BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Abidik gubidik senaryolar

Adı konmamış muhalif ittifakın hesabı belli…
Akşener, Gül, CHP ve HDP’den birer adayla ilk tura gitmek…
Amaç, Erdoğan’a ilk turda yüzde 50 oyu aldırmamak…
İkinci turda ise Erdoğan karşısında en yüksek oyu alan adayı desteklemek.
***
Kılıçdaroğlu’nun ‘Akşener denklemden düşmesin’ diye acınası bir hamle yapıp, 15 milletvekilini kiraya vermesindeki amaç bu…
Abdullah Gül’de ısrarın da matematiği var.
Referandumda aldıkları yüzde 49 ‘Hayır’ın yerli yerince durduğunu sanıyorlar.
Akşener ya da CHP ve HDP’den bir aday AK Parti’den oy koparamayacağı için bu görevi Gül’ün üstlenmesini istiyorlar.
Hedefleri Erdoğan’dan en az yüzde 1 oy daha koparabilmek.
‘Hayır’da eksik kalan oranı, bu şekilde tamamlayacaklarını hesaplıyorlar.
***
Göremedikleri şu ki; millet olan biteni dikkatle izliyor.
AK Parti ve MHP’nin yer aldığı Cumhur İttifakı’nda her partinin duruşu net…
En önemlisi, partilerin, üzerinde gerçek anlamda mutabık kaldığı, tartışmasız tek aday var.
Seçim sonrasıyla ilgili kimsenin kafasında soru işareti yok.
Bugün MHP’ye, “Niye Erdoğan’ı destekliyorsunuz?” diye sorsanız, verecekleri cevap belli;
‘Türkiye’nin bekası için…’
Yani, ön planda partilerin değil, ülke ve milletin menfaati var.
Bu birlikteliği haklı kılacak onlarca sebep de ortada duruyor.
Son 5 yılda yaşadıklarımız, perdenin arkasını hepimize gösterdi.
Batı, önce çapulcular, sonra FETÖ ve PKK’yı kullanarak açık açık ülkemizi işgale yeltendi, milletimiz ve vatansever güvenlik güçlerimiz hesapları tersine çevirdi.
Hemen sınırımızda PKK’ya terör devleti kurdurulmaya kalkışıldı.
Barzani’nin yaptığı referandumda, Türkiye’den toprak koparma niyeti açıkça ortaya kondu.
ABD’si, İsrail’i, Fransa’sı, İngiltere’si, Almanya’sı, Mısır’ı, BAE’si, Suudi Arabistan’ı, Erdoğan’ı devirmek için verdikleri mücadeleyi apaçık itiraf etti.
Bunlar, görünürde Erdoğan’ı yıkmayı amaçlayan, gerçekte ise Türkiye’ye diz çöktürmeyi hedef alan planları anlamamız için fazlasıyla yetti.
***
Temelleri Yenikapı’da atılan ve Cumhur İttifakı’nı haklı kılan bu sebeplere karşılık, beş benzemezi bir araya getiren muhalif ittifakın gayesi ne?
Tek başlık; ‘Erdoğan’ı devirmek…’
Hadi bir an başardılar kabul edelim...
Sonrası n’olacak?
En önemli soru; FETÖ ile mücadele…
OHAL rahatsızlığınız aslında cevabı veriyor ama, ben yine de sorayım;
30 yıldır sinsice devlete yerleşen, Erdoğan, isteklerine boyun eğmeyince Gezi’de sokak, 17/25 Aralık’ta yargı, 15 Temmuz’da askerî darbeye kalkışan, 250 sivil vatandaşımızı şehit eden, devletin bütün sırlarını Batı’ya taşıyan, ülkemize edilmedik ihaneti bırakmayan bu örgütle ilgili ne yapacaksınız?
40 yıldır başımızın belası olan PKK terör örgütü ile Batı’nın tüm baskılarına rağmen ölümüne verdiğimiz mücadele nereye varacak?
Küresel güçlerden 15 Temmuz’un intikamını aldığımız, PKK ve DEAŞ kullanılarak sınırımızda oynanan ‘Büyük Oyun’u bozduğumuz Cerablus, El-Bab, Azez, Afrin ne olacak?
Buralardaki varlığımızı korumaya devam edebilecek miyiz?
Menbiç’i de, Fırat’ın doğusunu da, Kandil’i de teröristlerden temizleyip, 40 yıllık beladan kurtulabilecek miyiz?
Kuzey Irak’ta ABD ve İsrail destekli devlet kurma hamlesine ikinci defa kalkışılırsa yine aynı dirayeti gösterebilecek miyiz?
Kudüs ve Katar’ı yutmak için yeni hamleler geldiğinde yine oyunları bozabilecek miyiz?
Özellikle savunmada yerli ve millî sanayiyi güçlendirmeye devam edecek miyiz?
Yarım asırdan fazladır engellenen ve nihayet inşasına başlanan nükleer santral projelerimiz ne olacak?
3. Havalimanı, Kanal İstanbul gibi dev projeler bitirilecek mi, yoksa Temel Karamollaoğlu’nun dediği gibi rafa mı kaldıracaksınız?
Bu liste uzar gider…
***
Türkiye için hayati öneme sahip bunca soru ortada dururken, muhalif ittifaktan şu güne kadar duyabildiğimiz tek vaat, parlamenter sistemi geri getirmek...
Yüzde 51 oy çoğunluğuyla kabul edilmesine rağmen...
Bunu nasıl yapacaksınız?
Anayasa’ya göre bu değişiklik için 600 milletvekilinden en az üçte ikisinin oyu gerekiyor.
Bu oranı rüyanızda bile göremeyeceğinize göre, hesabınız ne?
Tahminimi söyleyeyim; Anayasa Mahkemesine 16 Nisan referandumunu iptal ettirtmek.
Yani, 15 Temmuz gibi bir büyük ihaneti yaşamış milletin “Artık bu ülkeyi verdiğim oyla tek başıma ben yöneteceğim” iradesini çöpe atmak…
Ülkemizin yönetimini, en yakın örneğini 7 Haziran 2015’te gördüğümüz kirli koalisyon pazarlıklarına tekrar bırakmak…
İşin aslı; uydu vazifesi gören partilerle yeniden Batı’nın boyunduruğu altına girmek…
Vaat bu…
Batı’nın da istediği bu değil mi?
***
Kimse kusura bakmasın ama, ne Türkiye eski Türkiye, ne de bu millet, eskiden yalanlarla avuttuğunuz millet…
FETÖ ve PKK’nın ipini tutanların güdümünde yol almaya çalışan, ilke ve kural tanımayan, hiçbir zaman ülkesinin menfaatini düşünmeyen siyasetçiler istediği kadar hesap yapsın…
Bu millet, ‘kan dökmeden sistemi değiştiremezsin’ diyenlere inat istiklal mücadelesinde bunca yol katetmiş, onca şehit vermişken, abidik gubidik senaryolara kanıp, tarihî fırsatı teper mi sanıyorsunuz?
 
****************
 
Gül aday olacak mı?
 
Bu kadar sessiz kaldığına göre çok istediği belli…
Fakat işlerin istediği gibi gitmediği de açık…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşen Arınç’ın “AK Parti’ye ve onun genel başkanına zarar verecek hiçbir hareketin içinde olmam” açıklaması önemliydi.
CHP’li seçmenin gönlündeki yeri, Kılıçdaroğlu’ndan çok daha fazla olan Muharrem İnce’nin Gül’e karşı tavrı da rüzgarın yönünü belirledi.
11 yıl önce 367 krizi çıkararak cumhurbaşkanlığını engelleyen CHP’nin çatı adayı olması zaten akıl ve mantıkla izah edilir bir durum değildi…
Bunca olumsuzluğa rağmen yine de ortaya çıkacaksa…
Hay hay…
Buyursun gelsin.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
601930 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/601930.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT