BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eylül’ün hüzün esintileri

Eylül’ün hüzün esintileri

Hüzün şarkıları, hüzün üzerine yazılar, şiirler hep ilgimi çekmiştir. Bunlarda kastedilen hüzün, eğer mutsuzluk, karamsarlık, bedbinlik gibi negatif duygular içeriyorsa ilgimi hemen çekerim. Çünkü ben bir Eylül insanıyım.



Hüzün şarkıları, hüzün üzerine yazılar, şiirler hep ilgimi çekmiştir. Bunlarda kastedilen hüzün, eğer mutsuzluk, karamsarlık, bedbinlik gibi negatif duygular içeriyorsa ilgimi hemen çekerim. Çünkü ben bir Eylül insanıyım. Hüzün, en iyi tanıdığım duygudur. Tarif etmemi isterseniz; duyguların en derini, en gizemlisi, en özgünü, buruk olmakla beraber en yapıcısıdır diye birkaç söz söyleyebilirim ama tam olarak tarif edemem. Çünkü duygular asli olarak tarif edilemez; ancak yaşanır. Gam, kasavet, keder ve umutsuzluk değildir gerçek hüzün. Yeni boyutların rehberi, ışığın tüllenişi, güneşin şefkat ve merhamet hırkasını giyişidir. Eylül güneşini nerde bulursanız hoşunuza gider; ona sığınma ihtiyacı duyarsınız. Sıcaklığının bedeninizde tatlı bir ısınma yaptığını, yüreğinize ılık ılık duygular akıttığını, düşüncelerinizi sonsuza açtığını hissedersiniz. “Zaman geçiyor... kış geliyor” diye hayıflanmaların bir ötesine sıçradığınızda başlar gerçek hüzün. Yani düşünce... Bir bakıma: “Bir ben vardır bende benden içeri” sözüne uyanıştır bu. Hüznü tanımayan (veya ona kendini kapalı tutan), yaşamayı yemek odası-yatak odası-tuvalet arasında geçen bir kısır döngü olarak algılayan, hayatını yaşamayı tepine tepine eğlenmek, gezip tozmak, gırgır, şamata ve hovardalık yapmak şeklinde yorumlayan insan, Prof. Joshua Lederberg’in tarif ettiği şekilde: “Karbon, hidrojen, oksijen, nitrojen ve fosfor atomlarının belirlediği bir molekül dizisinin oluşturduğu bir metre seksen santimlik(!) bir kütle”dir. Yani, sadece biyolojik varlıktır. Ancak hüzünle tanıştığında maddi varlığın ötesine geçen,”kendini bilme” yolculuğunda manayı kucaklayan muhteşem bir “bütün”e dönüşür. Çünkü hüzün, tefekkürün anahtarıdır. Tefekkür, eşref-i mahlukat olma serüveninin sırrı. Yani, insan olmanın gereği. Hüznü olmayan insan, bilimde ilerleyebilir mi? Bilimi insanlığın hayrına kullanmada vicdani sorumluluk hissedebilir mi? Hüzün duymayan insan, sanatkar olabilir mi? Zirvelere tırmanma ateşiyle kavrulabilir mi? Hüzünsüz hayat nedir? Şıkıdım şıkıdım. Hüzünsüz aşk, sadece “hüüüp” diye içine çekmek... Hüzünsüz vuslatlar, seviyeli birliktelik! Hüzünsüz ayrılıklar, başka baharlardan kam almak için ilişkileri askıya almak...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT