BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Daha çok hatırlanacaksınız

“İmam” aynı zamanda lider, önder demektir. Bu kelimeyi ilk defa Kur'ân'la duyduk ve Allahü teala, dostu Hazreti İbrahim’e “Seni insanlığa imam yapacağım” diye vaatte bulunmuştur. Ve Allahü teâlâ “Ahiret günü her insanı imamıyla çağıracağız” buyurur.
Yani dünyada hangi (imamın) izinden gittin ise, ahirette onunla birlikte olacaksın.” Bir de Müslümanların duası vardı “Allah’ım bizleri muttaki kullara imam eyle” diye. İmamlığın kıymetini anlamak için bu kadarı kâfi. Hayır, Türkiye’de cami imamı bundan farklı değil. Bizzat budur, Kur'ân'da sözü edilen imamdır. Belki kimi imamlarımız amel cihetinden makamın yerini tam dolduramıyor. Ancak bu şan, bu fazilet o makamın içeriğinde münderiçtir. İslam’da en büyük rütbe cuma namazına liderlik yapmaktır. Neden mi? Sahabe geldi “Ya Resulullah bana bir amel öğret ki onu yaparsam Cennete gideyim” deyince Peygamber Efendimiz ona “İmam ol” buyurdular. “Eğer olamazsan imama en yakın ol, namazını imamın gölgesinde kıl.” İmamlık kutsal değerlerimiz içinde üstün kılınan bir iştir. Çünkü Resulullah efendimiz de imamlık yapmıştı.
O hâlde; pandemi ile birlikte evlerinde sıkılan çocukların bir heves ve bir umutla koşuşturduğu camilerde eğitim veren imamlara çok iş düşüyor. Türkiye’nin muhtelif yerlerinden olur olmadık mesajlar alıyorum. “Abi bizim mahallenin imamı çocuklara uygun olmayan bir metotla ders veriyor” diye. Namaz sırasında sırtına çıkan küçük ve masum çocukla eğlenebilen, küçük bir çocuğun kuşu öldüğü için cenazesine giden bir anlayışın devamı olarak, ellerinde sopa bulunan imam efendilere çağrımdır! Ortalıkta dolaşan inançsızlık ateşine rüzgâr olmayın. Toplumsal bir maneviyat boşluğunun yaşandığı şu günlerde, umut yüklü olun. Deizm'e çare olamıyorsanız da, elinizdeki orta çağ metotları ile tohum atıp yeşertmeyin. Size gelen çocukların çocukluk duygularını da yaşamalarına izin verin… Sizin onları disipline etmek değil, sizi ve bulunduğunuz mekânı sevdirmek gibi yüce bir görevinizin olduğunu da unutmayın. O çocuklar yarın büyüdüğünde “Bir cami imamı vardı elinde sopa şap şup vururdu” diye hatırlamasın sizi. “Bir cami imamı vardı, bizimle oyun oynardı, bizimle kuşlara yem atardı, bize dondurma ısmarlamıştı bir gün” diye hatırlasın. İnanın daha çok hatırada siz olacaksınız o zaman inanın…
Erdi Han – Sosyolog
 
ŞİİR
 
 
ALTIN YUMRUK
 
Tokyo olimpiyatları
Gördü Busenaz’ımızı.
Boksun altın yumruğu
İşte bu Türk'ün kızı
 
Busenaz Sürmeneli
Trabzon Sürmeneli
Trabzon'u da aştı
O artık Türkiyeli
 
Ağlattın kız sen bizi,
Sevinçten ağlıyoruz.
İstiklal Marşı'mızı,
Yürekten okuyoruz.
 
Attığın her yumrukta
Duamız kabul oldu,
Ay yıldızlı bayrağımız,
Yükseklerde gururlu.
 
Türk kadınının gücünü,
Gösterin tüm dünyaya.
Çok da güzel yakıştı,
Sana altın madalya.
 
Süleyman Usta seni,
Canı yürekten kutlar.
Altın getirsin daim,
Vurduğun tüm yumruklar
 
Süleyman Usta – İstanbul
 
 
 
TARİHTEN BİR YAPRAK
 
KÖPRÜLÜ FAZIL MUSTAFA PAŞA
Köprülü Mehmed Paşa'nın küçük oğlu. 1637’de dünyaya geldi. Haziran 1680’de vezir olan Fâzıl Mustafa Paşa, 1683’te Niğbolu sancağı da verilmek suretiyle Silistre (Özü) Valisi ve Lehistan serdarı oldu. Lâkin veziriazam Kara Mustafa Paşa'nın katli üzerine bu da gözden düşerek aynı yıl serdarlıktan azil olunup, emekli edildi. Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulması için çareler arayan Sultan İkinci Süleyman, Şeyhülislâmın tavsiyesiyle 1689’da Fâzıl Mustafa Paşa'yı veziriazamlığa getirdi. Veziriazamlığı zamanında önemli işler yaptı. Rumeli’yi Avusturyalılardan kurtararak Belgrad’ı geri aldığı gibi düşmanı Tuna ve Sava’nın ötesine attı. 1691’de düzenlediği seferde Macaristan topraklarında Slankamen mevkiindeki savaşta şehit düştü. Fâzıl Mustafa Paşa, açık sözlü, riyadan hoşlanmayan bir insandı. Cesur, atılgan ve son derece cömertti. Hadis ilminde ihtisas sâhibiydi.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620270 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/620270.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT