BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tiyatro şarkıları

Tiyatro şarkıları

Otobüsümüz, köşeyi döndüğü an, aşina bir müzik parçası duyuldu. İvanoviç’in ünlü Tuna Dalgaları. Sonra hayran olduğumuz küçük, ama çok küçük bir nefesli sazlar orkestrasını gördük. En büyüğü 13-14 yaşlarında, mini bir orkestra üyelerini hayranlıkla, takdirle izledik.. Orkestra Şefi İsmet Demirel’in “çocukları!”



Otobüsümüz, köşeyi döndüğü an, aşina bir müzik parçası duyuldu. İvanoviç’in ünlü Tuna Dalgaları. Sonra hayran olduğumuz küçük, ama çok küçük bir nefesli sazlar orkestrasını gördük. En büyüğü 13-14 yaşlarında, mini bir orkestra üyelerini hayranlıkla, takdirle izledik.. Orkestra Şefi İsmet Demirel’in “çocukları!” Şile’nin en güzel bir yerinde anfi şeklinde bir tiyatrodaydık. Orkestra elemanları Şehir Tiyatrosu sanatçılarıydı.. Uzun süren bir hazırlıktan sonra konser başladı.. AYŞEM.. Muhlis Sabahattin Bey’in bu ünlü eserinin ilk melodileri, bizi yıllar öncesine götürdü. Galatasaray’da yatılı öğrenciyken, yaz döneminde rahmetli validemin Belediye Ebesi olarak görev yaptığı Ordu’ya giderdik. Ve böyle bir gidişte belediye binasının önündeki parkta telaşlı bir heyecan vardı. “Celâl Sahi Operet Tiyatrosu’nun sanatçıları” bir konser verecekmiş. Ve öyle oldu. Ancak bir saz heyetinin sığacağı büyüklükteki sahnede on sanatçı vardı. AHMET Opereti’nin ünlü “Canım Ahmet” şarkısı söylendi.. Ertesi gece Belediye ve vilayet memurlarından bir “heyet” görevi aldı. “Bâki kalan kubbede bir hoş sed┠imiş. Biz de buna inandık. Birsen Kaplangı-Turgut Arsever aynı şarkıyı söylüyorlardı. Ve biz Karadeniz’in dalgalarının sesleri arasında, yıllarca evvel dinlediğimiz bu nefis şarkıyı dinledik. Sonra aynı operetten SEN ÇOK YAŞA AYŞE şarkısını güçlü seslerden dinledik. Gene zaman zaman Ordu’ya döndük. Üçüncü şarkı, meşhur Çalıkuşu ve öğretmen FERİDE’nin ansına gene rahmetle andığımız Esin Engin’in enstrümantal bir eseri.. Sonra BİR ATA KRALLIK’ta bir bölüm dinledik. Bu güzel şarkıyı dinlerken bir olayın hikâyesini hatırladık. Oyun Londra’da oynanırken aktör Suolivan haykırır “Bir at yok mu.. Yok mu” Üst balkondan gür bir ses duyulur: “At yok, eşek olmaz mı?” Aktör, oyunu bozmadan cevap verir. “Olur efendim kapıya gelin..” Ve geceye damgasını vuran üç sanatçı.. Evvelâ Kaldırım Serçe’den ünlü Padam Padam.. Bu şarkıyı Aylâ Algan, gene kendine özgü bir üslup içinde, mükemmel seslendirdi; sanki oyunda bir tirat okur gibiydi. Sonra.. SUNA PEKUYSAL ve ZİHNİ GÖKTAY.. Ve beraberinde tekrarlanan Lüküs Hayat.. O gece yıllarca alkışladığımız, yürekten sevdiğimiz Suna Pekuysal yeniden ve tekrar doğdu. Eskimeyen, yıpranmayan, zaman geçtikçe çoğalan, yücelen bir güçle yeniden doğdu.. Uzun uzun alkışlandı, tekrar tekrar çağrıldı. Unutmadan bir hususu da söyleyelim. SUNA TANGOSU, Suna Pekuysal’ın güzel sesi, sanki kendi adına bestelenmiş bu tangoyu aynı değer ölçüleri içinde söyledi.. Şehir Tiyatroları’nın saygıyla karşılanan davranışı da şu: “Bir Şile Turnesi”nde elim bir kaza sonucu ölen aktör Osman Görgen’in hatırlanması ve broşürde bir fotoğrafının kullanılması.. Bu geziyi hazırlayan Şükrü Türel’i, koordinatör Üstün Akman’ı ve Emine Güngör’ü kutlamak istiyoruz. Orkestrayı ve konseri düzenleyen Pelin Atakan ve Neşe Erçetin Atakan’ı da unutmamalı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT