BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

​KARŞI MAHALLE

Türkçemizde "karşı mahalle" diye bir söyleyiş, bir tarif yoktur. Varsa da yaygın değildir. Halk, "yukarı mahalle" der, "aşağı mahalle" diye adres gösterir. "Karşı mahalle" sözünün önce sosyoloji, oradan da siyaset yoluyla dilimizde yer edişi çok yenidir. Kaynağı, sosyolog Şerif Mardin’dir... Müellifin, bu cümlesi uzunca yıllar yurt dışında olmasından dolayı Türkçe kırılmasından mıydı, bir tercüme tabir miydi yoksa bilerek ve istenerek yapılmış bir tesbit miydi? Bunun tahkikini sosyoloji ve siyaset araştırmacıları yapmalılar.

Bir şeyi daha yapmalılar:

Bu deyimin, ifadenin konuşmalarımızda, hele politik konuşmalarda tedavüle girmesi iyi mi, kötü mü olmuştur? Siyaset söylemleri, ekran tartışmaları, sütun iddialarına bakılırsa "karşı mahalle" deyimi çok da hayırlı değildir. Fikir ve aidiyetlerde bölünmüşlüğü, kamplaşmayı, ötekileştirmeyi haber vermekte dahası -sanki- hasımlığa meşruiyet aramaktadır. Bu hâliyle de tehlikelidir. "Karşı mahalle" sözü zaman zaman "öteki mahalle" şeklinde de telaffuz edilmektedir. Bu tercih, diğerinden de ürkütücüdür.

Bu ülkenin okur-yazarlarının, klavye eskitmişlerinin hazırı iktibas yerine onu tahlil edip, imbiklerden geçirdikten sonra kullanması gerekirdi. Gerileme dönemlerimizden beri bu böyle değildir. Telkin edilen sahiplenilir.

"Karşı mahalle" dendiğinde, bu tez, bir fikrî imâra dönüştürülmeye çalışıldığında ve vak’a, Türkiye merkezli bir millet üzerinde döndüğüne göre "millet" kavramını yeniden hatırlamak ve tekrar düşünmek gerekmez mi?

Milletin tarifi yapılmıştır. Ne olduğu mektep kitaplarında da mevcuttur. Kısacası; din, dil, gâye, vatan, bayrak birliği içinde olan insanların mecmuuna "millet" denir. Tam da millî devletteki millet yahut tam mukabili olmasa da ulus tabiridir.

Bu unsurların her biri var olduğu için birlikte yaşanır, paylaşılır, akraba olunur ve gerektiğinde aynı ulvî gâye uğruna ölünür. Ne var ki şu sıraladığımız vazgeçilemez değerlerin politik nefesle hırpalandığı görülüyor. Sertlik, yıkıp geçmekte, "karşı mahalle" sözleriyle aynı gök kubbe yerine farklı çatı altları sığınak olarak seçilmektedir. Bunun çok hayra olmadığını söylemeliyiz. 12 Eylül 1980 darbesi evveli "kurtarılmış mahalleler" vardı. İdeolojik coğrafi bir bölünmeydi. Vahim, tehlikeli günlerdi. Bu defa da "karşı mahalle" benimsenmesiyle politik yer kaymalarına zemin hazırlamamak lazım. Öyle olunca fikir ve duygu kopuşları yaşanmakta. Öyle ki faizin azaltılması gericilik, laiklik düşmanlığı, dinî devlete dönüş gibi tarife kalkışma abesliği bile hissedilmektedir. Hâlbuki kalkınmış memleketlerde faiz yok gibidir.

Manzaranın temel sebebi,

İstişare noksanlığı

Ve

diyalog eksikliğidir…

Mes’elenin bu tarafıyla alakalı tedbirler alınmalı, üsluplar geliştirilmeli, olması gerekenler toplum hayatına kazandırılmalıdır. Bunun formülünü Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselâm- buyurmaktadırlar. Peygamberler Peygamberi, bir arkadaşını bir yere vali veya idareci tayin ettiklerinde ona tembih, nasihat ve talimatları şu olurdu:

-Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız! Ümitlendiriniz nefret ettirmeyiniz!

Devlet dairlerinin duvarına, şirketlerin en görünen yerine yazılası zümrütten bir cümle.

Son sözden önceki söz:

Bizim hepimizin bir tek mahallemiz vardır "Türkiye mahallesi".

Son söz:

İnsan yönetimi, san’atların en zorudur...

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
622032 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/622032.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT