BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Okul hasta etmesin

Okul hasta etmesin

Okulların açılmasıyla birlikte nezle, orta kulak iltihabı, sinüzit, anjin faranjit ve larenjit gibi “okul hastalıkları” da çoğalmaya başlıyor



Okullar açıldı. Her sabah, çocuğunuzu servise bindiriyorsunuz veya elinden tutup okula götürüyorsunuz. Ancak içinizde hem mutluluk, hem de endişe var. Çocuğunuz, geçen sene yakalandığı anjin ve orta kulak iltihaplarını, bu yıl da yaşayacak mı diye endişe ediyorsunuz. Evet... Okulların açılmasıyla birlikte nezle, orta kulak iltihabı, sinüzit, anjin, faranjit ve larenjit gibi “okul hastalıkları” da çoğalmaya başlıyor. Bunun sebebi; kalabalık ve kapalı ortamlarda birlikte yaşayan çocukların hastalığı biribirlerine kolayca bulaştırmaları ve çok değişken hava şartları sebebiyle vücut dirençlerinin düşmesidir. Ayrıca okulda geçen sürelerde, terleme ve soğuk su içme gibi hastalığa zemin hazırlayan olumsuz gelişmeler konusunda anne-baba kontrolü imkansızlaşmaktadır. Mesela; nezle ve buna bağlı burun tıkanıklığı, çocuklarda en sık görülen rahatsızlıklardır. Ancak, nezle deyip geçmemek ve bu hastalığı hafife almamak gerekiyor. Nezleden kurtulmak veya verdiği sıkıntıları azaltmak için önerilen ilaç, damla veya spreyler de 2-3 günden fazla kullanılmamalıdır. Ancak bu tür rahatsızlıklar, okullarda sık sık tekrarlandığı ve zaman zaman salgına dönüştüğü için çok sık aralıklarla antibiyotik kullanmak da doğru değil. Bu sebeple şifalı bitkilerle hazırlanmış formüllerden istifade ederek bu rahatsızlıkları önlemeye çalışmanın çeşitli yararları vardır. Hiçbir yan tesirlerinin olmayışı ve hastalıkları önleyici özellikler taşıması bu formüllerin önemini daha da artırıyor. Bu yüzden bugün; okul çağındaki çocukların en çok yakalandığı hastalıkları ve hastalıklarda kullanılabilecek formülleri ele almak istiyoruz. Nezle: Nezle ve buna bağlı burun tıkanıklığı, çocuklarda en sık gördüğümüz belirtilerdendir. Nezle iyi tedavi edilmediği zaman orta kulak iltihabına, sinüzite veya bronşite yol açabilir. Aslında yapılacak şey basittir. Burun açıcı ilaçlar şurup veya damla olarak 2-3 gün kullanılmalıdır. Antibiyotiğe hemen başlanmamalı, ateş düşürücü ve ağrı kesiciler kullanılmalıdır. Orta kulak iltihabı: Çocukluk çağında en sık görülen hastalıklardandır. İleride kalıcı işitme kayıplarına neden olabilir. Ağrı şiddetli ve zonklayıcı tarzdadır ve çocuk fısıltıları, o taraf kulağından duymakta zorluk çeker. Ateş, 38-38.5 civarındadır. Kulak zarının kızarık olması veya bombeli olması teşhisi kolaylaştırır. Sinüzit: Burun tıkanıklığı ve iltihaplı akıntının yanında, yüz kemiklerinde şiddetli ağrılar başlar. Ağrı, baş öne doğru eğilince artmaktadır. Göz yaşarması, göz etrafındaki şişlik, 38’i geçmeyen ateş diğer belirtiler arasındadır. Tedavi, antibiyotikler ve burun açıcı ilaçlarla yapılır. Tedavi süresi 10 günden az olmamalıdır. Anjin: Anjin, ateşli boğaz ağrısı, bademciklerin şişip üstlerinin beyaz iltihap odaklarıyla kaplanması durumudur. Tedavisinde bazı penisilin türü antibiyotikler dışında, bazen de kortizon kullanmak gerekebilir. Faranjit: Faranjit bulaşıcıdır. Hafif ateşle başlar, burun tıkanıklığının yanında burun arkasına akıntı, boğaz mukozasında yer yer kızarıklıklar ve iltihaplı salgılar görülür. Kendiliğinden 4-5 gün içinde geçen faranjit genellikle viral bir hastalık olduğundan antibiyotik kullanılması şart değildir. Ama ateş 2 günden fazla sürerse antibiyotik verilebilir. Larenjit: Larenjit her yaşta görülebilen bir hastalıktır. Virüsler de mikroplar da gırtlağı ve ses tellerini iltihaplandırabilir. Ses kısılır, ateş pek yükselmez. Tedavisi ise antibiyotik ve solunum zorluğuna bağlı olarak da kortizondur. Şifa reçeteleri ¥ 4 bardak suya; 3 tutam okaliptüs yaprağı konur. Kaynarken çıkan buharı teneffüs edilir. Sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir. ¥ 1 kahve fincanı ılık suya; 10 damla limonsuyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra burna çekilir. ¥ 2 su bardağı çiğ süte; 1 tatlı kaşığı ada çayı konur. Kaynatıldıktan sonra 20 dakika bekletilip, süzülür. Yatarken içilir. ¥ 1 su bardağı dolusu rendelenmiş kuru soğan, 1 çay bardağı süzme bal ve 2 su bardağı üzüm suyu karıştırılır. Temiz bir kavanoza doldurulduktan sonra ağzı kapatılıp, 15 gün bekletilir. Günde 3 kere, birer tatlı kaşığı içilir. ¥ 2 baş kuru soğan ve 3 diş sarımsak, ince ince kıyılır. Üzerine 2 su bardağı çiğ süt konup, 15 dakika kaynatılır. Yarım saat bekletildikten sonra süzülür. Suyuna; 1 çorba kaşığı süzme bal ilâve edilir. Saat başı, birer çorba kaşığı içilir. Çok etkili bir terkiptir. Müzminleşmemiş nezleyi en kısa zamanda geçirir. ¥ 4 bardak suya; 1 limon (kabukları ile) 2 çorba kaşığı kuru nane ve 2 çorba kaşığı adaçayı konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna, 1 çorba kaşığı süzme bal ilâve edilir. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir. ¥ 10 bardak suya; 4 çorba kaşığı papatya çiçeği, 2 tane ince ince doğranmış küçük kereviz, 4 çorba kaşığı dövülmüş dereotu tohumu ve 5 tane kuru incir konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir. Kulak çınlaması hastalık habercisi Kulakta oluşan çınlama rahatsızlığı birçok hastalığın habercisi olabiliyor. Çınlamanın işitme kaybı ile birlikte ortaya çıkması durumunda hastanın orta kulak, iç kulak ve işitme merkezi açısından muhakkak kontrol edilmesi gerekiyor. Uzmanlara göre; 2 tip çınlama bulunuyor. Objektif çınlamada rahatsızlık damarsal hastalıklardan ya da enfeksiyonlardan kaynaklanabiliyor. Subjektif çınlama ise beyindeki işitsel yollarda meydana geliyor. Dış kulakta enfeksiyon, tümör, orta kulakta zar yırtılması, sıvı toplanması ve damar problemleri bu tip çınlamaya yol açabiliyor. Bunların dışında ilaçlar, stres ve ruhsal bozukluklar da çınlamayı ortaya çıkarabiliyor. Tedavide kas gevşeticilerinin yanısıra vitaminler de kullanılıyor. Gevşeme egzersizleri yaptırılıyor. Çınlama özellikle gece yatarken yoğun olarak hissedildiği için çınlamanın duyulmasını engelleyecek düzeyde müzik dinlenmesi öneriliyor. Basit kulak çınlamalarında aşağıdaki reçete uygulanbilir: *2 su bardağı sirke kaynatılır. Çıkan buhar kağıttan bir huni yardımıyla kulağa verilir Pırasa ile cildinize tazelik ve parlaklık Manav tezgahlarında boy göstermeye başlayan pırasanın sadece bir besin maddesi değil aynı zamanda cilt için son derece faydalı bir sebze olduğunu biliyor musunuz? Evet pırasa cilt bakımında çok etkili ve faydalı bir sebzedir. İki tane pırasanın beyaz kısımlarını ince ince kıyın. Bir bardak sütle birlikte on dakika pişirin. Lapa haline gelen pırasaları ılık halde temiz cildinize sürün. 20 dakika bekledikten sonra cildinizi gül suyu ile temizleyin. Kısa sürede cildinizin parlak ve canlı bir görüntüye kavuştuğunu farkedeceksiniz. Hastalıklar ve çareleri Bol salata, şeker riskini azaltıyor Amerikalı araştırmacılar, bol bol salata yemenin, şeker hastalığına yakalanma riskini azalttığını tesbit etmişler. Real Age Araştırma Grubu’ndan yapılan açıklamada, salatada kullanılan marul gibi yapraklı sebzeler ile diğer besinlerin, kan şekeri seviyesini kontrol ettiği belirtiliyor. Araştırmacılar, salatada kullanılan sebzelerin bol vitamin ihtiva ettiğini, bol salata yiyenlerin kalp hastalıkları riskinden de uzaklaştığını kaydediyorlar. Bilim adamları, bol bol salata yiyenlerin, salatayı az tüketenlere göre ortalama 10 yıl daha genç kalabildiğini öne sürüyorlar. Şeker için faydalı olan diğer bitkilerden bazıları ve kullanılışı şöyle: Zeytinyağı: Yarım litre sıcak suya 2 çorba kaşığı (yaklaşık 30-40 gram) kıyılmış taze zeytin yaprağı koyun. 20 dakika bekledikten sonra süzün. Yemeklerden 10 dakika önce birer çay bardağı içilir. Maydanoz: 3 demet maydanozu iyice yıkandıktan sonra ezdirip bir litre sıcak suyun içine koyun. Yarım saat kadar bekledikten sonra ince bir tülbentten süzün. Üzerine bir bardak yeni sıkılmış limon suyu ekleyin. Elde ettiğiniz karışımdan her sabah aç karnına birer çay bardağı için. Isırganotu, okaliptus yaprağı, tere: Bunlardan herhangi biri, çay gibi demlenerek günde 3 defa bir çay bardağı içilir. Yogunluktan doğan bel ağrıları Adıyamanlı okuyucumuz Hüseyin Korkut, mektubunda; fazla yorulduğu zaman belinde ağrılar olduğunu belirterek kendisine faydalı olacak bitkisel tedavi formülleri yazmamızı istiyor. Okuyucumuzun isteğini yerine getiriyoruz. Yorgunluktan doğan bel ağrılarının tedavisine yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanabilir. * Bele; dört kat lahana yaprağı konur, üstü sıkıca sarılır istirahat edilir. * 300 gram toz kükürt; temiz bir bezin içine konur. Ağrıyan yerin üstüne ısıtılmış yünlü bir bezle birlikte sarılır. İstirahat edilir. * 1 su bardağı zeytinyağı, ısıtılır. Ilık ılık bele sürülür. İyice ovulur. Üstüne yünlü bir bez sarılır. İstirahat edilir. * Yarım kalıp kullanılmamış beyaz çamaşır sabunu rendelenir. Üzerine 2 çay bardağı gülsuyu ve 2 yumurta ilâve edilir. İyice karıştırılır. Sonra, temiz bir tülbente konup, bele sarılır. İstirahat edilir. * 4 bardak suya, 2 avuç meşe kabuğu konur. 15 dakika kaynatılır. Kaynak suya batırılıp iyice ıslatılan temiz bir bez, bele sıkıca sarılır. * Bele dolanacak kadar uzun bir bezin, bele gelecek kısmına zift sürülür ve bele dolanır. * Bir tencere su kaynatılır. Kaynar suya batırılan bir bezle ağrıyan yere kompres ve masaj yapılır. Sonra ağrıyan yere bir avuç kirli koyun yünü konup, sıkıca sarılır...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT