BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Müslüm Dede’nin kendine gelmesi bir hayli zaman almıştı... Kendine gelincede kızı Ayşe ve damadı Durmuş’un başına geleceklere kafa yormaya başlamıştı. Bir imkan olsa da Durmuş’a haber verebilse iyi olurdu...



Tutuklatmalıydı bu zalimi... Müslüm Dede’nin kendine gelmesi bir hayli zaman almıştı. Kendine gelincede kızı Ayşe ve damadı Durmuş’un başına geleceklere kafa yormaya başlamıştı. Bir imkan olsa da Durmuş’a haber verebilse iyi olurdu. Zira Abuzer doğruca kasabaya gidip onları sıkıştıracaktı. Hiç olmassa karakola haber verip de haneye tecavüzden tutuklatmalıydı bu zalimi...  Hüseyin küçük gecekonduda üzerinde kimbilir kimlerin yattığı eski yatağa uzanmış beyhude geçen yıllarını düşünüyordu. Bir hiç uğruna toprağa giden İbrahim ve hapiste geçen koskoca 8 yıl... Akçakoca düzündeki kavga canlandı hafızasında. İbrahim’in dağları yırtan feryadı çınladı kulaklarında. Sonra büyük fokurtularla ağzından saçılan köpükler büyüdü gözünde. Kan tutan Abuzer’in ayaklarının bağı çözülmüşcesine yere yığılışını yeniden görür gibi oldu. Bundan böyle büyük bir kaçış içinde olacaklardı Koca şehirde hiçbir hemşehrisine görünmeyecekti. Bulunduğu yeri kimseler bilmemeliydi. Yarın sabah yılların özlemi diniyordu. Canından çok sevdiği ailesi geliyordu yanına. Ailesiyle bundan böyle mutlu bir hayat sürecekti. Henüz bir iş bulmamıştı ama. Ercan Bey “sana bir iş uydururuz” demişti. Büyük bir iş adamına benziyordu Ercan Bey. Koskoca ofisi vardı. Telefonların ahizesi bile altın kaplamaydı. Herhalde onun yanına giderse iş problemi derhal çözülürdü. Hem onun yanına girerse Abuzer dünyada bulamazdı onları. İstanbul’daki hemşehrileri umumiyetle kırsal kesimde oturuyordu. Boğaz’daki bu lüks semtlere dünyada gelemezlerdi... Hüseyin hayal dünyasında gezinti halindeyken bahçe tarafında ayak sesleri ve çocuk gürültüleri işitmişti. Çocuklar bahçede oyun oynuyor olmalıydılar diye düşünüp aldırış etmedi. Uzunca bir müddet sırt üstü yatmasına devam etti. Bahçedeki çocukların sesleri kesilmemişti. Ayağa kalkarak pencere kenarına geldi. Perdeyi hafifçe aralayarak bahçeye bir göz attı. 5 çocuk ellerindeki poşetin içine kafalarını sokuyor, bir müddet öylece bekleyip sonra yere uzanıyorlardı. Bu zamana kadar böyle bir şeye tesadüf etmemişti. Çocuklar belli ki poşetteki bir maddeyi koklayıp kendilerinden geçercesine yere uzanıyorlardı. Elbette ki iyi bir iş işlemiyorlardı. Bu yaştaki çocukları başı boş bırakmak doğru değildi. Dışarı çıkıp onlara nasihat vermek gerekliydi. Kötü bir alışkanlık ömür boyu pişmanlık oluyordu... Yavaşca kapıyı açıp dışarı çıktı. Çocuklar sanki başka bir dünyada gibiydiler. Hüseyin’in yanlarına geldiğinin farkına bile varamadılar. Bir müddet onları seyretti... * DEVAMI YARIN Yazan: KEMAL ARKUN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT