BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

MÂNEVÎ TEDBİR

Korona esaretine son vermek için tıp mensupları, hemen bütün dünyada ellerinden geleni yapmaktalar. Hele bizim sağlıkçılarımız, yüksek bir gayretle çalışıyorlar. Bu maddî çâre arayışlarının yanında mânevî çarelere de müracaat etmeli. İdrakiyle şereflendiğimiz Berat Kandili münasebetiyle namazlar, kaza namazları kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, sadakalar vermeli, bağışlar yapmalı, gönüller almalıdır…
Virüsü yaratan Allah’tır, yok edecek olan da ancak ve yalnız Allah’tır. Covid-19 Virüsünü imha edecek, bu salgını bitirecek şifayı vermesi için kollar yoruluncaya kadar Allah’a yalvarmalı, dua etmelidir.
Himmetiyle birlikte Azîz Mahmud Hüdâî Hazretlerini hatırlama vaktidir.
Şöyle buyurmaktalar:
“Alan, O’dur, veren O’dur, kılan O!
Biz, neyiz ki dahi nemiz var?”
Ümid edilir ki maddî ve mânevî tedbirlerle bu felâket, inşallah tez zamanda bitecektir. “Dua etmeli” derken dua edilmediğini söylemiyoruz. “Daha çok dua etmeli, daha çok yalvarmalı!” demek istiyoruz. Dua, sahibimize sığınma, onun merhametine iltica etme, “gidecek başka kapımız yok!” demedir… Sanılmasın ki duayı sadece dindarlar yapmaktalar. Hemen herkesin dua ettiği kanaatindeyiz. Doğrusu da budur. Kimin duasının kabul olacağı belli olmaz. Nesilleri ve nesilleri, bir asrı aşkın zamandır İslamiyet’e, duaya, ibadete, örfe- âdete, bu milleti, bir çadırdan imparatorluk çapına yükselten merkezî cevherden uzaklaştıranlar her kimlerse onlar elbette bu yaptıklarının hesabını vereceklerdir. Şu gün olmuş hâlâ dinini diyanetini bilmediği için bir seccadeye varıp da Rabbine yaklaşamayan insanlar var. Şayet iki buçuk asra varan bir zamandır din gerçeğine aykırı onca ideoloji ve propagandaya rağmen İslamiyet ayakta ve hükümran ise bu her şeyden evvel beşer üstü bir neticedir. Fransız İhtilalinden sonra kurun-ı vusta yani “Orta Çağ” diye önceki inanç asırlarını kötüleyen bir tarif geliştirildi. “Allah’la kul arasına kimse girmemeli” diyerek insanla imânı arasına girildi. İlim “menfi ve müsbet” diye ikiye ayrıldı. Dünyalık olanlara “pozitif ilimler” dendi, felsefe, dinin yerine ikame edilmeye çalışıldı. Bunların içinde Batı; insan, kilise, papaz ve inanç olarak, kral olarak, tarihî doğrular olarak… değerlendirildiğinde anlaşılır olanlar, haklı taraflar vardır. Ancak bizim için sakat olan cahil Tanzimat, cahil İttihad ve cahil Cumhuriyet münevverlerinin aynı Fransız İhtiali, aynı inkâr, aynı felsefe kaynaklarına giderek onları kopyalayıp sözde fikir pazarlarımızda ilerilik, medenilik, çağdaşlık, laiklik vs. adına tezgâhtarlık yapmaları, onların da ötekileri takliden “tanrı öldü” çığlığı atmalarıdır.
Bugün korona dehşeti, yürekleri titretmekte, milyarları sarsmaktadır. Bu virüs, “tanrı öldü” diyenlerin, onların ideolojisinin öldüğünün isbatıdır. Avrupa’daki manzaralar görünüyor olmalı. 8 yüz yıl İslâm mülkü olan Endülüs’te 7 yüzyıl sonra yeniden ve alenen ezan okunmaktadır. Daha dün medenilik ve tarafsızlık makyajla takdim edilen İsviçre, ezanı yasaklamıştı, Fransa da onun ardından giderek başörtüsünü yasakladı. Şimdi Avrupa meydanlarında Müslümanlar, cemaatle namaza dururken Allah arayışındaki iman hasretindeki belki Katolik, belki Protestan ve belki de ateist Avrupalılar, gelip son safta bilir bilmez şekilde yer almakta, fark etmeden kıbleye yönelmekteler. Bu manzara, her birimize çok şey söylüyor olsa gerek…
Hudutlarda Gaza Ordumuz var, Allah, onlardan râzı olsun.
Hastânelerimizde Sağlık Ordumuz var, Allah onlardan da râzı olsun.
Evlerde, iş yerlerinde ve her mekânda da Dua Ordumuz var. Yarın yeniden câmi ve mescidlerde de olacaklar. Allah, onlardan da râzı olsun.
Dualarınız kabul olsun.
Dualarında aile efradımızla birlikte bizi hatırlayanlardan da Allah, râzı olsun.
Berat Kandiliniz mübarek olsun.
Allahü teâlâ, bugün ve bu gecede kendisine el açan, kendisine yalvaran her kulunu günahlarından beraat ettirsin, mükâfatlara kavuştursun. Sevgililer Sevgilisi Muhammed aleyhisselam hatırına bu yeni tip koronavirüs “Covid-19” salgınını bütün dünyada yok eylesin. Hastalarımıza şifa, ölmüşlerimize rahmet lütfeylesin.
Yâ Rabbi,
Câmilerin cemaatsiz,
Kâbe’n tavafsız,
Peygamberin misafirsiz kaldı.
Biz kuluz, biz kusurluyuz; sen bağışlayansın.
Senden şânına yakışanı, affetmeni bekliyoruz.
Yarınlarımızı, bugünlerimizden daha güzel eyle…
Âmin…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613041 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/613041.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT