BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

SULTAN ABDÜLAZÎZ HAN ÜNİVERSİTESİ

Sultan Abdülazîz Han’ın 30 Mart 1863 tarihli fermanıyla babasız; yetim veya babalı fakat fakir çocukların tahsil yapmalarını temin için "Cemiyet-i Tedrisiye-i İslâmiye" adında bir dernek kuruldu. Darüşşafaka Cemiyetinin kurucuları Gazi Ahmed Muhtar Paşa, Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa, Sakızlı Ahmed Esad Paşa ve Trabzonlu Ali Nâki Efendi’dir. Bugün de faal olan Darüşşafaka eğitim kurumu, bu müteşebbis hey’etin gayreti ve Sultan’ın tasvibiyle hayat buldu.
Eğitim ocağı, "Darüşşefakat’ül İslâmiye" adıyla 29 Haziran 1873’te tedrisata başladı. Geniş arazisi üzerine 1953 ve 1973 yıllarında birer bina daha yapıldı. Mekke Kadısı ve Anadolu Kazaskeri Ahmed Reşîd Efendi tarafından 1777 tarihinde inşa ettirilen türbe ve dar’ülkurra bahçenin Darüşşafaka Caddesi’ne bakan tarafındadır. 1828 tarihli sebil de aynı külliyeye dâhildir. Hükûmet, 1933’te Benlizâde Külliyesini Darüşşafaka Lisesine hibe etmiştir. Buna rağmen külliyenin vakfiyesi 1974’e kadar Benlizâde Ailesi’nin elindeydi.
Tarihî bina ve müştemilatı, 1994’te Ziraat Bankasına satıldı. Lise, Maslak’a nakletti. 10 yıl kadar metruk vaziyette kaldıktan sonra Hazineye intikal etti. Bundan sonra da Millî Eğitime tahsis edildi. Tarafımızdan 1999’dan 2019’a kadar verilen hayli uzun ve meşakkatli bir mücadeleden sonra bütün bu külliye ve arazi, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Yıkılmak üzere olan Türbe de diğer eserlerle birlikte imar edilmeye başlandı.
Tarihî Darüşşafaka Külliyesi’nde bugün "Uluslararası İmam Hatip Lisesi" faaliyet göstermektedir. Bir cuma namazını da beraber kıldığımız gençler Afrika, Türkistan ve Osmanlı mülkündendir. Böyle bir eğitim yuvası muhakkak ki ihtiyaçtır. Ancak o, daha başka ve kullanılması daha kolay başka bir binada faaliyet gösterebilir. Belli ki böyle bir fikir ortaya çıkınca o esnada boş olan bu bina akla gelmiş maksada tahsis edilmiştir. Bugün daha isabetle düşünüp gereğini yapmak icap etmektedir…
Yukarıdaki kısa malumattan da anlaşıldığı gibi Darüşşafaka, 25 Haziran 1861’de tahta geçen Sultan Abdülazîz Han’ın fermanıyla kurulmuştur. Eğitim ihtiyaç ve rekabeti düşüncesiyle hareket edilmiştir. Daha ziyade harp eseri yetim ve yoksul çocuklar, devletin ihtiyacı olan sahalar için sâdık ve seçkin insanlar olarak yetiştirilmiştir. İlerideki savaşlar ve İstiklal Harbinde bu dönemde ve bu ocakta yetişmiş olan insanların hizmeti büyüktür. Bu müesseseye 1974’e kadar sadece erkek talebe kabul ediliyordu.
Darüşşafaka Sultanîsini kuran Sultan Abdülaziz, devletin borçlarını ödemeye azmetmiş ve bu yönde çalışıyordu. Ayrıca açık denizlerde olmayan bir devletin büyüyemeyeceği ve büyük kalamayacağı gerçeğinden hareketle donanmamıza bilhassa büyük ehemmiyet veriyordu. Birçok hizmeti vardır. Daha başka sebeplerle ve fakat esas itibarıyla borç temizleme gayreti ve güçlü donanma azminden dolayı emperyalizm, içeriden de yandaşlar devşirerek O’nu hedefe aldı. Midhat Paşa’nın sivil ve Serasker Hüseyin Avni Paşa’nın asker olarak başını çektikleri zalim bir cunta tarafından 30 Mayıs 1876’da önce hal edildi, sonra Fer’iye Sarayı’nda sabah namazını müteakip Kur’ân-ı kerîm okurken katledildi.
Milleti ve onun refahı, eğitimi, kalkınması ve devletin haysiyeti için şehîd olma pahasına hizmet vermiş olan bu Sultan’a borcumuzu ödeme günündeyiz. Kurduğu şehir Mamurat’ül Aziz, kısa söylenişiyle El’Aziz ismi, Erken Cumhuriyet döneminde hiçbir anlamı olmayan Elâzığ’a çevrilmiştir. Buna mukabil Erzurum ve Çanakkale’de "Azîziye Tabyaları" ve Erzurum’da Aziziye ilçesi vardır. Ancak yetmez. Şehîd padişahın adı, gençlerin şâhadetnâmesinde; diplomasında yazmalıdır. Yaşanan zamanla-tarih, dedeyle-torun buluşmalıdır.
Teklifimiz şudur:
İstanbul’un Fatih Sultan kazasındaki Darüşşafaka külliyesi "Sultan Abdülazîz Han Üniversitesi" yapılsın. Bu vefâ, bu Padişaha borcumuzdur. Hâlen binada faaliyet gösteren Uluslararası İHL daha münasip ve daha kullanışlı bir yere nakledilebilir. Ayrıca son senelerde bahçenin doğu tarafına yapılan yurt binası da mutlaka yıkılmalıdır. Oraya âdeta çakılan bu ucube, tarihî esere ters düşmektedir.
Hak eden bir insanın ismini bir yere vermek, aslında o insana bir iyilik değildir. Ahirete göçmüş Padişah veya herhangi bir kimsenin yüzlerce yere adı verilse ahiretteki durumu değişmez. Fakat bu ismi verenler, vefâ göstermiş, adil davranmış, kadir-kıymet bilmiş ve daha başka insanlar için teşvik edici olmuş olur ve elbette sevap kazanırlar.
Üniversite olmak, tarihî Darüşşafaka Külliyesi’nin hakkıdır.
Layık olanı budur.
Ruhu şâd olur.
Şehîd Padişah da böylece sıkça ve gelecek nesillerce hatırlanır. Darbelere dair başlangıç kaydı unutulmaz. Sultan Abdülazîz, Tanzimat’tan bu yana geçmiş zaman içinde darbeye, cuntaya verdiğimiz ilk kayıptır.
Ruhu şâd olsun...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618868 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/618868.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT