BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > STOP

STOP

Bayrak kırmızı kan taşımak Bir marka; önce yaka içlerinde, ceplerin üzerinde falan denedi... Baktı ki sattı bize hepsini, sonra yeni ve daha cüretkâr ürünlerini sürdü piyasamıza...



Bayrak kırmızı kan taşımak Bir marka; önce yaka içlerinde, ceplerin üzerinde falan denedi... Baktı ki sattı bize hepsini, sonra yeni ve daha cüretkâr ürünlerini sürdü piyasamıza... ..... Hayretler içinde gördü ki bunları aldı şanlı Türk ulusu... ..... Herhalde ardından; “Ne kadar büyük olursa bunların o kadar hoşuna gidecek!..” diyerek, nah bu kadar bayraklar işlemeye başladı Türkiye için ürettiği kıyafetlerinin üzerlerine... § Nah bu kadar da; Bu “nah” ne kadar?.. Açın karışınızı iyice, açın... Hah, işte serçe parmağınızın ucundan baş parmağınızın ucuna kadar Amerikan bayrağı. Koyun karışınızı şimdi göğsünüzün üstüne, görün nereden nereye kadar geliyor... Hani öyle simgesel bir şey falan da değil... Basbayağı kırmızı beyaz çizgili ve mavi zemin üzerinde bir sürü beyaz yıldızları olan Amerikan bayrağı... ..... Ve zannediyorum ki; kendi evinde, kendi iş yerinde kendine ait bir karış boyunda Türk bayrağı bulundurmayanlardan başlayarak bu kıyafetleri giymeye de başladık... § Eskiden, her birimizin evinde, yıkanmış ve ütülenmiş duran bayraklarımız vardı; “KİM” olduğumuzu hatırlamak istediğimizde kutsal bir kitap yaprağı gibi dikkatle açtığımız... Derin derin koklayarak onda hürriyetimizi soluduğumuz... Güle benzer gülümseyişine baktığımızda, onda hakikaten kendi kanımızdan ve kendi canımızdan bir şeyler gördüğümüz... Sonra da “huzur” demek olan gölgesine girmek için, başımızın üstüne astığımız... Bayraklarımız vardı... ..... Peki nerde şimdi bayraklarımız?.. Ne oluyor bize? § Göğüslerine boydan boya Amerikan bayrağı “çakılmış” kıyafetler, şimdilik kamera önündekilerin üzerinde görülüyor... Yarın (Hakâri Dağları haricindeki) her yerde görülecek!.. ..... Niçin sadece orda?.. ÇÜNKÜ MİLLİYETÇİLİĞİ VAN GÖLܒNÜN ALTIYLA, DİCLE’NİN ARDINA TEKMELEMİŞİZ!.. ..... Yeşil-Kırmızı veya Kırmızı-Beyaz... Ama bir simge uğruna, bir renk uğruna, bir bayrak uğruna, bir karış toprak uğruna, yani bir ülke ve ülkü uğruna ölen kimse kalmamış mı; Cudi, Cilo, Mengene ve Arnas dağlarında dolaşanlardan gayrı?.. İşte bu dağlarda kalanların çocukları yarın, üzerlerinde Amerikan bayrağı işli kıyafetleriyle okul önlerinde göndere bayrak çekip, İstiklâl Marşı söyleyecekler: “Korkma!.. Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak...” ..... “Zaten korkmuyoruz ki, niye korkalım ki?..” diyecek göğüslerinde Amerikan bayrağı dalgalanan çocuklarımız... Ardından, sınıflara girecekler ve (artık kimin andı olduğunu kavrayamadıkları) “Adımız”ı okuyacaklar: “Tüüürküm, dooğruyum!..” § Ne büyük bir şaşkınlık içindeyiz, anlaşılır gibi değil... “Kimsin?” diye soran olsa, kim olduğumuzu hatırlamak için, kendi kimliğimizden kopya çekmelerin eşiğindeyiz!.. ..... “KİM” OLDUĞUMUZU KİMLİĞİMİZE BAKMADAN SÖYLEYEMEZ OLDUK!.. § Ne büyük bir şaşkınlık içindeyiz şimdi, anlaşılır gibi değil... Biz solcu olarak yetiştik; ama hiçbirimiz göğsümüzde Amerikan bayrağı taşıyarak büyümedik... Çünkü biz bu ülkenin ve ay yıldızlı bu bayrağın milliyetçileriydik! ..... Biz sağcı olarak yetiştik; ama hiçbirimiz göğsümüzde başka bir ülkenin bayrağını gezdirmedik... Çünkü biz bu ülkenin ve ay yıldızlı bu bayrağın milliyetçileriydik! ..... Biz (siyasî fikir taşımayan) futbolcu olarak yetiştik; ama her birimiz, kendi bayrağımızın üst köşesine bir de ay yıldızlı al bayrak işledik... Çünkü biz... Çünkü biz; paşasından neferine, sanayicisinden çingenesine, hatta büyük annesinden bez bebeğine kadar her birimiz BAYRAK KIRMIZI BİR KAN taşıyorduk... § Öyle bir şaşkınlık içindeyiz ki şimdi... Böyle yetiştiğimiz halde; bu kıyafetleri giyip karşımıza çıkanları... Bize bu kıyafetleri sunanları... Bu kıyafetlerden giymiş “örnek” kişileri karşımıza getirenleri (hem de bütün adreslerini, telefonlarını, e-postalarını kendileri verdikleri halde) eleştirmek ve onlara sesimizi duyurmak aklımıza bile gelmiyor!.. ..... İşte acı olan da zaten bu!.. Yani “aklımıza bile gelmeyişi” kim olduğumuzun ve hangi toprağa bastığımızın!.. ..... Anlıyor musun şimdi hangi kuyunun dibindesin!.. Ve anlıyor musunuz, hangi karanlık deliklerdeyiz! Muammer Erkul
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT