BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

ŞEHÎDLER MÜZESİ

Yassıada’nın eski ve yeni hâlini biliyoruz… Yeni hâliyle ismi "Demokrasi ve Özgürlükler Adası" olmuştu. Ada, tekrar kurulduktan yahut kurtarıldıktan sonra yapılan açılışta biz de vardık. Hakikaten çok güzel ve külliye ve binalar yapılmıştı. Bize kalırsa eski adı, kalmalıydı. Zira yenisi çok uzun. Buna rağmen eski isim, şöhretinden aldığı güçle halkın dilinde telaffuz edilmeye devam eder...

Yassıada, tarihî Türk mimârî zevkiyle "Yaslıada" hâlini arkada bırakırken yapılan güzel eserlerden biri de buradaki "Menderes Müzesi"dir. Merhumun çalışma masasından, hukuk kitaplarına kadar… şahsî ve aile hayatına dair birçok eşya, adını taşıyan müzede sergilenmektedir. Bunları tek tek inceledik. Ancak, bu mütevazı müze, Menderes’i kucaklayacak çap ve hacimde değildi.

Yastan kurtulan adanın açılışını Cumhurbaşkanı Erdoğan Yapmıştı.

Sn. Erdoğan bu defa da Ali Adnan Menderes’in memleketi Aydın Koçarlı’da yeni bir "Menderes Müzesi" daha açtı. Yeni müzenin maksada matuf, layıkıyla kurulmuş bir müze olduğunu hakkında çıkan haberlerden öğreniyoruz. Yassıada’daki eşyanın buraya nakledildiğini sanmayız. 1930-1961 yılları arasında siyasetin içinde olan ve keza köklü bir aile geçmişi bulunan Şehîd Başvekilin birkaç müzeye yetecek sayıda hatıra ve eşyasının olduğu bellidir…

Şu hâlde:

 Bugün itibarıyla "Adnan Menderes" ismini taşıyan iki müzemiz bulunmaktadır. Bunlar eda edilmesi gereken vefâ borçları cümlesindendir. Buna rağmen yetmez. Yetmediği içindir ki yazar Sn. Yavuz Donat, Aydın’daki açılışta Sn. Erdoğan’a bir müze teklifi daha yapmış. Adnan Menderes’in Ankara’da oturduğu evin de müze yapılmasını hatırlatmış. Teklifi dinleyen Cumhurbaşkanı "Kavaklıdere’deki mi?" diye sormuş. Bu soru teklifin isabetli bulunduğuna işaret olsa gerek.

Mevcut iki Menderes Müzesi’nden başka Ankara’da da bir üçüncüsü yapılınca merhum için eda edilmesi gereken müze borcu bitmiş olur mu?

Hayır olmaz!..

Bizi devamlı takip eden değerli okuyucularımız hatırlayacaklardır. Araştırmacılar da elektronik arşivden yararlanarak ulaşabilirler. Daha bu müzelerin hiçbiri yokken; böyle bir mesele de konuşulmazken biz, Türkiye gazetesindeki sütunumuzda Menderes Müzesini teklif etmiş, Yassıada’yı yasıyla kir ve pasından kurtarma mevzuu gündeme gelince teklifimizi zenginleştirerek tekrar etmiştik.

Teklifimiz, yapılan ve yapılacak olanlardan mekân itibarıyla farklıdır:

Malûm olduğu üzere Başvekil Adnan Menderes ile Hariciye Vekili Fatin Rüşdü Zorlu ve Maliye Vekili Hasan Polatkan’ın kabirleri İstanbul’daki eski ismiyle Vatan Caddesi yeni ismiyle Adnan Menderes Bulvarı’nın kuzey ucundaki engin bir tepenin üstündedir. Her üç merhum da aynı Selçuklu çatısı altında yatıyorlar. Çok az ötede merhum Cumhurbaşkanı Halil Turgut Özal, medfundur. Bu zevatın, varlıklarıyla kıymet kattıkları bu yerin bugünkü adı "Anıtmezar"dır.

Teklifimiz şuydu:

Anıtmezar’da münasip bir sahaya Adnan Menderes’in ismini taşıyan bir müze yapılmalı. Bugün teklifimizi tekrar ediyoruz. İsmi "Adnan Menderes ve Arkadaşları Müzesi" veya "Adnan Menderes Demokrasi Müzesi" yahut "Demokrasi Müzesi" olabilir. Bu isimler neredeyse kullanıldığına göre "Şehidler Müzesi" en makulüdür. Hepsini ihtiva eder. Bu müze, Menderes ve arkadaşları gibi Özal’ı ifade edecektir…

Şöyle diyenler çıkabilir:

-Diğer müzeler yokken buraya bir müze yapılması teklifi makuldü. Ancak; şimdi iki müze var ve belki üçüncüsü de yapılacak. O hâlde neden bir de Anıtmezar’da kurulsun?

Şöyle düşünüyoruz:

1- Menderes, 3 Bakanı ve CB Özal, buradadır.

2- Türkiye’deki üniversitelerin dörtte biri İstanbul’dadır.

3- İstanbul, nüfus itibarıyla ülke çapına kavuşmuştur.

4- İlk ve orta dereceli öğrenci sayısı da milyonlara baliğ olmaktadır.

5- Yassıada’ya gitmek, hususî bir gayret ve çaba ister.

6- Aydın ile -şayet yapılırsa- Ankara’daki müzeler, kendi şehir ve çevrelerine hizmet verirler.

7- Anıtmezar’daki müze ise hakkıyla, layıkıyla ve dünya çapında bir müze olduğu takdirde İstanbul’dan, Marmara Bölgesi’nden ve yabacılardan muazzam sayıda ziyaretçi çeker.

Bu müzeye parayla girilmeli ve elde edilecek gelirin en az yarısı şehid ve gazi çocuklarıyla öksüz ve yetim çocukların ihtiyaç ve tahsillerine tahsis edilmelidir…

Şanlı mağdurlara rahmet dilerken, vefa sahiplerine teşekkür ediyoruz.

Katillere gelince…

Millet vicdanının katlini tescil ettiği yüzkarası kişilerin alınlarında "katil" yazması kâfi cezadır.

Ahiretlerini ise düşünmek bile ürpertici!..

…..

Perşembe günkü makalemiz:

GÜRSEL VE EVREN CUMHURBAŞKANI MI?

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
622404 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/622404.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT