefere açılacak olan İstanbul Kanalı, önümüzdeki uzun senelerin temel konuşma malzemelerinden biri olacak, devamında Montrö Mukavelenamesi gündeme taşınacak ve Türkiye’nin burada iradesini tam olarak ortaya koymasıyla devletlerarası ciddi münakaşalar çıkacaktır.
Boğazlara dair imzalanmış sözleşmeler bilinmeden İstanbul Boğazı’na ilişkin yapılacak konuşmalar gerçeği ifade etmez:
İstanbul Boğazı’yla alakalı diğer devletlerle yaptığımız mukavelelerin ilki 1535 tarihlidir. Bu tarihten 1841’e kadar 8 andlaşma akdedilmiş. 1841 tarihli Boğazlar Mukavelesi ile sulh/barış zamanında, boğazların harp gemilerine kapalı olması karar altına alınmıştır. Ancak Osmanlı Devleti, savaşa girdiğinde boğazları dilediği devlete açacak veya kapatabilecektir. İngiliz ve Fransız gemileri, sözleşmeden istifadeyle boğazlardan geçerek Kırım Harbi’ne iştirak etmişlerdi. 1841 Ahidleşmesiyle Rusya’nın Türkiye, Fransa’nın Mısır üstündeki baskısı zayıflamıştır.
Türk Boğazlarının işleyişi 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Andlaşması’nın Ek Maddesiyle yeniden tanzim edildi. Buna nazaran 1-Çanakalle ve İstanbul Boğazlarıyla çevreleri askerden arındırılacaktır. 2- Marmara Denizi’ndeki adalar da askersiz hâle getirilecektir. 3-Her iki boğazın emniyeti, devrin BM’si Cem’iyyet-i Akvam’a bırakılacaktır. 4-Geçişleri düzenlemek için milletlerarası bir encümen/komisyon kurulacaktır.
Bunların hiçbiri işlemedi. Boğazlarımız yabancı askerlerin işgalindeydi. Türkiye, ilk rahatsızlığını 1933 tarihinde Londra’daki Silahsızlanma Konferansı’nda dile getirdi. Zira İtalya, doğu Akdeniz ve Balkanlara dair sömürgeci ataklar geliştiriyordu. Ankara hükûmetleri, boğazların bu belirsiz ve Türkiye aleyhine olan şartlardan çıkartılması için iştirak ettiği diğer toplantılarda da isteklerini tekrarladı. Bu arada İtalya, Habeşistan’ı işgal etmiş, Almanya da tek taraflı olarak Ren bölgesini askersizleştirmişti. Türkiye Cumhuriyeti, bunun üzerine 11 Nisan 1936’da Lozan Muahadenamesi’nde imzası olan devletlere bir nota/muhtıra vererek Lozan’ın ek maddesindeki şartların işlemediği ve bir hükmü de kalmadığı için hükümranlık haklarımız esaslı yeni bir sözleşme yapılması zaruretini tebliğ etti. İtalya dışındakiler talebi, makul buldular. İsviçre’nin Montrö şehrinde toplanıldı. Müzakerelerden sonra 20 Temmuz 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi akdedildi. Metinde Japonya, SSCB, Yugoslavya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, İngiltere, Fransa ve Türkiye’nin imzası vardır. Ne hikmetse Japonya’nın Sevr’de olduğu gibi burada imzası mevcut. Sözleşme, 9 ana ve 4 ek madde ihtiva etmektedir. 20 yıllığına yapılmıştır. Herhangi bir devlet feshetmediğinde aynen devam etme kaydını taşımaktadır. Belli başlı maddeler şöyledir:
-Ticaret gemileri, barış zamanında yükü ve bayrağı her ne olursa olsun Boğazlardan tamamen serbest geçiş hakkına sahiptir.
-Transit gemiler, yalnızca harç ödemesi yapacaklardır.
-Kılavuz kaptan ve römork isteme mecburiyeti yoktur.
-Savaş zamanında Türkiye, harbin taraflarından biri değilse ticaret gemileri yine aynı geçiş serbestliğine sahiptir.
-Türkiye savaş hâlindeyse veya yakın savaş tehdidi altında bulunuyorsa düşman olmayan devletlerin gemileri, yine geçiş hakkına sahiptir. Bu hâlde kılavuz alma şartı vardır. Ancak, bu durumda da ücret ödenmeyecektir.   
-Karadeniz’de kıyısı olan devletlerin savaş gemi ve denizaltıları, önceden haber vermek ve bir ödeme yapma mükellefiyeti olmadan diledikleri zaman boğazlardan geçebileceklerdir. Denizaltılar, su üstünden de gidebilirler.
-Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerinse hafif savaş gemileri gündüz giriş yaparak yine bir ödeme yapmadan geçerler.
-Savaş zamanında ve Türkiye savaşa taraf olduğunda savaşan devletlerin harp gemileri, boğazlardan geçemez. Savaşta olmayan devletlerin savaş gemileriyse serbestçe geçebilir.
-Boğazlar üzerindeki hava geçişleri de benzer şartlardadır.
Görüldüğü gibi Türkiye’ye Lozan’da ölüm gösterilmiş, Montrö’de sıtmaya razı edilmiştir. O kadar ki Türkiye yaşadığı deniz faciaları üzerine 1 Temmuz 1994’te bir boğazlar ve Marmara’ya dair Deniz Trafik Tüzüğü hazırlamış fakat buna bile itiraz edilmiştir. Bu yazı dikkatle okunduğunda Montrö’nün 1841 Mukavelesi’nin arkasında olduğu görülür.
Bizde ve dünyada şehirlerin, trafiğe kapalı nadide yol ve meydanları vardır. Oralardan yalnızca yayalar geçebilir. Böylece o eserler korunur. İstanbul Kanalı’nın yapılması ile dünyada tek olan, benzeri bulunmayan Boğaziçi zamanla deniz trafiğine kapatılacaktır. Herhâlde çok tartışma çıkacak, fakat inanıyoruz ki netice böyle olacaktır. Onun için meseleye iktidarlar üstü, siyaset üstü bakmalı. Yoksa muhalefet, yarın da yeni mahcubiyetler yaşar.
İstanbul Kanalı’nı açıp ardından da bu dediğimiz yapıldığında Türkiye hava, kara, kanal, boğaz ve denizlerinde hükümran yani tam bağımsız olmuş olacaktır.
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611319 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/611319.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT