BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mümtaz Turhan’dan Nimet Özdaş’a Nimet Özdaş’dan da Asaf Savaş’a

Mümtaz Turhan’dan Nimet Özdaş’a Nimet Özdaş’dan da Asaf Savaş’a

Sonradan “Garplılaşmanın Neresindeyiz” adıyla bu görüşlerini kitaplaştıran Mümtaz Hoca geri kalmışlığımızın sebeplerini bir bir sıralamış, bilimsel yöntemlere dayanarak bunun çarelerini gündeme getirmişti.. Seçkin bir kadroya ihtiyaç vardı..



Rahmetli Mümtaz Turhan Hoca 1950’lerde gerekli yatırımlar yapıldığı takdirde Türkiye’nin 20 yılda kalkınabileceğini, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşacağını söylemişti. Mümtaz Hoca’nın bu görüşleri Cumhuriyet Gazetesinde yayınlandığı zaman, aydın çevrelerde heyecanla karşılanmıştı. Böyle bir bilim adamımızın öğrencisi olmak bize gurur veriyordu. Sonradan “Garplılaşmanın Neresindeyiz” adıyla bu görüşlerini kitaplaştıran Mümtaz Hoca geri kalmışlığımızın sebeplerini bir bir sıralamış, bilimsel yöntemlere dayanarak bunun çarelerini gündeme getirmişti.. Seçkin bir kadroya ihtiyaç vardı.. Mümtaz Hoca Türkiye’nin sosyal yapısına ve Batılılaşma hareketine bilimsel açıdan bakan gerçek bir bilim adamıydı.. Muhterem Hocamız ortaya koyduğu görüşlerle yalnız üniversite camiasında değil, basında ve aydın çevrelerde de seviyeli tartışmaların yapılmasına öncülük etmişti.. Biz gençler o heyecanlı yıllarımızda hocamızın önerdiği bilimsel yatırımlarla 20 yılda kalkınacağımıza inanıyor ve mutlu bir geleceğin bizi beklediğini, “Büyük Türkiye” rüyasının gerçekleşeceğini düşünüyorduk.. Şimdi 2000’lerdeyiz.. Aradan hemen hemen 50 yıl geçmiş “Büyük Türkiye” rüyası bir türlü gerçekleşememiş; bırakın o hayalleri, bazı üçüncü dünya devletlerinin bile gerisinde kalmışız. 1950’lerin başlarında Norveç’in milli geliri 3000 dolar iken bugün 40.000 dolara yükselmiş, bizim millî gelirimiz ise hâlâ 3000 doların altında duruyor.. Neden bu duruma düştük? Bunun için birçok sebepler sayılabilir.. Ancak ana sebep Mümtaz Hoca’mızın ısrarla üzerinde durduğu bilimsel yatırımlara gerekli yatırımı, gerekli önemi göstermemiş ve seçkin bir kadro yetiştirememiş olmamızdı.. Bugün bile bilimsel araştırmalara bütçemizden ayırdığımız para %1 nisbetindedir.. Geçmiş 50 yıl içerisinde gelen her iktidar, programlarında bilimsel araştırmalara daha fazla yatırım yapacağını vadetmiş olmalarına rağmen uygulamada bu vaadler yerine getirilmemiştir. Bu iktidarların başarısızlıklarının bir sebebi de bilimsel araştırmalara yapılacak yatırımların da bir bilim meselesi olduğunu idrak edememiş olmalarındandı.. Bilimsel yatırımların da bir bilimsel programla uygulanabildiği takdirde verimli olacağını düşünememişlerdi. Düşünenler çıkmamış mı; çıkmış.. 12 Eylül 1980 sonrası Ulusu Hükümeti zamanında Türkiye’de ilk defa bir bilim politikasına ihtiyaç olduğu düşünülmüş; ana prensipler tesbit edilmiş, hedefi belirlenmiş, öncelikler ve zorunlu sistemler ele alınmış ve kanun hükmünde bir kararnâme ile yürürlüğe konulmuştur.. Bu olumlu gelişmede Ulusu kabinesinde Devlet Bakanı olan Prof. Nimet Özdaş’ın ciddî ve ısrarlı tutumunun büyük payı olmuştur.. Sayın Özdaş da 1983’te Ortaya koyduğu Türk Bilim Politikası adlı eseriyle, şartlar yerine getirildiği takdirde 2 yılda kalkınacağımızı ve çağdaş uygarlık seviyesine ulaşacağımızı açıklayan detaylı bir çalışmayı ortaya koymuştu. O da “Yetiş seçkin kadrolar” diyordu. Hemen hemen aradan 20 yıl geçmiş, kalkınmamız kalmış, millî gelirimiz 1950’lerde olduğu gibi yerinde saymıştır.. Demek ki 50 yılda biz kalkınmayı başaramamışız. Oysa bilim adamlarımız hâl⠓yaygın eğitim” mi, “seçkin eğitim” mi tartışmasını yapıyor.. Rahmetli Turhan hoca, 50 yıldır “seçkin eğitim” deyip durduk.. Dün akşam özel bir kanalda Asaf Savaş Akad da seçkin eğitime önem vermediğimiz için başarılı olamadığımızı anlatıyordu.. Okur-yazarımız çok, ama onları üretken hale getirecek seçkin insanlarımız az.. Ben 50 yıllık bir dram diyorum, aslında 250 yıllık bir trajedi.. Yavuz Bülent Bakiler’in 2 kitabı Büyük şair ve edibimiz Yavuz Bülent Bakiler’in bugüne kadar Elçibey hakkında yazılan yazıları biraraya toplayan ve “Size” dergisi tarafından yayınlanan eserini mutlaka okumalısınız? Ayrıca yine Bakiler’in şiirlerini ihtiva eden ve Türk Edebiyatı Vakfı tarafından yayınlanan eserini de mutlaka okumanızı ve onun kendine has üslup ve estetiğini ve sevgili Ergun Göze’nin “bu şiirlerin bizdenliği şah damarımızdaki kan gibidir -bu şiire- bu şaire bu kalemden saygı?.. Borcumun kölesiyim” diye övdüğü bu eserini bir daha, bir daha içinize çekmelisiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT